✿ Kitap Elestirisi:Nietzsche Agladıgında:Irvin D. Yalom ✿

1.3.14

Herkese ama herkese mutlu Cumartesiler!

Bugün güzel bir tatil günündeyiz ve yeni bir aya başlıyoruz. Umarım bu ayda gönlünüzce geçer...Güzelliklerin olduğu bir ay olmasını dileyerek bugünkü yazımıza başlayalım :) Bugün sizlerle Kitap Okumak İster Misin'den gelen partideki ikinci güzide kitabı paylaşacağım ve kendimce belli başlı eleştirilerimi sıralayacağım. Eh, öyleyse hemen başlayalım :))

*
Kitabımız Ayrıntı Yayınları'ndan çıkma ve yaklaşık 384 sayfadan oluşuyor...Bu kitabı şurada da belirttiğim üzere üniversite yıllarımdan beridir okumak istiyordum. Çünkü bizzat Psikoloji Profesörümüz önermiş ve sormuştu. Hatta bir arkadaşım ben okudum hocam diyince, laf aramızda kalsın onu bayağı bir kıskanmıştım :)) Buradan Sevgi'ye selam :)
*
Kitabımız kapak tasarımıyla benden tam not aldı da diyebilirim. Yapan yapıyor işte :) Öncelikle her iki kapakta da yani ön ve arka kapaklarda da sadeliğin tercih edilerek kitabın ön plana çıkarılması çok hoş olmuş. Böylece bazı kitaplarda olduğu gibi kapağına aldanıp da içi fos çıkma ihtimali ortadan kalkmış oluyor. Bunu sevdim. Ayrıca ön kapaktaki resim de inanılmaz hoşuma gitti. Başarılı buldum. Arka kapaktaki açıklamalar ise bence dozunda tutulmuş, hem ilgi uyandırıcı hem de çok fazla bilgi vermeyici. En azından neler olduğunu merak edip okuyabilirsiniz :))
*
Kitabımızın konusuna gelince; kendisi de pek değerli bir psikiyatrist olan yazarımız bu kitapta psikoloji - felsefe ve tıp alanlarını birbirine kaynaştırmış ve bunu yaparken de gözlerimizin önüne ünlü kişilerle dolu bir tiyatro sahnesi sunmuş da diyebiliriz. Çünkü kaynaklara göre Sigmund Freud, Josef Breuer, ve Friedrich Nietzsche bir neslin değerleri değiller. Yani yazarımız farklı zamanlarda yaşamış olan ünlü dehaları bu güzel romanında bizlerle tanıştırıyor. Kitabın konusu yerine tiyatronun konusu da diyebiliriz buna bizler aslında, Viyana'da kendi halinde bir yaşam süren ünlü tıp doktoru Breuer'un Lou Salome adlı bir kadından aldığı not ile başlıyor. Notta buluşmak istediğini yazan Lou Salome Breuer'den Nietzsche adlı bir adamı  içinde bulunduğu buhrandan kurtarmasını istemektedir. Salome daha fazla bilgi vermeksizin birkaç defa Breuer'in ofisine gidip gelir ve Breuer bu görevi zorla da olsa kabul eder. Ancak karşılaştığı kişiyi tedavi etmesi hiç de beklediği gibi olmaz ve bu yeni gelişen filozofla birlikte kendi hayatında yaşadığı problemleri de tedavi eder.
*
Arka Kapak'tan:

