✿ Kitap Eleştirisi : Tanrı Daima Tebdil-i Kıyafet Gezer: Laurent Gounelle ✿

23.9.13

Selam millet:)

Bugün ve dün inanılmaz bir hızla okuyup bitirdiğim bu kitaptan hemencecik sıcağı sıcağına söz etmek istiyorum. Okurken tamı tamına iki koca sayfa notlar aldım çünkü:) Yani bahsedecek çok şey var aslında:) Bu arada elbette boş durmuyor ve ne bulursam yakalarsam fotolamaya uğraşıyorum ancak bazen çok geç kaldığımdan kaçırdığım da oluyor :( Of malesef bugün öyle bir durumla karşılaştım.
*
Sabah işe giderken yolumun üzerinde minicik sevimlicik bir kedi bebiş hayırsever ve hayvansever arkadaşlarca konulmuş olduğunu düşündüğüm ve beş litrelik su şişelerinin altı kullanılarak oluşturulmuş bir su kabından su içiyordu. Ancak o kadar ürkekti ki az sayıda insan geçen bir yerde olmamıza rağmen suyu içmeyi bıraktı ve ben de çekemedim :( Of çok üzüldüm ben niye bu kadar uyuşuksam sanki? Aslında uyuşukluk değil de bir tür hazır bulunamama hali diyelim hadi biz ona :) Çekeyim mi çekmeyeyim mi derken suyunu içti kedicik :)

Neyse hadi eleştirilere geçeyim:)
*
Okuduğum kitap Pegasus Yayınları'ndan çıkma 448 sayfa bir Fransız romanı:) Yine çok öncelerden yıldızı parlayan ve bir ara dillerden düşmeyen popüler bir roman ancak ben yeni yeni fırsat bulabildim okumaya.
*
Kitabı yaklaşık 4 günde bitirdim Vikitap verilerine göre :) Ancak epey eleştireceğim yukarıda yazdığım gibi iki koca sayfa bu...Öncelikle nedendir bilmem uzun zaman sonra zar zor edinebildiğim bu kitabı okuma sırası gelmedi bir türlü. O-bu-şu derken ancak işte... İlk başlarda hikayeye bir türlü dalamadım malesef... İçine almadı beni bir türlü. İlk yüz sayfa kabus gibiydi ama görevler başlayınca benim de ilgim başladı:)
*
Dil akıcı olmaya çabalamış ama ya yazar ya da çevirmen buna müsade etmemiş gibi geldi bana. Çünkü aralarda iş konuşmaları ve psikolojik analizler epey fazlaca kullanılarak okuyucu uygun bir biçimde sıkılmış:)
*

Şu bir gerçektir ki intihar edecek olan ve baş kahramanımız olan şahsın adını ancak 45. sayfada bağışlıyor bize yazar :(
*
Thomas'ın tamı tamına 1 sayfayı bulan ve devamını ara ara getiren başarılı tasviri gözüme girdi.
*
Arka kapakta daha önceki yazımda konuya dair ipuçları veren yazılar olmasını sevdiğimden bahsetmiştim. Ama burada neredeyse kitabın içindeki herşey anlatılmış ve ben ne olduğunu bildiğimden merak duygusu yok olarak başladım kitaba. Kitabın arka kapağında hikayeyi merak ettirecek bir yazı olmalı, ne olduğunu açıkça anlatan bir yazı değil :(
*
Romanda anlamını bilmediğim bazı kelimelere rastladım ve bir kenara not aldım: arketip, müşkülpesent, temettü, makyavelci, esritici ???
*
Çevirmen hatası olduğunu düşünüyorum, roman içerisinde anlatım bozukluğu olan cümlelerle uzun ve anlaşılmaz cümleler vardı malesef:( Örnek: Sayfa 62. En alttaki 4 satırlık cümle...
*
İlk bölüm çok uzun yazılmış ve bir anda adamın hayatının tamamının verilmesi merakı eksiltmiş hikayeden, sanırım ilk yüz sayfa bu yüzden uyukladım:( Keşke Dubreuil gibi biz de yavaş yavaş çözseydik onu:)
*
Dubreuil'in görevleri Amerika, Fransa gibi ülkelerde uygulanabilir ama Türkiye'de uygulamak oldukça zor olabilir diye düşünüyorum:)
*
Mutsuz kurban rolünü oynayan pek çok aktör var bence :p
*

Alan'ın işiyle ilgili öyle ayrıntılar vardı ki ben zaten sözelciyimdir, öyle rakamlarla falan işim olmaz- yani ben olsam ben de istifa etmeyi düşünürdüm:)
*
Sayfa 113'teki Arthus'un tavırları bana Cem Yılmaz'ın son gösterisi 'Fundamentals'da anlattığı garsonları anımsattı.
*
Şunu açıkça görebiliriz ki sürekli tayin edilen-istekli ya da isteksiz- memurlar asla Platon'un mağarasına giremiyor:) Şimdi bu iyi mi kötü mü?
*
Kitap içerisinde günümüz insanının dertlerinde sigarayı bırakmaya da değiniliyor ve çözüm bulunuyor. Ama okuyarak öğrenin derim ben:)
*
Bazen şöyle düşündüm: Acaba bende de 'Winner İmajı' var mı? :)
*
Eyfel = Demir Kız benzetmesini sevdim ve ilk defa duydum.
*
Sürekli Amerika'yı ve Fransa'yı karşılaştırma ihtiyacını ise saçma buldum. Sürekli Paris'lileri de New York'lulara benzetiyor. Örnek: Şu Paris'lilerin de her zaman aceleleri vardır zaten:) New York'lulara boşuna 'New Yorker' denmiyor şekerim:))
*
Değişik tabirler yer alıyor bu kitapta: Örnek: Entellektüel mastürbasyon-Aysberg mavisi gözlü sarışın ?
*
Paris'i ve kendi memleketini biraz abartmış mı sanki?
*
'Başının Çaresine Bak' görevini sevdim.
*
Bu kitapta Paris sokaklarında bolca turlayıp değişik bir sürü mekana giriyorsunuz. Gezentilere tavsiyedir :p
*
Son olarak kitap içerisinde yazarın uydurduğunu düşündüğüm ve güzel bulduğum özdeyiş niteliğinde cümleler vardı. Onları da defterime not etmişim:
-Mutlu kurban olmaz.
-Bağlam değişir, insan değişmez.
-Özgürlük içimizdedir, dışardan verilmesini bekleme.
-Hayat bir teori değildir.
-Düşmanlarımızın düşmanları illa da dostlarımız değildir.
-Komşunun evrenini kucakla, sana açılacaktır.
-Köpekler bile rüşvet yer.
-İş dünyasında işkenceciler kurbanları tesadüfen seçmezler.
-Birinin yaşamını kurtarmak yer fıstığı yemek gibidir.
-Dağa tırmanmak isteyen yüksekliğinden etkilenmemelidir.
-Borsanın hafızası kısadır.
-Hayat acı çekenleri esirgemez, bir sille de o vurur.
*
Kitapta aslında iki felsefe üzerinde duruluyor da diyebiliriz:

1- Tesadüf, tebdil-i kıyafet gezen Tanrı'dır.;Einstein
2- Dünyada görmek istediğimiz değişimin kendisi olmalıyız. ;Gandhi

Okudum bitti-ama sonu çok süprüzlü :))

Kitaba puanım: 5



Takipte Kalın




hasibecengizkarakuzu@gmail.com

Herkese sevgiler, 

Hasibe ♥️

                                                       

You Might Also Like

0 yorum oku / yaz

Fikrini paylaşırsan çok sevinirim:)))

INSTAGRAM