✿ Kitap Eleştirisi: Mektuplar - Cahit Zarifoğlu ✿

28.2.17

Merhaba yeniden!

Son yazıdan beridir nasılsınız, tamı tamına üç dolu dolu gün geçti ve ben yine bir yazıyla daha blogumdayım. Bugünkü saygıdeğer misafirimiz ise okuyup bitirdiğim son kitap, Mektuplar... Bugün sizlerle bu güzel kitap hakkında konuşup kendisini yakından tanıyacağız, hazır mıyız?

Kütüphaneden aldığım kitaplarla kendi kütüphanemi harmanlayarak bir oradan bir oradan okuyordum son zamanlarda, nihayet kütüphaneden aldığım en son kitap da böylece okunmuş oldu, en kısa sürede bana kütüphane yolları o zaman :) Yeni kitapları alır almaz Instagram'da paylaşıyorum, Instastory'de de elimden geldiğince aktifim, beni Instagramdan takip etmeyi unutmayın şekerler : @hasibecengizblog.
*
Kitabımız, Beyan Yayınları'ndan çıkma ve yaklaşık olarak 192 sayfa...


Kitabı alış hikayeme değindim yukarıda, aslında yazarını tanıyarak bilerek aldığım bir kitap değil malesef, kolay okunur bir şeyler de olsun istediğimden bu kitabı da eklemiştim. İyi ki de eklemişim böylece yakın geçmiş zamanda yaşamış böylesine gayretli istekli ve başarılı bir şairle de tanışmış oldum :) Cahit Zarifoğlu'nun okuduğum ilk eseri kendi kaleminden çıkan mektupları oldu, ancak diğer eserleri de muhakkak okunacak olanlardan.


Kitabın ön ve arka kapakları sanırım Beyan Yayınları'nın özel seçimi, çünkü muhteşem gerçekten de, iki kapağa da bayıldım, özellikle ön kapak şaire büyük vefa niteliğinde, gerçekten tebrik teşekkür ve takdir ediyorum. Okur açısından bakıldığında da rafta veya stantta diğer kitapları geride bırakacak kadar dikkat çekici ve özel. Sonuçta kitabın adı mektuplar, herkes kapakta da mektup olmasını beklerken böyle ters köşeler hoşuma gidiyor ve kitapları sıradanlıktan kurtarıp onları daha özel kılıyor.
*
Kitabın biçimsel özellikleri ise şöyle: İlk sayfada kronolojik olarak şairimizin yaşamı, alt kısmında eserlerinin listesi, hakkında çıkan yazılar ve hangi dergide çıktıkları gibi bilgiler yer alıyor. İkinci sayfada Beyan Yayınları ile ilgili bilgiler ve kitaba dair bilgiler ( yayın süreci, yayına hazırlanma süreci) mevcut. Üçüncü sayfada yazar, kitap, yayına hazırlayan ve yayınevi ismi yer alıyor. Beşinci sayfada İçindekiler bölümü, altıncı sayfada bir Teşekkür yazısı var. Sonrasında kitap birinci bölüm/giriş bölümüyle başlıyor. Kitap, toplamda iki büyük bölümden oluşuyor; ilki Birinci Bölüm/ Giriş bölümü, ikincisi ise Mektuplar bölümü olmak üzere. Birinci Bölüm/Giriş bölümünde Bu Kitabın Hikayesi, Edebiyatımızda Mektup Türü, Zarifoğlu'nun Mektupları yazıları yer alırken ikinci bölümde de şairin kendi kaleminden çıkan ölümsüz mektupları arz-ı endam ediyor.


Gelelim konuya... Gerçi sizler kitabın başlığından da anlıyorsunuzdur zaten, kitap şairin büyük emekler vererek çıkarılmasına vesile olduğu Mavera isimli dergi çıktığı esnalarda çevresindeki ağabey, tanıdık, akraba, akran, arkadaş, kardeş gibi çeşitli kişilere yazdığı kişisel mektuplarından oluşuyor. Toplamda 26 tane mektup binbir emek ve zorlukla bir araya getirilerek böyle kitaplaştırılmış. Zaten bu eserin oluşmasında emeği geçen kişiler kitabın ilk bölümünde bu eserin ne gibi zorluklarla hazırlandığını yazılarında nakletmişler, emeklerine sağlık diyorum gerçekten de.
*
Kitap kısa kısa mektuplardan oluşuyor, bir veya ikisi birkaç sayfa ancak. Yine kitabın puntosu da orta boyutta olduğundan okurken bir sıkıntı yaratmıyor, kitabın sayfa sayısını da eklersek bu tabloya kitabı üç dört günde bitirmeniz çok olası.


