✿ Kitap Eleştirisi: Milyoner Bebek : Anna Katherine Green ✿

25.9.15

Herkese mutlu bayramlar !

Günaydınlar... Umarım iyisinizdir, Kurban bayramının ikinci gününden selamlar... Bu güzel bayram gününde gezmekten ve akraba ziyaretinden farklı olarak okuduğum son kitabın eleştirilerini de paylaşmak istedim sizlerle... Bu arada nasıl gidiyor bayramınız? Kurban bayramını içerdiği manayı da düşünerek icra etmeye uğraşıyoruz biz bu aralar... Ancak ben yine de Ramazan bayramını daha çok seviyorum, aslına bakarsanız bugünler yaz tatilimin son günleri... Biraz da hüzün gizli aslında bu bayramda benim için :(

Evet bugün sizlerle okuduğum son kitap olan Milyoner Bebek'in eleştirilerini paylaşacağım... Özellikle biten kitaplarımın yazılarını bloguma bir an önce girmek istiyorum, zira yeni bir kitaba başlamak ve de aldığım notları unutmadan yazarak tamamen yenilenmiş bir hafıza ve beyinle yeni kitabıma başlamak istiyorum... Bu arada şimdilerde çok çok merak ettiğim Virginia Woolf'un Kendine Ait Bir Oda isimli kitabına dalmış durumdayım ^^ Yakında onun da eleştirisi blogumda yer alacak, takipte kalmayı unutmayın ^.* Tüm sosyal medya hesaplarıma yazımın sonunda ulaşabilirsiniz...

Kitabımız yaklaşık olarak 357 sayfa ve Tutku Yayınları'ndan çıkma...


Kitap benim kendi kütüphaneme ait ve de yeni aldığım kitaplarımdan biri... Kitabımı şuradaki Sakarya alışverişim esnasında almıştım ve de oldukça uygun bir fiyata satın almıştım, o nedenle kitabın ederi bir fiyata almış olduğumdan dolayı mutluyum... Bu kitaba yüksek bir fiyat vermiş olsaydım aynı şekilde kütüphaneme ait diğer bazı kitaplarda da durum böyle, üzülürdüm...
*
Kitabı öncelikle yazarın isminden dolayı gözüme kestirsem de isminden dolayı da etkilenmedim değil ve herkes gibi kitabın adını yanlış anladım :(( Zira kitapta bahsedilen Milyoner Bebek, gerçekten de küçük bir kız çocuğu.. Bense bunu genç güzel bir kadın olarak düşünmüştüm. Aklımız fesat bizim :)


Kapak tasarımlarına geçelim. Genel olarak zaten Tutku Yayınları'nın kapak stilleri çıkardığı tüm kitaplarda ortak bir tasarıma sahipler. Bu kitapta da siyah ve beyaz bolca kullanılmış, kırmızıyla da detaylandırılmış. Ben kitabın ön kapak tasarımını çok alakasız ve saçma buldum. Kitapta biraz spoi olacak ama silahla veya öldürülmeyle alakalı hiçbir konu olmamasına rağmen nedense Milyoner kelimesindeki 'L' harfi silah şeklinde tasarımlanmış. Ayrıca olay küçük bir kasabada geçmesine rağmen altta New York silueti yer alıyor. Hele o dolarlara hiçbir şey söylemiyorum, resmen kabus. Ön kapak bolca hayal kırıklığı da diyebiliriz :( Arka kapak için de farklı bir şey söyleyemeyeceğim, Anna Katherine Green'i övmesini ve tanıtmasını çok sevdim, gerçi ben zaten tanıyordum ama, kitapla ilgili her şeyi yok sayıp son paragrafa sığdırmaları da kitaba hakaret gibi olmuş biraz sanki '.' Açıkçası bu kapak tasarımlarından sonra yayınevinin kitabı okumadan piyasaya sürdüğünü düşünmeye başladım. Keza kitabın içerisindeki olağanüstü yazım yanlışları, eksik kelimeler vs. de bunu destekler nitelikte :( Hayır, bir okuyun yani !


Gelelim kitabın o arka kapakta bir kısacık paragrafa bile layık görülmeyen konusuna. Ki bir kitapta konu en önemli şeydir, o da ayrı. Çok zengin ve köklü bir aile olan Ocumpaugh ailesinin küçük kızları Gwendolen Ocumpaugh dadısıyla birlikteyken evlerinin küçük kulübesinden kaybolmuştur. Küçük kızla ilgili ortada olan tek ipucu evlerinin yakınlarındaki nehirde bulunan ayakkabısının tekidir. Ve küçük kızın Avrupa'da olan babası gazeteye kızının bulunmasıyla ilgili olarak ödül verileceğini duyurduktan sonra küçük kızın kaybolması olayını Mr. Trevitt üstlenir... Ve gerçekler de tek tek ortaya çıkar...


