✿ Kitap Eleştirisi:Şarkını Söylediğin Zaman: İnci Aral ✿

2.11.13

Herkese iyi akşamlar arkadaşlar...Bu akşam sizlerle okumayı neredeyse bir hafta önce bitirdiğim ve www.kitapokumakistermisin.com'dan gelen İnci Aral'ın Şarkını Söylediğin Zaman isimli kitabına kendimce getirdiğim eleştirilerimi paylaşacağım.
*
Öncelikle bu kitabı bana gönderme nezaketinde bulunduklarından dolayı Kampanyadaki herkese çok ama çok teşekkür ediyorum. Onların tasarladıkları bu kampanya sayesinde onlarca kitabı ücret ödemeden okuma hakkınız oluyor. Bütçenin yeterli olmadığı şu zamanlarda da bana ilaç gibi geliyor doğrusu... Bu yüzden milyonlarca teşekkür...
*
Çok dağıtmadan hemen eleştirilerimize geçelim... Önceleri normalde böyle tarzlar okumam diye ön yargıyla yaklaşmıştım ama İnci Aral bence herkesin kütüphanesinde yerini almalı... Bunu samimi söylüyorum...
*
*                                                 

Sanırım ilk kez İnci Aral okudum ve neden bu zamana kadar okumadım diye kendime kızdım. Genelde ben İnci Aral'a değil de romantik romanlara karşı ön yargılı olduğumu fark ettim ve bundan süratle kaçınmam gerektiğine karar verdim. Evet, sanırım polisiye kadar olmasa da değişik tarzlarda da kitaplar okunabilirmiş...
*
Bu roman arka kapağındaki açıklamalarla beni etkiledi diyebilirim...Üstelik kapak resmi de hikayeye çok uygun seçilmiş olduğundan kitap sürpriz yapmadı bana, ne içerde ne dışarda... 
*
İnci Aral'ın bu kitaba ismini verme sebebi olduğunu düşündüğüm müstesna şarkı da dinler dinlemez sevdirdi kendini bana... Münir Nurettin Selçuk seslendirmiş bu güzel eseri... ' Sen Şarkını Söylediğin Zeman' eskilerden hoş bir esinti...İzlemek ve dinlemek isteyenler için buraya iliştiriyorum...
                                    

*
Yazar, karakter seçiminde de genelde kendi yaş grubu diyebileceğim yaşlardaki karakterlerde tasvir ve gerçekçilik bakımından daha başarılı...Gençleri de olgunlaştırmış bu romanda, bu bakımdan genç karakter tasviri ve anlatımında da okumak isterim kendisini...
*
Okulda bir arkadaşım ne okuduğumu sorduğunda 'İnci Aral' demiştim, o da dili biraz ağdalıdır demişti... Şimdi gerçekten de ona hak veriyorum, dil biraz ağdalı...Yani her bir kelime edebiyat kokuyor, normal somut olayları bile şiirsel - edebi bir dille aktarıyor okuyucuya. Bu nedenle her kesime hitap edebilecek bir roman değil. Bazısı daha ikinci sayfadan sıkılıp atabilir ama bence sabırla sonuna kadar gitmek lazım. Pişman olunmaz zira.
*
*
Dilinin hazır ağdalı olduğunu söylemişken, okuma ortamları için de öneri getireyim: Sessiz, sakin ve bir başına okunmalı bu roman...Başka türlü okuduğunu bir on kere daha okursun :(
*
Kitabın arka kapağı kitabı satın almanızda veya edinmenizde çok önemli bir rol oynuyor evet ama onları kitap başlar başlamaz ilk sayfadan itibaren beklemeyin, çünkü roman olayın ortalarından başlıyor... Toparlamanız ancak ikinci bölümde mümkünleşiyor.
*
Ara ara geçmişe dönüşler anlatımı renklendiriyor...Ayrıca yaşanan aşk geçmişte yaşandığından o yılların içine giriyorsunuz ve o sokaklarda dolaşıyorsunuz gerçekten. Siyasi olayların insanı sıkması gerekirken onlar da aşkla harmanlanıp ortaya güzel bir anlatım çıkarıyor...
*
Bana her iki aşk olayında da aşkın imkansızlığı vurgulanıyormuş gibi geldi...Deniz'in devrim tutkusu da beni etkiledi, bir hayat ve bu kadar adanmışlık...Herkese nasip olmaz... Bu arada Deniz isminin tesadüfen verilmediği kanısındayım. Deniz Gezmiş'e bir gönderme yapılmış ya da o hatırlatılmak istenmiş olabilir.
*
Kitapta eleştirdiğim şeylerden biri, karakterlerin Batı özentisi. Neden bütün karakterler kitabın tamamında sadece şarap içtiler? Su içemiyor mu bu ademler ya da ayran filan?
*
En hızlı okuduğum İkinci Bölüm ve Kara Kitap oldu, oralarda da tasvirler benzetmeler yoğun olsa da bunlar olayların içine güzel yedirilmiş.

*
Kitabın toplam sayfa sayısı 232 olmasına rağmen yani az sayfa olmasına rağmen insanda nerdeyse iki katı okumuş gibi bir doyum sağlıyor. 
*
Romanı okurken keşke dedim, keşke herkesin bir siyah bir de kırmızı defteri olsa, bu defterler de valiz kenarlarında, çatlak duvar aralarında kalmasa...Keşke ya bu defterlerimiz meydanda olsa, ya da hiç olmasa...Deftere yazacaklarımızı yüzümüze söylesek...Defterlerde kalmasa yaşanmamış aşklar...Ama hepsi dilekten öteye geçemiyor benimkilerin...
*
Son olarak şunu söyleyebilirim: Ne Deniz'ler var artık ne de her zaman onların yanında olup sessizce bekleyen Cihanlar... İnsan sevdiğinin kıymetini bilmeli ama kendini sevenlerin kıymetini daha bir bilmeli...Cihan'a davranışlarından dolayı Deniz'e çok kızdığım oldu, geçmişi geri getiremiyoruz malesef ama...Deniz de Cihan'da kaybettiğini yıllar sonra aramasına rağmen bulamadı...

SEVDİKLERİNİZİN KIYMETİNİ KAYBETMEDEN BİLİN !!!

Kitaba puanım: 5


Daha güzel kitap eleştirilerinde de görüşmek dileğiyle...

Takipte Kalın




hasibecengizkarakuzu@gmail.com
Herkese sevgiler, 

Hasibe ♥️





















You Might Also Like

1 yorum oku / yaz

  1. İyi günler Asetanın hediyeleşme etkinliğinde eşleşmişiz bana ulaşabilir misin kitapguzellik@gmail.com

    YanıtlaSil

Fikrini paylaşırsan çok sevinirim:)))

INSTAGRAM