Kitapta aslında mektuplardan çok bir şaire ait kişisel mektupların ait oldukları şahıslardan binbir rica minnet istenerek ortaya böyle bir kitap çıkarılması fikrini sevdim desem yeridir. Ha bir de bizleri çok güzel ve dozunda bilgilendiren ilk bölümü çok sevdim. Bu ön yazılar kitaba ve şaire verilen değer ve özenin sanki somut birer göstergesi olmuşlar. Hayallerin bu şekilde gerçekleşip de somut olarak sizlere gülümsemeleri gerçekten harika bir duygu olsa gerek!
*
Kitapta genel olarak günümüzde unuttuğumuz ve yok saydığımız mektup türüne de dikkat çekilerek yakın geçmişte bir zamanlar önemine değiniliyor. Birçoğumuz mektup okumayı özellikle de iki kişi arasındaki kişisel mektupları okumayı zaman kaybı olarak görebiliriz ama yine de bence bu özellikle o şaire karşı olan büyük bir vefa örneğidir. Yine mektupların genelinin içeriğine baktığımızda, kişisel olmaktan çok Mavera dergisiyle alakalı olduğunu görürüz: Dergiyi çıkarma telaşı, yeni yazarlar ve aboneler bulma telaşı ve çabası, maddi zorlukların üstünden gelme çabaları, derginin özel sayıları için içerik üretimi ve fikir alışverişleri, yazar ve şairlere eleştiri niteliğinde mektuplar, tebrik, teşekkür ve taziye yazıları da mevcuttur. Bu nedenle bu mektupların çoğunluğu aslında kişisel değildir ve bir edebiyat dergisinin hangi zorluk ve şartlar altında binbir güçlükle çıkarılabildiğinin kanıtı niteliğindedir. Gerçekten de şairimizin Mavera için yaptıkları büyüktür.


Yine unuttuğumuz bu türü okumaya çoğumuz soğuk bakabilir hatta yadırgayabiliriz de ancak okuduktan sonra gerçekten de keyifli bir edebi tür olduğunu bence anlayacaksınız, üstelik okuması kolay ve fazla zaman da almıyor.
*
Kitapta beni en çok rahatsız eden şey ise, mektupların tarihleri baz alınarak kronolojik olarak sıralanmadan rastgele sıralanmasıdır. Yine dikkat ettim konu bütünlüğüne de dikkat edilmemiş, öylesine rastgele art arda dizilmiş gibiler. Bir konu kitabın başında bir ortaya çıkıyorken sonraki mektupta ilgili konu kitabın sonunda önünüze çıkıyor yani. Rahatsız edici buldum, acaba mektupları neye göre tasnif ettiler meraktayım.


Kitapta mektuplardan her biri için, en üstte solda kime yazıldığı ithafen belirtilmiş, sağ köşede tarih mutlaka mevcut ve her mektup sonunda da şairimizin ismi yahut imzası eklenmiş. Yani mektuplar usulüne göre ele alınarak orijinalliği bozulmamış.
*
Orijinal demişken, kitap içerisinde bazı mektuplar, bizzat Cahit Zarifoğlu'nun yazdığı biçimde eklenmiş kitaba, el yazısını ve imzasını bizzat görüyoruz. Yine bir kısmı da daktilo halleriyle eklenmiş. Ancak bu mektupların da yeniden yazılmış halleri her mektubun arka sayfasına eklenmiş.
*
Mektuplar şaire dair aslında pek çok şeyi aktarıyor: Afganistan mücadelesine nasıl destek verdiği, oradan tanıdıklarıyla olan mektuplaşmaları, Mavera'nın onun hayatını nasıl kapsadığı, aynı zamanda genç yazar-şairlere nasıl önem verdiği ve onları naçizane doğruya doğru yönlendirme isteği, onların gönderilerine eleştiri ve yorumlar kaleme aldığı, ailesiyle ve özellikle Berat Hanım'la olan kısmi ilişkileri, yeri gelmişken söyleyeyim Berat Hanım'a yazdığı manzum mektuba bayıldım, mesai ve çalışma saatlerinin yoğunluğu, dergi çalışmaları ve dergiye ayırdığı muazzam zaman vs vs. Şairimiz anladığım kadarıyla ömrünün bir kısmını Mavera için masalarda mektuplar yazıp destekler arayarak yaşamış.


