✿ Kitap Eleştirisi: Hipnozcu ✿

18.7.13



Herkese merhaba :)
Bugün sizlerle okumayı henüz bitirdiğim-dün gece vakti 02.30 civarı- Lars Kepler isimli muhtemelen İsveçli olduğunu düşündüğüm yazarın 'Hipnozcu' adlı romanını paylaşıp kişisel eleştirilerimi sıralayacağım. Pegasus Yayınları'ndan çıkan yazarın bu ilk eseri, kapak tasarım ve görsellik açısından beni biraz aç bıraksa da yine de romanın arka kapağında yazılanlar ve ismi beni cezbetti. 

Arka Kapak'tan:
'Korkunun ta kendisiyle yüzleşin..

Stockholm'deki bir spor salonunda, vahşice öldürülmüş bir adamın cesedi bulunur. Çok geçmeden adamın karısı ve kızı da aynı şekilde hunharca öldürülmüş biçimde bulunurlar. Görünüşe bakılırsa, katil tüm aileyi yok etmek istemiştir. Ancak adamın oğlu ağır yaralı olarak kurtulur. 

Müfettiş Joona Linna ailenin bir üyesi daha olduğunu öğrenince, onu katilden önce bulması gerektiğini anlar. Müfettiş, doktor ve hipnozcu Erik Maria Bark'la bağlantıya geçer. Niyeti, Bark'ın komadaki çocuğu hipnotize etmesi ve böylece onu sorguya çekebilmektir. Ancak Doktor Bark, bir daha hipnoz yapmamaya karar vermiştir. Ama şimdi bir hayat kurtarması gerekmektedir. Sonuçta çocukla iletişim kurmayı başarır. Fakat öğrendikleri kanını dondurur.'

Aslında romanın akışının kitabın arka kapağında yazılanlardan oluştuğunu düşünenler - ne kadar uzun bir tamlama oldu bu böyle :) - oldukça yanılıyor-aynı benim gibi. Çünkü kitabın arka kapağında yazanlar kitabın bir kısmının özeti niteliğinde, bu televizyonda gösterilen dizilerin fragmanlarına benziyor aynen, orada da olan olayların yerleri değiştirilerek seyircinin merakı uyandırılır. Sanırım arka kapağı tasarlayanlar da bunu hedeflediler. Kitabın kapak tasarımı son derece sıradan da denebilir, ancak ilginç olan nokta şudur ki kitabın ön yüzündeki çocuk resmi hipnozcu ismiyle alakasız. Yani aslında hipnozcuyu anlatan romanda kapak tasarımı çocuk olarak düşünülmüş. Bunun sebebi de belli, kitabı okuyan herkesin de kanaat edeceği üzere kitap en başından sonuna kadar içerisinde çocuk kavramını barındıran bir kitap. Çocuk katiller ve sapıklar, kendilerine pokemon karakterlerinin isimlerini veren çocuk çeteler, çocuk kahramanlar vs. Kitap hipnozcu Erik Maria Bark'ın hayatını geniş bir çocuk çerçevesi içerisinde ele alıyor. Bunu şöyle düşünebiliriz, belki de şimdiye kadar gördüğümüz bütün psikiyatristler danışanlarının bilinçaltında çocukluklarına yolculuk ettikleri için bu şekilde yorumlanmış olabilir. Zaten kitapta hipnoz gurubundaki bazılarının bilinçaltında da çocukluklarına yolculuk ediliyor.



Kitabın kapak tasarımından içeriğine geçecek olursak kitabın içeriği seri katilin doğrayıp geçtiği-aynen böyle- bir ailenin katillerinin aranıp bulunmasıyla başlıyor. Daha sonra bin bir zahmetle aranıp zorla ikna edilen Erik Maria Bark isimli ünlü bir hipnozcu sayesinde katilin dışarıda değil de içeride biri olduğu ortaya çıkar. Katilden canlı olarak kurtulan tek çocuk olan Josef Ek'in hipnoz altında katil olduğunu itiraf etmesiyle polisin  mücadelesi başlar. Hastaneden kaçan Josef bir sapıktır ve ablasıyla ensest ilişki yaşamak istemekte küçük yaştan bugüne kadar ablasını sıkıştırmakta agresif hareketler yapmaktadır. Ablasının reddi üzerine cinnet getiren Josef, ailesini katletmiştir. Polis her yerde Josef'i ararken Josef hipnozcuya zarar vermek üzere her yerde onu aramaya başlar çünkü ablasının onunla ilişkisi olduğunu düşünmekte ve katil olduğunu onun ortaya çıkardığını düşünmektedir. Josef aranırken Erik'in evine yabancılar girmeye ve çeşitli şekillerde aileyi huzursuz etmeye başlamıştır. Erik ve Joona ( dedektif polisimiz) Josef'ten şüphelenseler de Erik'in oğlu Benjamin'in onun hastaneden kaçmasından bir gün önce kaçırılmasıyla bu teori çürür ve Erik düşmanlarından hangisinin bunu yaptığını bulmaya çalışır. Bu esnada on yıl önce çalıştığı hipnoz grubuyla tekrar karşılaşır anılarda yolculuk eder ve düşmanlarını Joona ile tek tek ziyaret eder. Burnu kesilmiş insanlar, çocuk çeteleri ve ailesi arasında koşturup duran Erik hem çocuğuna kavuşur hem de on yıl önce atılan iftiralardan beraat eder. Katil umduğu herkesin dışında biridir ve cezasını bulur.'

