✿ Kitap Elestirisi : Soguk Kahve : Ahmet Batman ✿

21.2.14

Herkese merhaba!

İşte yine güzel bir Cuma günü, nihayet bir koca hafta daha arkamızda kaldı! İki güzel tatil gününü iple çekenlere müjdeli haber...Bizim hafta sonumuzsa misafirimizi ağırlamakla geçecek sanırım. Kayınpederim yarın bizi ziyarete geliyor çünkü :) Bugünse ben günün tadını çıkarma adına kapiçunomu yudumlarken blogumda kitap eleştirimi yazmak istedim :))
Bugün sizlere Kitap Okumak İster Misin'den gelen son partideki kitaplardan ilki olan Soğuk Kahve'yi anlatmaya çalışacağım, naçizane. Ama öncelikle gelen kitaplarımızdan bahsedeceğim biraz. Nasıl bir tesadüfse bu gelen partideki tüm kitapların hepsi ya otobiyografi tarzındalar ya da biyografi. İlginç bir durum, ama evet bir o kadar da güzel bir durum. Gelen ciciler bunlar:

1- Soğuk Kahve - Ahmet BATMAN
2- Kavgam - Adolf HİTLER
3- Nietzsche Ağladığında - Irwin D. YALOM
4- Arada Bir İyilik Yapın Denize Atın - Daphne Rose KINGMA



Gelen bütün kitapların otobiyografi ya da biyografi türünde olmasını biraz daha açıklayayım: Kavgam zaten benim istek listemde üst sıralardaydı çünkü adını bir sürü romanda duyduğum ve icraatlerini okuduğum böyle bir idare adamını yakından tanımak istedim. Bu kitabı kendisi kaleme aldığından ayrı bir değerli benim için. Bu bir otobiyografi zaten. İkinci olarak Nietzsche ağladığında isimli güzide psikolojik romanımız var. Bu da benim üniversite yıllarımdan beridir okumak istediğim diğer şahane bir eserdi. Bu da saygın bir üstat olan Irwin Yalom'un Nietzsche, Breuer ve Freud gibi ünlü kişilerin hayatlarından kesitlerin yer aldığı biyografi ve psikoloji romanı. Yani bir taraftan değerli bir biyografi olma özelliği de var. Üçüncü olarak Ahmet Batman'ın Soğuk Kahve'si yakın geçmişte epey popüler bir kitaptı, ne olduğunu bilmeden sadece edilen rağbeti gördüğüm için istemiştim. Ama bu da Ahmet beyin yaşamından kesitler ve düşünceler içeren kısmen otobiyografiye de kayan bir tür benim gözümde. Son olarak başka bir kitap göndereceklerini söylemelerine rağmen gelen bu sürpriz kitaba bir bakarsak, bu da içerisinde iyiliğin ve iyilik gözetenlerin hikayelerinin yer aldığı kısmi biyografi tarzında bir kitap. Haftaya Cuma'ya kadar göndereceğim bu güzellikleri. 
*

Şimdi esas konumuza geçelim, bu güzel dörtlüden ilk okuduğum elbette merakımı giderme amaçlı olarak, Ahmet Batman'ın Soğuk Kahve isimli kitabıydı. Bu kitabı Bursa yolculuğumda okumaya başladım ve yaklaşık bir saatte de yanımda kardeşim son ses müzik dinlemesine rağmen 60 sayfayı devirtti bana. Okuyana bağlı olarak değişebilen ama yine de genel olarak hızlı okunabilen bir kitap yani.
*
Kitabımız 224 sayfadan oluşan ve Destek Yayınevi'nden çıkma bir Ahmet Batman eseri...Bu yazarla da ilk kez bu kitabında tanışıyorum birçok diğer insan gibi...Ama sanırım bu yazarın da ilk kitabı... Öncelikle bu kitabı okumak isteyenlere bir notum var ki o da şudur : Kitabımızın türünün Deneme olduğunu düşündüğümü söylemeliyim. Umarım sizler de benim gibi güzel bir roman zannederek okumak istememişsinizdir:) Çünkü ben ilk başta dedim ya hakkında herhangi bir fikrim olmadığından roman zannetmiştim :)
*
Kitabımızın kapak tasarımlarına bayılmamak elde değil bence. Kalplerle gri, kırmızı ve beyazın güzel birleşimi beni al diye yalvarıyor adeta. Kapağı güzel olan kitapların içlerinin de güzel olduğu düşünülüyor malesef...
*