Mektup benim için aslında çok özeldir ve mektup yazmayı da okumayı da çok severim. Bu nedenle sanırım kitabı okumak zorundaydım :)
*
Kitaptaki her ayrıntıya dikkat edilmiş diyebiliriz: Mektup altlarında veya ilgili sayfa altında bolca dipnot, mektubun alındığı dergi ismi vs, gibi bilgiler yer alıyor. Çok detaylı ve titiz bir çalışma olmuş.
*
Mektuplar 1970-1990 yılları arasında yazılmış olduğundan yani yakın geçmiş zamanda yazıldığından neredeyse hiç eski kelime yoktu, sadece birkaç taneye rastladım. Onların da dipnot olarak sayfa sonunda açıklamaları mevcuttu.
*
Dergi çıkarmanın, o dergiyi ayakta tutmanın, ufacık bütçeyle edebi kaygılar gütmenin zorlukları, yeni okur ve abone kazanmanın önemi, şairimizin insanüstü çabaları çok güzel bir şekilde aktarılıyor kitapta. Dediğim gibi mektuplar genel olarak Mavera dergisi üzerine yazılmış ve bu dergi etrafında dönüp duruyor, biraz sıkıcı olduğunu kabul ediyorum ama mektuplarda kişisel bir şeyler de eklendiğinden her mektup da farklı bir kişiye ait olduğundan çok da fazla sıkılmıyorsunuz.


Edebiyata, şiire, dergiciliğe, yazmaya gönül verenlerin feyiz alabileceği ve bir şairin bizzat kendisi tarafından yazılmış ve önerilmiş çeşitli öneriler, yazılara dair yorumlar, bizzat değiştirilmesi ya da ilerletilmesi istenen bölümler, yazarın detaylı eleştirileri eşliğinde harika bir yolculuk da diyebiliriz bu kitaba. Gerçekten kitap bittiğinde Mavera dergisini ve yazarımızı çok merak ettim, acaba bu güzelim dergiye ne oldu? Şairin emekleri boşa mı gitti? Çünkü şairimizin hayalleri sınırlarımızın ötesindeydi, yabancı ülkelerde yayınevleri açıp yayınlarımızı yabancı dillere çevirmek gibi. Ne yazık ki ben aynı gayreti mektuplarda isimleri sıkça geçen birkaç kişide göremedim :(


Kitaptan anladığım tek bir şey oldu: Bizler edebiyatı sadece seviyoruz, ancak Cahit Zarifoğlu edebiyat adına bir şeyler yaparak aslında gerçekten sevgisini belli etmiş olmuş, öyle bir şey de değil, gecelerini gündüzlerini ve uzun memurluk mesaisinden arta kalan tüm zamanını harcıyor ve emek sarfediyor. Ben aynı zamanda müthiş bir de insan sevgisi görüyorum çünkü amatör şairlerle yazarlarla bu kadar uğraşmak ve onlara vakit ayırmak da herkesin harcı değil yani :(
*
Kitaba dair yorum ve eleştirilerim bu şekildeydi, umarım severek okudunuz yazımı :) Yeni yazılarda da görüşmek dileğiyle! Yazımı beğendiyseniz sosyal medyada paylaşmayı ve blogumu sağ üst köşeden takibe almayı unutmayın :) Eğer beni sosyal medyadan da takip ederseniz yeni yazılarımdan ilk haberdar olanlardan olabilirsiniz...


Takipte Kalın





hasibecengizkarakuzu@gmail.com
Herkese sevgiler, 

H. ♥️

You Might Also Like

2 yorum oku / yaz

  1. Okumadım ama merak ettim :) Mutlu, huzurlu günler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler, sizin için de aynı dilekleri diliyorum :)

      Sil

Fikrini paylaşırsan çok sevinirim:)))

INSTAGRAM