✿ Kitap Eleştirisi: Delirious- Akıl Oyunları: Daniel Palmer ✿

24.7.13

Selamlar !

Dün bitirdiğim kitabı unutmadan yorumlamak istedim. Şimdi kemerlerinizi bağlayın, inişe geçiyoruz:
✿ 
Akıl oyunları olarak Türkçeye çevrilen kitabın orjinal ismi Delirious. Orjinal adından bahsetmek istememin sebebi, Akıl Oyunları isimli bir çok kitabın olmasından dolayı bir nevi ayrım yapmaktı. Daniel Palmer isimli yazarın muhtemelen ilk kitabı, Koridor Yayınları'ndan çıkan kitap 451 sayfa.



Kitabın kapak tasarımı oldukça etkileyici de denebilir, okey taşlarına yazılmış harfler ve sayılarla oluşturulmuş bir kombin. Koridor Yayınlarından çıkan çokça kitabı okuduğumdan dolayı mıdır nedir, kapak tasarımlarında dikkatini çeken bir şey var: Koridor Yayınlarından çıkan kitapların kapak tasarımları sadece siyah-beyaz. İlginç bir özellik bu ve yayın evinin bir nevi kendi simgesi haline geldi bende. Etkileyici buldum :) Kitabın ön kapağında, ünlü yazar Tess Gerritsen'den bir yorum yayınlanmış : 'Umulmadık sürprizlerle ve zihninizi kurcalayacak oyunlarla dolu bir roman. Muhteşem bir yapıt.'  Kitabın arka kapağında da insanları cezbeden kestirme yoldan gidilmeyi amaçlayan bir özet var, bilginiz olsun, ilgi çekici olduğunu düşündüm-mesela benim ilgimi çekti.




Kitabın karakterleri şöyle: Eddie Prescott (Charlie'nin eski iş ortağı), Charlie (ana karakter- başarılı bir yazılımcı), Monte ( Charlie'nin köpeği), Anne Pedersen ( Hayali karakter), Joe Giles (Charlie'nin ağabeyi), Alison Giles (Charlie'nin annesi), Leon Yardley ( SoluCent'in Ceo'su), Simon McKenzie ( Charlie'nin patronu), Rudy Gomes ( SoluCent'te özel güvenlikçi), Randal ( Charlie'nin arkadaşı), Maxim ( Charlie'nin kısa bir süreliğine de olsa oda arkadaşı), Alan Shapiro-Rachel Evans ( Walderman'da doktor), Arthur Bean, Harry Wessner, Maxine ( Joe'nun komşusunun köpeği).

İçeriğe geçecek olursak, Charlie başarılı bir yazılımcıdır, karşısına çıkan bir e-posta yüzünden tanıştığı kadının bir üst düzey yöneticinin ona tuzak kurduğunu söylemesiyle karşı hamle yapar, ancak böyle bir şey yoktur. Kadının ismi kayıtlarda değildir, bu Charlie'ye herkesin şüpheyle bakmasına neden olur. Ardından kendisinin yazdığını düşündüren aynı el yazısıyla yazılmış notlar görür. Notların içeriği cinayetlerle ilgilidir, Charlie işleyeceği cinayetleri, bu kişilerin isimlerini yazmıştır ancak bunları da yazmadığını düşünmektedir. Cinayetler sırayla işlenirken yetkililere-özellikle de bir psikologa- doğruları anlattığından ve söylediklerinin doğru çıkmamasından sonra herkesin şüphesi kesinleşir ve Charlie bir akıl hastanesine yatırılır. Oradan kaçan Charlie, hem kendini aklamaya hem de kardeşiyle annesinin hayatını kurtarmaya çalışır.

Romanda bir çok mekan ismi geçiyor, Amerika'da olduğumuz için şanslıyız çünkü okuması kolay yerler ortaya çıkıyor. Genelde Boston'dayız, ve civarında. 

Romanda zaman olgusuna çok da fazla dikkat edilmemiş, olaylar sürekli gelişiyor.