Yoğun ve sürükleyici olan yeni bir düşünce romanı sunuyoruz: Nietzsche Ağladığında. Edebiyatla da düşünülebileceğini gösteren müthiş bir örnek... Sahne Psikanalizin doğumu arifesindeki 19. yüzyıl Viyanası. Entelektüel ortamlar. Hava soğuk. Aktörler Nietzsche: Henüz iki kitabı yayımlanmış, kimsenin tanımadığı bir filozof. Yalnızlığı seçmiş. Acılarıyla barışmış. İhaneti tatmış. Tek sahip olduğu şey, valizi ve kafasında tasarladığı kitaplar. Karısı, toplumsal görevleri ve vatanı yok. İnzivayı seviyor. Tanrıyı öldürmüş. Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır, diyor. Daha sonra kendi alevlerinizde yanmaya hazır olmalısınız: Önce kül olmadan kendinizi nasıl yenileyebilirsiniz? diyecek. Ümitsiz. Breuer: Efsanevi bir teşhis dehası. Ümitsizlerin kapısını çaldığı doktor. Psikanalizin ilk kurucularından. Kırkında, bütün Avrupalı sanatçı ve düşünürlerin doktoru olmayı başarmış. Güzel bir karısı ve beş çocuğu var. Zengin. Saygın. Hayatı boyunca ama pozisyonunda yaşamış biri. Freud: Breuer'in arkadaşı. Henüz genç. Geleceği parlak. Şimdi yoksul. Salome: Erkeklerin başını döndüren kadın. Çekici. Özgür. Evliliğe inanmıyor. Bazan aynı anda birçok erkekle beraber oluyor. Sanatçıları ve düşünürleri tercih ediyor. Kırbacı var. Konu: Ümitsizlik. Bir gün, erkeklerin başını döndüren kadın, Salome, Nietzsche'den habersiz Breuer'e gelir. Avrupa'nın kültürel geleceği tehlikede, Nietzsche ümitsiz. Ona yardım edin, der. Breuer Salome'yi tekrar görebilmek umuduyla peki der. Ve varoluşun kader, inanç, hakikat, huzur, mutluluk, acı, özgürlük, irade... ve neden, nasıl gibi en önemli duraklarından geçen bir yolculuk başlar... Kendisiyle ve hayatla yüz yüze gelmekten çekinmeyenlere...

( Bence benim konuyu anlatamayışıma bakarak arka kapak yazısı bir başyapıt gibi kaldı :)

*

Kitap, bu zamana kadar neden okumadım diyerek kendime epey kızdığım bir kitap oldu. Evet pek uzun bir kitap değildi ama yazı tipi biraz ufak olduğundan okumakta epey zorlansam da böyle güzel bir romanı okumuş olmaktan dolayı mutluyum...
*
Koca iki sayfa dolusu not aldım bu romanımsı baş yapıtla alakalı...Dilerseniz şimdi onlara geçelim:
*
Nietzsche adı duyulmamış bir filozof olsa da o zamanlar dahi her kesime hitap edemiyor. Yani insanların sürekli onu anlamadığından şikayet ediyor ya, onu anlatan böyle kitapların da her kesime hitap etmemesine şaşmamak lazım. Bu kitabı ve içindekileri anlamak için önce Nietzsche'yi anlamak gerek bence...Ya da anlamayı istemek...
*

*
Arka kapakta yazan 'Edebiyatla düşünmek' ifadesinin üstünde epey düşündüm...Evet ve sanırım kafamda bir şeyler şekillendi...Cümleleri yiyip yutarken aslında edebiyatla düşünmüş oluyorsunuz...
*
Felsefe ve psikolojinin bu kadar güzel birleştiridiği bir roman okumamıştım, üstelik her şey dozunda! Ne tıbbi terimlerden sıkılıyorsunuz ne de düz bir anlatımdan! Hani aman içinde felsefe var psikoloji var ben okuyamam bunu diyenlere söylüyorum bunları...Hiç sıkılmıyorsunuz :)
*
Bu kitapta Breuer, Niçe, Salome ve Freud'un hayatlarına dair bir sürü bilgi öğreniyorsunuz. Adeta onlarla birlikte yaşıyor gibisiniz.Bunu sevdim.
*
Sayfa 98'de Nietzsche'nin hayatta savunduğu ilkelerinin tamamını görebiliyoruz. Bu da güzel bir şey olmuş. Parça parça söylediklerini Breuer düşündüğünde bizde Niçe' nin toplu düşüncelerini görmüş gibi olmuşuz:)
*
Kitaptaki nesne tanıtımları, açıklamaları oldukça iyiydi. Nerdeyse her bir nesne gözünüzde kendiliğinden canlanıyor gibi :)
*
Kitaptaki herkes oldukça cesur bir şekilde ele alınmış. Savundukları, yaşadıkları her neyse çekinmeden söylüyorlar. Yani yazar söylettiriyor aslında :p Akıllarından geçen her düşünce o kadar dürüstçe aktarılmış ki! Buna gerçek bir cesur örnek istiyorsanız Breuer'in Bertha'ya karşı olan duygularının hissi değil de tamamen cinsi olduğunu söylemesini, düşünmesini verebiliriz. 
*

