✿ Kitap Eleştirisi: Üç Ölümsüz : Andre Suarez ✿

2.5.16

Merhaba!

Yeni yazıma hoşgeldiniz! Sizlerle bu güzel günde okuduğum son kitap olan ve de Fransız yazar Andre Suarez'in kaleminden çıkmış olan bir güzel eseri paylaşmak istiyorum. Nihayet okudum bitirdim ve sizlere de olumlu ve olumsuz yorum ve görüşlerimi sunacağım, hemen başlayalım...
*
Kitabımız, Hece Yayınları'ndan çıkma ve yaklaşık olarak 247 sayfa...


Bu kitap benim Hisarcık'da kütüphaneden okumak üzere ödünç aldığım kitaplardan biriydi, daha doğrusu içlerinde okuması zor olabilir diyerekten okuma listemde başlara aldığım bir kitaptı, çok doğru da yapmışım doğrusu! Kütüphaneden aldıklarım arasında en başa zor olanları ya da zor gözükenleri alıyorum ki sonlara kolay ve zevkli kitaplar kalsın :)
*
Hece Yayınları'nın 'inceleme' olarak sunduğu bu güzel eser, ince uzun ve dikdörtgen bir tasarıma sahip, sayfaları da öyle. Ön kapakta üç ölümsüzümüzün portreleri kolajlanmış ve kitap ismiyle harmanlanmış. Nefti yeşil renk de kitaba asalet katmış bence, arka kapakta ise yazara ve kitaba dair çok beğendiğim bir paragraf paylaşılmış, öyle bir paragraf ki kitabı benim size anlatmama gerek kalmadan özetleyecek bir paragraf. Kim yazdıysa emeğine sağlık diyorum, ben de zaten arka kapağı okuduktan sonra ve de elbette Tolstoy adını gördükten sonra kitabı okumaya karar verdim ^^


Kitabımızın biçimsel özelliklerine de kısaca değinmek istiyorum: İlk sayfada yazarımızın ve de çevirmenimizin kısa birer paragraflık tanıtımları yer alıyor, ikinci sayfada kitap isminden sonra, arka kısmında editör vs. bilgileri yer alıyor, dördüncü sayfada ise şahane bir İçindekiler bölümü var, özellikle buna bayıldım, yazar ve şair isimlerine göre bölümlere ayrılmış ve alt başlıkları da sunulmuş, devamındaki sayfada ise büyükçe bir Tolstoy yazısından sonra başlıklar halinde kitaba giriş yapılıyor. Üç yazar anlatıldığından, kitap üç bölüm halinde sunulmuş, yazarların bölümleri altında da alt başlıklar mevcut. Tolstoy bölümünde, 26 alt başlık var; Tolstoy yaşıyor, Tolstoy'a Göre Tolstoy, Tolstoy'da Derinlik gibi. Baudelaire bölümünde ise, 11 alt başlık mevcut; Baudelaire ve Elem Çiçekleri, Anlatım Biçimleri, Sanat, İç Hayat, Seyahate Davet gibi. Son olarak Cervantes bölümünde16 bölüm var; İspanya İçin, Don Kişot'un Özgürlüğü, Dulcinee'yi Ziyaret, Savaş, Güzellik gibi.


Kitabımızın konusuna gelecek olursak, bir nevi biyografi niteliği taşıyan kitabımız üç adet değerli yazar ve şairin yazar tarafından çeşitli özellikleriyle değerlendirildiği ve tartışıldığı bir konuya sahip. Yazar gözüyle bu değerli insanlar hayatlarındaki kilit açılarla, kilit yaşantı ve düşüncelerle değerlendiriliyor, tartışılıyor ve okura aktarılıyor. Bu arada elbette bu değerli insanlara dair çok yeni ve çeşitli bilgiler de öğrenmiş oluyorsunuz, özellikle karakter ve kişilik özellkleriyle özel hayatlarına dair.
*
Sayfa sayısı az gibi gözükse de kitabımızın puntosu oldukça küçük bu sebeple aldanmamanızı tavsiye ederim. Tabi bu Hece Yayınları'nın seçimi, farklı yayınevlerinden bulursanız bu kitabı, durum değişebilir. Ancak bu küçük punto biraz göz yorucu olmuş, her ne kadar punto ve yazı stili birlikteliğini çok başarılı ve naif bulsam da yine de yorucu bir okumaya neden olduğunu inkar edemeyeceğim. Bu açıdan herkesin okuması için de uygun değil, zaten böyle bir kitabı bence sadece meraklıları okur diye düşünüyorum. Ben de bir Tolstoy hayranı olduğumdan okumak istedim zaten :)