Roman ilk başlarda beni pek fazla sarmadı hatta Eddie'nin intiharıyla başlayan romanda bu olayı bilinçsiz bir şekilde okumuşum bile diyebilirim. Sonralarda Eddie ismi geçince geri dönüp bir kere daha okudum:) Ancak Monte ve Charlie'nin sabahın köründe yaptığı sabah sporunun bitiminde öyle bir koşturmacanın içine girdim ki kafamı bile kaldıramadım. Böylece roman oldukça akıcı bir şekilde yazılmış da diyebiliriz. Kelimeler günlük yaşamdan derlenmiş, bu da okumayı kolaylaştırıyor ve sadece sürprizleri görüyorsunuz. Açıkçası romanda neredeyse ellinci yahut da altmışıncı bölüme kadar Charlie'nin tek şüpheli olarak kendini görmesi bana abes geldi, diğer seçeneği düşünmedi bile-belki de birileri ona tuzak kuruyordu-Bu bakımdan çok ama çok tek yönlü bir bakış açısı kullanan bir karakter bana sağlam gelmedi, karakterimiz ellinci yahut da altmışıncı bölümde kanla kaplı arabasında intihar ederken nottaki hataları görüyor da ondan sonra birdenbire ayılıyor! Romanda adam kendini bataktan çıkarmaya çalıştıkça batıyormuş gibi bir hisse kapıldım. Şizofren bir ağabey de buna tuz biber oldu. Romanda her bir bölüm ayrı bir heyecan, yeni notlar, notları yazan sürpriz isim... Gerçekten merak ettim ama malesef Charlie'nin aksine katili tespit etmek benim için zor olmadı-hele de Arthur Bean InVısion'u iyi bilen biri dedikten sonra ve  hipnoz altında Charlie hikayeyi anlatana dek-Ayrıca yazarın Eddie'nin intihariyla başlaması da katili bence ele veriyordu, yani normalde katili pek tespit edemem ama bunda çocuk oyuncağı oldu benim için. Ama bir ara Joe'dan da şüphelenmiştim, itiraf edeyim:)



Ardından Charlie'nin başına gelenleri sadece kendinin görmesi üzerine tüm insanların ona karşı cephe almasına sebep oldu, ne biçim insanlar bunlar? Yazık, yanında kimse yoktu): Dediğim gibi ortada bir komplo olabileceğini son anda düşünen Charlie bana pek de akıllı bir karakter gibi gelmedi, bence yazarın en büyük hatası Charlie'ye başından itibaren bu seçeneği sunmamaktı. Bir anda ayılan karakterimiz bu sefer de deliren ve bir makine ile kontrol edilebilen ağabeyiyle uğraşmak zorunda kaldı:) Gerçekten bence bu fikir yazarın 90'li yıllarda yeni yeni ortaya çıkmaya başlayan bilgisayarlarla birlikte insanların :'Bilgisayarlar bizi ele geçirecek, bizi makineler yönetecek' fikrini destekliyordu): Saçma olsa da bağlantı bağlantıdır :) Böylece müzikojenik epilepsi ve şizofreni teşhisi konulan insanların ele geçirilebileceğini de öğrenmiş olduk.



Akabinde Charlie'nin annesinin birden bire iyileşmesi de bence yazarın inandırıcılığına vurulan bir darbe, kendisi indirmiş bu darbeyi, açıkçası 480 sayfada iyileşmeyen kadının birden bire son sayfalarda iyileşmesi bana abes geldi :(


Şu psikolog kadına da uyuz oldum açıkçası. Olur da insan bu kadar mı inatçı olur. Hem ana karakteri suçluyor, yani Charlie'yi, hem de sürekli polise gidelim, polisi arayacağım, Charlie acaba ağabeyine zarar verdi mi? Charlie bir katil diye düşünerek Charlie'ye yardım etmek şöyle dursun daha engel oluyor. Bu kadar tek yönlü düşünen karakteri bir romanda hiç görmemiştim açıkçası :8 Charlie tek yönlü düşünüp şizofren bir katil olduğunu  düşünüyor, Rachel tek yönlü düşünüp Charlie'nin bir şizofren katil olduğunu düşünüyor, Joe tek yönlü düşünmeyen tek karakter gibi. Çünkü ne olursa olsun o benim ağabeyim diyor... Gerçek bir kardeşlik ve dostluk hikayesi okuduğumu da eklemek isterim.


Bu arada Joe'nun bloguna yazdıkları da katili harekete geçirip ona ipuçları vermişti, sayın arkadaşlar blogunuza yazdıklarınıza çok dikkat edin ))

Bu romanda şunu anladım dostlar: Herkes senin katil olduğunu düşünüyorsa sen tam tersini düşün :)



Kitaba puanım: 5

Sevgilerimle...


Takipte Kalın




hasibecengizkarakuzu@gmail.com

Herkese sevgiler, 

Hasibe ♥️

                                                       




You Might Also Like

2 yorum oku / yaz

  1. Daha önce kitap alışkanlığımın olmadığına bu kitabı okuduktan sonra üzüldüm . Bu tarz önereceğiniz bir kitap olursa sevinirim, şimdiden teşekürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adsız1.2.15

      yeraltı günlükleri ve labirent serisini okumalısın <3

      Sil

Fikrini paylaşırsan çok sevinirim:)))

INSTAGRAM