✿ Kitap Elestirisi: Gizemli Cinayet: John Fasman ✿

28.9.16

Merhaba!

Yeni yazıdan herkese selamlar... Bugün okuduğum son kitabın eleştiri ve yorumlarını paylaşmak üzere blogumdayım, umarım yazımı keyifle okursunuz...

Kitabımız, 320 sayfa ve Kalipso Yayınları'ndan çıkma...


Gizemli Cinayet kitabı bana erkek kardeşimin hediyesiydi, genelde hediye olan kitaplara okuma önceliği veriyorum, bu kitap da hem büyük bir merak neticesinde hem de okuma önceliğinin olmasından dolayı okuduğum bir kitaptı... Kendi kütüphaneme ait kitaplara bir polisiye daha eklemiş oldum böylece, aslında kitabın ismiyle ilgili bence ciddi bir yanılgı mevcut çünkü ilk bakışta ve algılamada 'Gizemli Cinayet' ismi kitabın sadece polisiye bir kitap olduğunu düşündürüyor insana... Oysaki kitap büyük bir gizem, tarih ve aksiyon kitabı aynı zamanda :) İsminin kitabın hakkını yediği görüşündeyim, böyle derin ve özenle yazılmış kitaplar daha güzel isimleri hak ediyor, bana göre Gizemli Cinayet herhangi bir polisiye kitabın ismi de olabilirmiş gibi geliyor, isminden dolayı kitaba pek çok kişinin hak ettiği ve edeceği değeri verdiğinden şüpheliyim açıkçası :(


Kitabımızın kapaklarını ise hiç sevmediğimi üzülerek söylemem lazım, kitabın içerdiği derinlikle hiç alakası olmayan ve bu kadar kanlı bir kitap olmamasına rağmen kapağında bolca ve gereksiz yere kan barındıran bir tasarım olmuş, arka kapakta da hazırlanan altı satırlık paragraf beni kısmen tatmin etse de kitabın ederinin altında bir tasarım olduğu görüşümü pekiştirmekten başka bir işe yaramadı ne yazık ki :( Cık olmamış diyorum.


Gelelim kitabın biçimsel özelliklerine: İlk sayfada kitap ismi, arka sayfada editör bilgileri yer alıyor. Teşekkür bölümüyle devam eden kitapta, ithaf ile devam ediliyor. Minik bir mektupla başlayan kitabımızda bir günümüzün yazıldığı özlü sözlü başlıklı bölümler, bir de geçmişe dönük yazılan antika eşya isimleriyle başlayan bölümler yer alıyor. Kitap içerisinde bu antika eşyaların bir de amatör çizimleri mevcut ve bölüm geldikçe bunları da görüyoruz. Önemli bazı kısımlar kalın olarak bazı kısımlar da italik olarak yazılmış. Benim okuduğum yayında punto benim bile gözlerimi zorlayacak kadar küçüktü malesef. 


Kitabın konusuna gelecek olursak; yeni mezun genç bir gazeteci olan Paul Tomm, yaşadığı küçük yer olan Wickenden'de yerel bir gazetede çalışmaktadır. Güncel eyalet ve kasaba hikayeleriyle geçinen gazete bir gün esrarengiz bir biçimde ölen ya da öldürülen üniversite profesörü Jaan Puhapuev'in ölümüyle birlikte yeni bir habere daha yelken açmak ister. Gazete sahibi Art, bu ölüm sonrası yazısı için bilgi toplamakla Paul'u görevlendirir... Paul meraklı ve genç bir gazetecidir, hırslı değildir ancak gelecek vaat etmektedir. Hikayenin içlerine girdikçe hem gönlünü hem de aklını bu hikayeye verecek ve derinlere indikçe daha çok şaşıracaktır... Bu iş sandığından da büyük çıkmıştır...