Kitabın konusu aslında çok güzel, yani ben yazarların özellikle de büyük yazar ve şairlerin hayatlarını okumayı çok severim, daha önce de Jules Verne'i okumuştum ancak ben objektif ve oldukça nesnel biyografileri seviyormuşum bunu anladım. Bu kitapta yazarların hayatlarına dair bilgiler beklerken, daha çok yazarın bu büyük dehalara karşı olan düşünce fikir ve yorumlarını okumuş oldum ve bunu pek sevemedim. Zaten üslup inanılmaz zordu, bilemiyorum artık çeviriden dolayı mı böyle ama üslup oldukça felsefikti ve anlaşılması zor cümlelerden oluşuyordu. Bu nedenle kitabı farklı hayal ederek okumak istediğimi söyleyebilirim.
*
Bu kitapla birlikte yeni bir şeyi daha anladım: Sanırım ben Fransız yazarlarla anlaşamıyorum ve anlaşamayacağım. Daha önceden de Balzac'ın Vadideki Zambak ve Köylüler kitaplarını okumuştum bu ikinci Fransız yazarım ve ben fark ediyorum ki hepsinin üslubu felsefik. Cümleler ve paragraflar dolusu felsefe bence her kitaba gitmiyor. Böyle yapacaksanız tamamı felsefeden oluşan bir kitap yazın ve felsefe severler ya da cümle cümle düşünmeyi sevenler okusun. Ama ne yazık ki olay romanlarında düşünce olayını biraz abartıyorlar ve ben bunu sevmiyorum. Fransız yazarlara karşı bir önyargım oluştu :(


Kitabı çok zor okuduğumu sanırım söylemeliyim ve sizleri de kitaba karşı uyarmalıyım. Ha kitabı sevmedim mi asla öyle bir şey söz konusu değil. Benim için Cervantes ve Tolstoy gibi özel iki ismi içerisinde isim olarak barındırması bile değerlenmesine yeter, o nedenle çok sevdiğim ve favorilerimde herkese önerdiğim bir kitap benim, sadece okurken zorlandım, her cümlede felsefe her cümlede felsefe beni biraz yordu, özellikle kafanız günlük yaşantınızla ya da farklı şeylerle doluyken okumanız inanılmaz zorlaşıyor. Kolay bir kitap değil.


Kitapta Tolstoy'a ayrı bir hayranlığı olan yazarın seçimi olarak sanırım ilk yüz elli sayfa çok değerli üstada ayrılmıştı, ki hayranlıkta ben de en az yazar kadar varımdır kendisine. Dostoyevski, Turgenyev, Tolstoy benim için özel yazarlar, Rus yazarlara ayrı bir hayranlığım var daha doğrusu. Bu nedenle bu duruma sıkılmadım, hatta sevdim ve çok severek okudum diyebilirim. Yazar, burada Tolstoy'u gerçekten her yönüyle ele alıyor, seçimleri, yüksek ruhu, gururu, düşünce ve fikir sistemi, eserlerine verdiği önem, eserlerindeki karakter seçimleriyle kendi hayatı arasındaki ilişkiler, çok önemli birkaç eseri, Anna Karerina, Savaş ve Barış gibi, bu eserlerde işlediği kavram ve ahlak sistemi, Tolstoy'un savaşa, barışa, ahlaka ve Hristiyanlığa bakış açısı, Tolstoy'un kiliselere, İsizme ve hayata bakış açısı da yine söz edilenlerden, tartışılan ve yorumlananlardan.