Demin yazı tipinin küçük tutulduğunu söylemiştim zaten. Ama buna kendimce bir neden buldum: Yayınevi belki de kitabın çok kalın gözüküp insanların gözünü korkutmasını istememiş olabilir. Hani çok kalın gözükmesin diyerekten böyle bir çözüm üretilmiş olabilir diye düşünüyorum kendimce !
*
Ben lisedeyken de bir dönem felsefe derslerini seçmeli ders olarak görmüştüm, orada da inanılmaz eğlenirdim, tartışırdık falan. O zamanlardan aklımda kalan bir şey var: Filozofların hemen hemen hepsinin maddi durumlarının iyi olduğu bu sebeple hayata ve insana dair düşünebildikleri savunulurdu.  Ama bu kitapta Niçe oldukça fakir, hatta çoğu zaman yemek bile yemiyor. Bu sebeple tam tersi de olabilir bu durumun! Yani filozof zerre kadar çevresine değer vermediğinden de ya da hayata değer vermediğinden de filozof olmuş olabilir ?
*
Breuer'in Niçe gibi bir hastayı tedavi etmesi çok ama çok zorlu bir süreçti. Bizzat şahit olduk, gelgitler, açıklanamayan gerçekler, varlığı kabul edilemeyen duygular ve Niçe'nin insanlardan kaçışı...Breuer gibi doktorların da yaşamış olabileceklerini aklım kabul edemiyor bir türlü. Üstelik zerre miktar almadan! Şimdiki doktorların özellikle bu kitabı okuması gerek! Hastaya şöyle bir bakıp beş dakikada muayene ettiklerini sanıyorlar. Halbuki Dr. Breuer geç vakitte hastasının yanına koşuyor. Eski zamanlarda demek ki doktorluk farklı bir şeymiş. Bunu eski Türk filmlerinden de görüyoruz. Ah ah nerde öyle doktorlar? Nesilleri mi tükendi ki?
*

Breuer bana göre çok sabırlı bir insan. Niçe'yi çözmek kolay mı? Ama şu da bir gerçektir ki; bu kitabı yazan da okuyan da epey sabırlı insanlardır :)
*
Tüm bunlara ilaveten bir de negatif eleştirim var: Kitabın bölüm bölüm yazılması zerre miktar etkili olmamış. Çünkü konunun en keskin yerinde bir sonraki bölüme geçiliyor, yani siz isteseniz de bölüm sonlarında durup nefes alamıyorsunuz :)
*
Her oturuşta isteseniz de çok sayfa okuyamıyorsunuz. Benim maksimum rekorum: bir oturuşta 40 sayfa :)
*
Kısacası felsefe, psikoloji ve tıbba meraklıysanız okunabilir. Harika bir başyapıt olmasından dolayı okunabilir. Çok değerli bir eser olduğunu yinelemeden geçemeyeceğim. En kısa sürede kütüphanemdeki değerli yerini alacak. Gerçekten de o insanların hayatlarından kendi hayatınıza dair bir şeyler görebiliyorsunuz. En azından bir şeyler öğreniyorsunuz. Ben okumaktan her daim keyif alacağım. Kısacası her şeyiyle 'Oku beni, Oku beni' diyor :)
*
Bu arada kitabımızın 2007 yılında bir de filmi yapılmış... Hakkında derin detay isterseniz buraya bakabilirsiniz :) Ben de en kısa sürede izlemeyi düşünüyorum :)




Fragmanını ekliyorum:


Bu kitabı okumanız kesinlikle tavsiyedir efendim. Umarım yazımı ve eleştirilerimi beğenmişsinizdir, insanlık halidir eksik-yanlış kalan bir şeyler de olmuş olabilir...Dilerim okuyup onları da kendiniz tamamlarsınız...Ama kesinlikle vaktinizi verdiğinize değecek bir eser...:)

Kitaba puanım: 5


Takipte Kalın 

^.^




hasibecengizkarakuzu@gmail.com

Herkese sevgiler, 

Hasibe ♥️














You Might Also Like

3 yorum oku / yaz

  1. Bu kitabı okumadım ama okumak istediğim kitaplardan. Ayrıca yine yorumunu beğendim :)

    YanıtlaSil
  2. çok teşekkürler :)) Umarım okursun, ben de senin yorumlarını seviyorum ve beğeniyorum ama :) Ellerin dert görmesin güzel yorumların için teşekkürler ederim...

    YanıtlaSil
  3. Çok güzel eleştirmişsin, kalemine sağlık :) Okumak isterim bu kitabı da... Ama nedense biz millet olarak felsefeye biraz karşıyız :(

    YanıtlaSil

Fikrini paylaşırsan çok sevinirim:)))

INSTAGRAM