Konuyu kısaca böyle özet geçebilirim, ki aslında her zaman olduğu gibi bu konunun sadece görünen kısmı :) Bunun derinlerinde ise gizemli tarihçi El İdrisi vardır, onun ilginç hikayesiyle başlayan simya maceranızda çok çeşitli simya deneylerinde kullanılan ilginç ve bir o kadar da gizemli bazı nesnelerle karşılaşıp, son sahiplerinin başlarına gelenlere de kısaca şahit oluyorsunuz. Kitapta en çok Sovyet Rusya dönemlerinden bahsediliyor, Estonya, Moskova, Türkmenistan, Özbekistan, İran da söz edilen nesnelerin bulunduğu yerler... Bu yerlere de kısa kısa seyahatlerde bulunuyoruz.


Açıkçası bu kitap benim çoktan favorilerime girdi çünkü beni çok etkiledi. Bahsedilen şeylerin gerçek olup olmadığını bilmiyorum ve simyayla ilgili okuduğum belki de tek kitap bundan önce Paulo Coelho'nun 'Simyacı' adlı kitabıydı ancak simya gittikçe daha fazla ilgimi çekmeye başlıyor... Bu kitapta aslında asıl konu simya olmasına rağmen kitap içerisindeki detaylardan neredeyse ona sıra gelmemişti ve istediğim ölçüde simyadan bahsedilmemişti. Bunu pek sevmedim, simyaya ve onla ilgili daha fazla bilgiye yer verilmeliydi.
*
Kitap kolay okunmayan kitaplardan, sizi oldukça zorluyor, hele bir de böyle derin bir kitabı kitabın kalınlığı azalsın diye minicik puntoyla basan yayın evininkini okumak daha da zor oldu. Ancak asla kitabı yarım bırakmayı düşünmedim. Bir kere kitap, gerilimini ve en çok da hem geçmiş hem gelecek gizemini sonuna kadar koruyor ve sizi içine çekiyor, yani merakınız yüzünden belki de bir gece sabaha kadar oturup bu kitabı bitirmeniz ve ancak bu şekilde uykuya dalabilmeniz olası :)) 


Kitapta hem geçmiş hem de günümüz anlatılıyor, ancak geçmişte bir tutarlılık söz konusu değil. Yani nesnelerin var oldukları son sahiplerinin yaşamlarının genelde son anları anlatılıyor, karşılarına çıkan kişiyle olan diyaloglar vs. Bu sebeple geçmişte bir devamlılık aramayınız. Şu gizemli nesnelere gelecek olursak; bunlar; bir imbik, bir kale, bir altın flüt, bir gümüş flüt, Etiyopya menşeli üç bölümlü sanat eseri, Xinjiang'ın fildişi, Hoxton'un ağlayan kraliçesi, bir sheng, gökkuşağı tozu, Kaan'ın kafesleri, beyaz ve kırmızı medikolar, El-İdrisi'nin kamalı, Erdebil'in sarı ve yükselen güneşi, güneşin gölgesi. Bu gizemli nesneler ilgili bölümlerinde adları, çizimleri, üreticileri, üretim tarihleri, çıkış yeri, bilinen son sahipleri, tahmini değeri ile açıklayıcı bir biçimde okura sunuluyor. 
*
Kitabı çeviren çevirmeni burada alkışlamak istiyorum çünkü yazarımızın inanılmaz detaylı bir kalem kullanma şekli var, inanılmaz bir çoklukta tasvir var kitapta, yazarımız bizlere her şeyi gözlerimizle görmemiz için bolca tasvir bahşetmiş, çok da iyi etmiş. Hayal gücümüzle yetinmemizi istememiş anlaşılan üstüne bir de çizim eklemiş :) Ben kitapta uygulanan titiz çalışmaya, özene ve itinaya hayran kaldım ve bence bu kitap gerçekten de gerçek üstü!