Baudelarie ve Cervantes ise kitapta daha az yer kaplıyor, son yüz sayfada her iki yazar ve şairi de işlemiş yazarımız, Baudelaire Fransız, Cervantes ise İspanyol, Tolstoy'un ise Rus olması da dikkatinizi çekmeli. Yazar nedense kendi vatandaşına daha bir az yer vermiş, değer sırasına göre yazmış sanırım, en büyük yer deha Rus'un, hayranlık dolu bir tanıtım İspanyol yazarın, son olarak en kısa bölüm ise Fransız şairin. Ama elbette ki Tolstoy bir üstad, şaşmamalı belki de!
*
Kitabın üslubunu ve puntosunu herkese uygun bulmadığımı söylemiştim, bu nedenle herkese önerebileceğim bir kitap olmadı bu ama benim favorilerime Tolstoy sayesinde girmeyi başardı :) Diğer iki ismi de yakından tanımış oldum böylece ^^
*
Kitapta, yazarlarımız ve şairlerimiz dönemin öne çıkan bazı isimleriyle de karşılaştırılıyor, örneğin; Tolstoy'un Wagner'e ve Sheakspeare'e karşı olan tutumu, Turgenyev'i küçümsemesi vs. de masaya yatırılıyor ve nedenleri üstünde duruluyor, ve sabırla da okura aktarılıyor. Yine aynı şekilde Cervantes ve Baudelarie de çağdaşlarıyla kıyasa tabi tutuluyor.


Kitapta yer alan bir şey beni meraka düşürdü: Bir dönem Tolstoy'un Müslümanlığı kabul ettiğini okumuştum bir yerlerde, buna binaen mi nedir yazarımız Tolstoy'un Hristiyanlığı ve dinine düşkünlüğüne aşırı bir yer vermiş. Kafamı kurcalamadı değil.
*
Kitapta sadece düşünce var diyebilirim, yazarlara dair daha fazla bilgi isterdim. Bu açıdan sizlere bir de önerim olacak. Ben bir okur olarak merak ettiğim bu büyük insanlara dair daha fazla bilgileneceğimi düşündüğümden yazarların hayatlarını okumadan kitabı okumaya başladım. Ancak bu kitaba başlamadan önce bence kitapta bahsi geçen bu büyük insanların hayatları okunmalı ve ondan sonra bu kitaba başlanmalı. Daha iyi anlaşılacağı görüşündeyim.
*
Kitapta yine dikkatimi çeken bir nokta daha vardı: Tolstoy bölümünden sonra kitapta yer alan iki şair ve yazarımızda üslup felsefeden biraz ayrılıp daha akıcı bir hal alıyor, kitabın ortasından itibaren okuma hızınız biraz yükseliyor yani. En zor ve en uzun olan Tolstoy bölümünü en başa alarak aslında okura biraz okuma konusunda yardım bile etmiş yazarımız. Çok da güzel olmuş doğrusu. Ayrıca da bu son iki bölümde yazarları kişilik özellikleriyle olduğu kadar hatta daha bile fazla eserleriyle anmış ve de ilişkilendirmişti, özellikle Cervantes'de dünyaca ünlü eseri Don Kişot'da durum bu şekilde. Bu iki bölümü yazılış şekli ve biçimi bakımıyla ve de üslup bakımıyla daha çok sevdim.


Kitaba puanım: 4
*
Kitabı meraklılarına öneriyorum. Alaka duymayanları sıkan ve kitaptan soğutan bir okuma serüveni olacaktır. Kitaptan durduk yere soğumayın sakın aman! Yeni kitaplarda ve eleştirilerinde de görüşelim mi? Blogumu GFC'den ( Google Friend Connect'den) - blogumun en altında yer alıyor- takip etmeyi ve Instagram dahil tüm sosyal medya hesaplarımı takip etmeyi unutmayın ^^


Yeni yazılarda görüşürüz :))

Sevgiler...

Takipte Kalın





hasibecengizkarakuzu@gmail.com
Herkese sevgiler, 

Hasibe ♥️
















You Might Also Like

0 yorum oku / yaz

Fikrini paylaşırsan çok sevinirim:)))

INSTAGRAM