Nihayet bir polisiye diyorum ve seviyorum... Ne zamandır polisiye gerilim okumamıştım, özellikle ağır Ahmet Ümit ve İskender Pala kitaplarından sonra ilaç gibi geldi bana. Kitap tabi ki polisiye bir klasik değil ama benim için polisiye açlığımı gideren bir kitap oldu. Kitabın yarısına kadar zorla gelişen olaylar finalde devasa bağlandı. Bu bağlamda yani olayları bağlama, ilk başta yavaş yavaş ortaya çıkarma konusunda gerçekten de tarz sahibi olduğunu ve Agatha Christie ile Arthur Conan Doyle'a ilham verdiğini söyleyebilirim. Bir nevi polisiyenin ilk zamanlarında yazılan bir kitap okudum da denebilir.


Yine kitapta kilit bir dedektifin yer alması, isminin akılda kalıcı seçilmesi ve kendine has bir üslubunun olması, birlikte çalıştığı bir iş arkadaşının olması ve bu arkadaşın inanılmaz fedakar ve itaatkar olması da yazarın diğer yazarların öncülüğünü yaptığını kanıtlar nitelikte. Sevdim.
*
Kitaptaki yazım yanlışları ve dedektif kelimesinin sürekli olarak 'detektif' yazılması çok gözüme battı. Kitabın iyi incelenmediğini düşündürttü bana. Bence kitaplar türü ne olursa olsun çok daha fazla özeni ve ilgiyi hakediyorlar. Tutku Yayınları adını çok duyuran ve çok satan bir yayın evi olmasa bile dikkat etmesi gerekirdi bence :(
*
Kitabın konusunu beğensem de çok tekdüze ve sıkıcı kaldığını söyleyebilirim. Genelde ipucu ve diyalog- sorgulama üzerine kurulmuş bir kitaptı, bazı yerlerde eh yeter artık bile dedim. Ancak sonu çok güzel bir şekilde bağlanıyor ve beklediğinize değiyor...


Kitapta bölüm bölüm dedektifin ağzından dinliyoruz olanları... Bölüm isimleri çok yaratıcı seçilmiş. Kitapta kullanılan mistik konular ise beni bir tık korkuttu aslında :(
*
Kitapta mekan ve özellikle olayın geçtiği malikane tasvirinde ağırlık var. Kişi tasvirleri bence çok da başarılı değil. Özellikle ben acar dedektifimizin daha iyi tahlil edilmesini isterdim.
*
Kitap inanılmaz akıcı ve günlük bir dilde kaleme alınmış. Çevirisi kolay anlaşılırdı bu anlamda herkese hitap edebilecek bir roman.


Büyük puntolarla ve geniş aralıklarla yazıldığından kitabın sayfa sayısı uzamış. Normal ismi 'The Matter of Millions' olan bu eser aslında İngilizce versiyonunda 188 sayfa...
*
Verdiğim ücreti hakettiğine inandığım ve daha fazlasını hak etmediğini düşündüğüm bir eser oldu... Kolay okudum ve kısa süre içerisinde de bitirdim, fazla derinliği olmayan sadece dikkat ve ipuçları üzerine ailenin geçmiş sırlarıyla dolu bir macera gibiydi daha çok... Mutlaka okumalısınız demiyorum ama okuyabilirsiniz, okursanız keyifli vakit geçirtmeyi vaat ediyor...


Kısacası, polisiye kitap okumayı sevenlere, akıcı kitaplardan hoşlananlara, Anna Katherine Green hayranlarına, sabırla kitap okumayı sevenlere, dedektif hikayelerinden hoşlananlara, yolculuk esnasında okunabilecek akıcı, sürükleyici ve bol diyaloglu kitap arayışında olanlara tavsiye edebilirim bu kitabı... Ancak yer yer sıkıcılaşan kitaplardan hoşlanmıyorsanız, sonuna kadar sabredemem diyorsanız, yorumunu okuduktan sonra vazgeçtim diyorsanız, bu kitaptan uzak durun derim ben !
*
Kitaba puanım: 4 ( Bu dört puan da sonu içindir.)

Daha güzel kitap eleştiri ve yorumlarında da görüşelim, olmaz mı?

Takipte Kalın




hasibecengizkarakuzu@gmail.com
Herkese sevgiler, 

Hasibe ♥️



















You Might Also Like

0 yorum oku / yaz

Fikrini paylaşırsan çok sevinirim:)))

INSTAGRAM