Kitabın olup olmadığı konusunda akıllarda şüphe bırakan konusu ise şöyle : Yazarımız kitabına sanırım öncelikle kendi üslubunu belirleyerek başlamış ki alışılması zor, anlamaya dayalı bir üslubu var. Öncelikle buna alışmanız için bu üslupla kendini tanıtarak başlıyor kitabına. Arkasındaysa çoğu bir sayfalık kadın-erkek ilişkilerini kapsayan deneme türündeki yazılar yer alıyor. Yani evet kitabın adı Soğuk Kahve ama içerisi deneme :) 
*
İlk şoku atlattıktan sonra denemeleri anlayamama sorunu oluşuyor-ki bu da bende aynı cümleyi üç kez okumak şeklinde baş gösterdi. Kitabın sonlarına doğru alışmaya başlıyor ve daha az okuma süresiyle anlıyorsunuz cümleleri ama rahat olun:) Denemelerin anlaşılamama sorunu, ne cümlelerin çok fazla teknik terimlerden oluşması yüzünden ne de uzun cümleler yüzünden. Anlaşılamama sorunu yazarın kesik ve dik cümlelerinden bence. Açık sözlü, pek gözlü bir adam. Yüzünüze gerçeği indiriveriyor da ondan anlayamıyorsunuz. İyi mi kötü mü bilemedim:)
*

Ay nerdeyse tüm eleştirileri bir paragrafta bitirecektim ki o dehlizden kendimi kurtardım nihayet :) Evet ilk eleştireceğim nokta, bu kitabı okuyup da anlayamamalarına kızamayan yani kendilerine kızamayan kişiler olacak.Kitabı okumadan okuyan bazı arkadaşların bloglarındaki yorumların birbirileriyle neredeyse tamı tamına aynı olduğunu görünce el birliğiyle yazarı yerden yere vurduklarını düşünmeye başlamıştım. Ama ben onlardan farklı bakıyorum olaya. Tüm bu kötü eleştirilere ve yere vurmalara rağmen ben kitabı okudum ve aslında kızılması gerekenin onun bakış açısını kavrayamayan bizler olduğumuza hükmettim :) Evet, yaptım bunu :)
*
Kitabın anlaşılamaması yazarın mı yoksa yazarı anlamaya çaba sarf bile etmeyen okurun mu suçudur? Bilemiyorum bakış açısına bağlı. Aslında bu öyle bir soru ki kendisi de cevabı da bakış açısına bağlı.Ben anlaşılamama sorununun olduğunu reddetmiyorum hatta diyorum ki ben de anlamakta zorlanıp aynı cümleyi beş kereye kadar okudum, okudum, okudum. Direndim, anlamaya gayret ettim ve açıkçası oluyor. Ben bu kitabı okurken aynı zamanda eğlendim de. Yani hem anlamaya çalıştım hem de eğlendim. Değişik bir tecrübe oldu benim için.
*

İyi ki tüm o olumsuz eleştirileri okumuşum da kitaba farklı bir gözle bakabilmişim diyorum şimdilerde. Bence siz de böyle yapın. Ben polisiye seviyorum deyip duruyorum ya her yazımda, evet ama ben polisiyeyi kolay bir tür olduğu için değil beni hem meraklandırdığı, hem okumamı hızlandırdığı hem de vaktimi boş şeylere harcayacağım yerde kimi zaman akıl yürütmeler yaptırdığı için seviyorum. Kolay kitapları herkes okur ve sever. Ama bizler yani kadrolu okuyucular zoru sevmeliyiz. Mesela benim bu kargoda gelen kitaplar içindeki iki tanesi beni okuma bakımından öldürdü. İlki Nietzsche Ağladığındaydı diğeri de şimdi okuduğum ve henüz beş yüz küsur sayfanın ellinci sayfasına gelebildiğim Kavgam idi. Bunları anlamak için de çok çabalamam gerekti, çünkü her zaman kolay kitapları okumanın marifet sayılmayacağını biliyordum ben. Zorladım kendimi, hala zorluyorum hatta.
*
Neyse okuyucuları eleştirmekten kitaba geçemedik :) Kitaptaki denemeler gün zaman içermediğinden her oturuşta bir deneme de okunabilir. Sağlık açısından oldukça yararlıdır hatta bence :) Ayrıca bu kitabın bir diğer güzelliği de devam etme sürecinde takip zorunluluğunuzun olmayışı. Yani bir romanı düşünün, bıraktığın yeri hatırla. Karakterleri hatırla, kim nerde ne yapıyordu düşün, bul ve oku. Amma da zahmetli iş yani. Oysa bu kitapta otur, üç deneme oku, kalk işlerini yap, gel bir tane daha oku. yapılabilir. Bu yöntemin adı da böyle kalsın mı ? :) 
*