Kitabı inanılmaz gayretli okudum, ilk iki yüz sayfa bir şey anlamıyorsunuz kabul, özellikle sürekli geçmişe gitmeler ama bu geçmişin sürekli dünyanın farklı yerlerinde olması falan, kafanız karışıyor ama son yüz sayfa için efsane diyebilirim.
*
Kitabı herkese öneremiyorum malesef, sabırlı olan okurların değerini ve kıymetini asla parayla veya maddi bir şeyle ölçemeyeceği kitaplardan. Ve ne yazık ki gündelik popüler kitapların ya da aşk romanlarının gerisinde kalmış bir eser, artık ben buna kitap diyemeyeceğim, bu gerçek bir eser ve burada bir hazine yatıyor dostum!


Kitapta aksiyon vs. var ama en çok genel kültürünüz ve tarih bilginiz derinleşiyor diyebilirim, özellikle tarih ve simya yanyana gelince benim için tadından yenmez olmuş, zaten tarihi kitapları okumayı da önermeyi de çok seviyorum bu kitap da benim için Katherine Neville'in benim en favorim olan ve de şu ana kadar okuduğum en iyi kitap olarak kabul ettiğim 'Sekiz' kitabından sonra ikinci favori kitabım oldu, gerçekten ben bir efsane ya da bir mucize okudum :)
*
Kitabın sonunu pek sevmedim yalan değil ama bence daha da derinleşebilecek bir kitapmış, özellikle günümüzdeki profesörün öldürülüşü ve onun katilini bulma maceraları vs. geçmişteki güzelliklerin biraz önüne geçerek onların daha fazla açıklanmasını engellemiş. Yazar keşke, geçmişi biraz daha fazla aktarsaydı da simya ilminden daha fazla bilgilenseydik!


Yalnız kitapta tabii neredeyse dünyadaki simya tarihinden söz ettiğinden inanılmaz bir karakter bolluğu var, öyle ki ben bazı yerlerde durup o kimdi bu kimdi diye geçen sayfalara bakma ihtiyacı hissetmek zorunda kaldım. Keşke bir Fihrist bölümü ya da içindekiler bölümü de kitapta yer alsaydı da iyice ders kitabına bağlasaydı :))))) Şaka bir yana gerçekten de böyle bir bölüm şart gibi bir şeymiş :)
*
Kitapta yine arada sırada sevgili çevirmenimiz bizlerin sorabileceği şeyleri ilgili şeyin yanında parantez içinde belirtmiş ve sabırla açıklamış. Teşekkür ediyorum kendi adıma :)


Kısacası şöyle diyebilirim: Simyayla, tarihle, polisiyeyle, aksiyonla ya da bunlardan en azından birisiyle bile olsa ilgileniyorsanız mutlaka bu kitabı okuyun, asla zaman kaybetmezsiniz ya da başka bir şey. Eğlenmek için de okuyun ama bu kitapta ben daha çok öğrendim. Aslında şu an hala kim kimdi biraz karıştırıyor olsam da yine de pek çok şey öğrendim ve kendimi bir nebze de olsa geliştirmiş oldum :) Kardeşime bilmeden de olsa rastgele de olsa bana böyle güzel bir hediye sunduğu için de buradan teşekkür ediyorum :) PS. O kendini biliyor :)


Benim yazım ve söyleyeceklerim işte böyleydi, umarım sıkılmadınız :) Ben çok beğendim ve ileride bir zamanda yeniden okumayı düşünüyorum çünkü bence böyle derin ve anlamlı kitaplar sadece bir kere okumakla anlaşılmazlar... Yani ben anladığımı düşünmüyorum ve içerdiği bilgilerle bir kez daha okunmayı hak ettiklerini düşünüyorum, öyle...

Yazımı beğendiyseniz sosyal medyada paylaşmayı ve blogumu sağ üst köşeden takibe almayı unutmayın :) Eğer beni sosyal medyadan da takip ederseniz yeni yazılarımdan ilk haberdar olanlardan olabilirsiniz...

Kitapsız gününüz olmasın,
Sevgilerimle, ( Kitaptaki gibi ben de H. )

*

Takipte Kalın





hasibecengizkarakuzu@gmail.com
Herkese sevgiler, 

H. ♥️


























You Might Also Like

0 yorum oku / yaz

Fikrini paylaşırsan çok sevinirim:)))

INSTAGRAM