--
Evet içerik bu şekilde gelişiyor, yazar olayları güzel bir şekilde birbirine bağlamış.Önce seri katille başlayan roman hipnoz grubundaki katile kadar uzanıyor. Psikolojiyle içiçe olan bu roman insanların sık sık geçmişe dönmesini ve yaptıkları hataları gözden geçirmelerini sağlıyor. Ben Simone ile ilgili olan bazı kısımlarda gerçekten sıkıldım ve bir an önce atlamak istedim. Bir de şu var ki yazar tam romanın en heyecanlı diyebileceğimiz yerlerine sık sık tasvirler yerleştirmiş. Örneğin, Simone ve Kennet ( Erik'in karısı ve kayınpederi) eski bir depo benzeri yerde eski çete elebaşını ararken oraları tasvir ediyordu. Bu gibi şeyler okuyucuları sinirlendiriyor. Yazar ilk önce seri katille başladığı romana daha sonra farklı bir hikayeyle devam ediyor. Açıkçası bu insana hikayeyi beğenmeyip bir süre sonra değiştirdiğini düşündürüyor. Ve ben hikayenin değişmesinden pek memnun olmadım, bir süre Josef ve ablasından hiç haber alamadık. Daha sonra birdenbire hipnozcunun evinde ortaya çıkıverdiler. Ayrıca sapık seri katil hikayesini daha önce hiç duymamıştım benim için epey ilginç bir deneyim oldu açıkçası. 
   
   Romanda birçok mekan görebilmek mümkün, aynı zamanda birçok da cadde ve sokak ismi. Yalnız İsveççe olduğu için okumakta epey zorlandığımı itiraf etmeliyim. Romanda çok mekan geçiyor dediğim gibi. Neredeyse her bir karakterle ilgili 'perili ev' denilen yerler mevcut. Bu da zaten İsveç'i hiç tanımayan ben gibi okurlar için ayrı bir zorluk. Romanda Yehova Şahitleri'nden de söz ediliyor. Ancak çok küçük bir kısımda. 

   Roman zaman olarak sınıflandırılmış, her gün kalem kalem yazılmış. Bu bence güzel olmuş ancak romanın akıcı kısımlarında buna pek dikkat etmedim :O

Romanda karakterler şöyle; Erik Maria Bark ve karısı Simone, oğulları Benjamin, Benjamin'in kız arkadaşı Aida ve kardeşi Nicke, Simone'in babası Kennet, Erik'in kısa bir dönem takıldığı Maja adlı kız, Polis müdürü Joona, amiri Jacke, Erik'in hipnoz grubu, Marek, Lydia, Sibel, Jussi, Charlotte, Eva Blau, seri katil Josef Ek ve ablası Eveleyn, Joona'nın arkadaşı, Disa, ve iş arkadaşı Anja. ( Umarım unuttuğum kimse yoktur:)

Romanda bir Türk karakter olmasına sevindim, ayrıca yazar Müslümanlara da saygılı davranmış, bunu yazdığı  cümlelerden anlayabiliyorsunuz. Kendisine bu nedenle teşekkür ederek başarılarının devamını diliyorum...Tebrikler...
✿ 
İşte kısa bir hipnoz örneği:



Kitaba puanım: 3


Takipte Kalın




hasibecengizkarakuzu@gmail.com

Herkese sevgiler, 

Hasibe ♥️

                                                       


You Might Also Like

0 yorum oku / yaz

Fikrini paylaşırsan çok sevinirim:)))

INSTAGRAM