Ayrıca kitabın üslubuna alışamayanlar için de taksitli okuma seçeneği bence oldukça iyi. Her kitapta böyle seçeneklere rastlayamazsınız. Daha önce de yani bir önceki paragrafta da işte tam bundan bahsetmiştim. Yine okumayı fazla sevmeyen sadece arada bir doz alanlar için de epey iyi bir seçenek bu bence. 
*
Yalnız adamın açık sözlülüğüne, topu direkt kaleye atışlarına hayran kalmadım dersem harbi yalan atmış olurum. Dolandırmadan gol yapabiliyor. Pasa bile gerek kalmadan. Ne kadar farklı bir bakış açısı diye gıpta ettiğim, laf cambazlıklarına özendiğim de doğrudur efenim. Her kişide böyle yeteneklere rastlanamaz. Bence de numune bir adamsın sen Ahmet Batman :)
*
Son olarak eleştirilecek belki bir nokta olabilir benim gözümde. Benim gibi hızlı okumayı sevenler için son virajlardaki o diğerlerine göre kısmen uzun yazılar okuyucuları epey bir frenledi tam park öncesi. Bu beni biraz sinirlendirdi itiraf edeyim. Ha bitecek hadi bitecek derken bir uzun yazı daha. Sona değil de başa konsa daha net ve daha anlaşılır olabilirlerdi belki. Ya da zor işi önce yapıp okuyucuyu sonrasında gevşetmek istememiş de olabilirler ama bence biraz sinir bozucuydu. Bir sonraki kitapta dikkat edilirse sevinirim :)
*
Bu arada diğer kitabı gelirse okur muyum, elime geçerse neden olmasın. Ama ilişkilerdeki çarpıklıkları onun kadar güzel anlatan bir başka yazar çıkarsa o başka dermişim :) Bakış açısının daim olmasını dilerim, çünkü hem eğlenceli hem de farklı. Okuyucuyu zinde tutuyor yani. Ama üst üste fazla doz almayın derim ben. Her güne maksimum beş deneme fazla bile :) Dört deneme, hatta üç, hatta ve hatta biz ikiye bağlayalım bunu :)
*
Ben kitaplara puan vermiyorum ama boş vaktiniz varsa göz atılabilir, okunabilir. Yalnızca sabırlıca okumanız gerekeceği notunu düşeyim çünkü fazla aksiyon yok :))

Sevgiler ve keyifli okumalar herkese...

Kitaba puanım: 2


Takipte Kalın




hasibecengizkarakuzu@gmail.com
Herkese sevgiler, 

Hasibe ♥️
























You Might Also Like

4 yorum oku / yaz

  1. Bu kitabın yorumu bekliyordum... gördüğüme sevindim :) bu aralar yayın evleri cicili bicili kitaplar yayınlıyor renkler, uyum harika aklımız dış görüntüsüne de gitmiyor değil :)) İyi okumalar....

    YanıtlaSil
  2. Ayyy ama bu okuduğum en eğlenceli kitap yorumu idi. ''Bir sonraki kitapta dikkat edilirse sevinirim :)'' deyip yazara ayarı da verdin. Çok beğendim yorumunu, çok popüler olduğundan uzak duruyordum ama şimdi okumak istiyorum. Ben senin gibi detaylı yorumlayamıyorum ama :)

    YanıtlaSil
  3. aynen aklımız hep kapağa gidiyor sonra içleri fos çıkıyor :) Ama ben gerçekten dışından da içinden de bir şeyler kazanılabileceğini düşünüyorum bu kitabın :) Aynen yazara ayarı verdim, ah bir de keşke okusa! Ama nerdeeee? :) Şaka bir yana beğenmenize sevindim :) Ben de sizleri aynı dikkat ve özenle takip ediyorum:)

    YanıtlaSil
  4. Okuduğum yorumlara bakarak kitabın beğenilmediğini düşünüyorum, vakit kaybı mı ne dersin ?

    YanıtlaSil

Fikrini paylaşırsan çok sevinirim:)))

INSTAGRAM