Film Yorumu : Cinderella / Mükemmel Sonuç / Ejder Kapanı / Sıfır Dediğimde

13.9.15

Herkese merhabalar...

Hafta sonunun en son ve ikinci keyifli gününden, güzel bir Pazar gününden selamlar hepinize... Hafta sonları sizce de inanılmaz güzel değiller mi? Ve sadece iki güncük olması da aynı ölçüde korkunç değil mi? Keşke hafta içi ile hafta sonu yer değiştirse diye az dua etmemişimdir :)) Bu güzel hafta sonunda -ki ben Pazar günleri fazla yazı yazmam biliyorsunuz ama çok güzel denk geldi- ben de hafta sonlarının en fazla yapılan aktivitesi ve en sevilen aktivitesi olan film ve sinema konusunda bir yazı paylaşacağım sizlerle... Hadi o zaman bir an önce film yorumlarına geçelim... Belki gününüze renk katacak bir film vardır içlerinde... Kim bilir belki de izlemeye karar verebilirsiniz...


İlk filmimiz muhteşem uyarlamalardan en yeni olanı Cinderella... Çok severek izlediğim bu filmi hemen yorumlamak istedim...

CİNDERELLA / KÜLKEDİSİ

IMDB: 7.1
Tür: Fantastik, Aile, Dram, Romantik
Oyuncular: Lily James, Helena Bonham Carter, Cate Blanchett, Hayley Atwell, Richard Madden
Yapım: 2015, ABD


Filmi bilmeyenimiz yoktur, yıllar içinde o kadar çok versiyonu yapıldı ki... En son yapılan versiyonu işte bu... Benim zaten çok sevdiğim bir masaldı ve uyarlamasını da aynı şekilde çok sevdim ancak ben bütün masal uyarlamalarını çok seviyorum. Bu uyarlamaya da bayıldım..


Filmin herkesin bildiği konusu ise şöyle: Ella, annesini elim bir hastalıktan dolayı yitirmiştir, babası ise başka bir kadınla evlenmiştir. Kısa süre sonra babasını da yitiren Ella, üvey annesi ve iki üvey kız kardeşiyle birlikte yalnız kalır. İlk başlarda Ella'ya normal davranan üvey annesi ve kızkardeşleri Ella'nın babası öldükten sonra ona iyice hizmetçi muamelesi yapmaya başlamışlardır. Hatta ona bir de isim takmışlardır : 'Cinder - Ella'  Külkedisi... Ella bu lakaba çok üzülmüştür, bir gün atına atlar ve ormana gider. Orada karşılaştığı bir genç hayatını tamamen değiştirecektir. Kendini çırak olarak tanıtan yakışıklı genç bir prenstir çünkü ve Ella'nın saflığından ve güzelliğinden çok fazla etkilenmiştir...


Film aslında klasik konuyu korumuş ancak ufak tefek düzeltme ve eklemelerle.. Örneğin, Ella ismini ben ilk kez duyuyorum, Cinder'in de ona sonradan eklenen bir ek olduğunu... Çok küçük dokunuşlarla masala daha fazla anlam ve derinlik katılmış bence. Görsel efektler de bir masala uygun şekilde bolca kullanılmış. Normal düzenlemelerde olmayan balkabağının, farelerin vs. dönüşümünü aşama aşama gördük mesela...


Ben bu küçük dokunuşları çok sevdim bu açıdan alıp tekrardan aynı şeyi çekmişler diyemeyiz... Ella'nın elbisesi, ayakkabısı, peri annenin ortaya çıkışı, kertenkeleler, Ella'nın ailesine olan düşkünlüğü, ailesinin oturduğu kocaman konak, üvey annesinin gençliği, belirli bir yüzyıl teması-hangisi olduğundan emin değilim- Ella'nın prensle karşılaşması vs. o kadar farklılıklar var ki aslında bunlara küçük dokunuşlar demek biraz yetersiz kalıyor... Kısacası şöyle diyebiliriz, film bir uyarlama ama masala anlam katmışlar... Farklı bakış açıları ile farklı hayal güçlerini ortaya çıkardığı için ben uyarlamaları vakit kaybı olarak görmüyorum.


Filmi gerçekten çok sevdim, filmde kullanılan ana felsefe 'Cesur ve Nazik ol'. Ella'yı, Peri anne rolünde aşkım Helena Bonham Carter'ı ve üvey anne rolünde ise Cate Blanchett'ı çok ama çok beğendim. Herkes rolünde çok başarılıydı, sondaki Ella'nın müzik söylediği sahne favorimdi. Ella'nın gülüşü de öyle.


Aslında benim bu filmi izlemem çok zor oldu. Filmi hala dublajlamadıkları için mecburen sitelerden izlemek durumunda kaldım. Ancak ilk izlediğim film bir türlü ilerlemediği için yarıda kalmıştı, dün tamamlayabildim. En zor izlediğim filmlerden oldu da denebilir. Ama iyi ki de izlemişim yani ^^ Filmin müzikleri çok güzeldi, çekildiği ortam, farklı mekanlar, küçükten büyüğe herkese hitap edebilecek masal uyarlamalarındandı. Mutlaka izlemenizi tavsiye ederim, gününüze keyif katacak filmlerden çünkü... Verilen IMDB puanını da oldukça fazla hakediyor...

*

İkinci filmimizse Mükemmel Sonuç isimli film...Bu filmi de kendim seçip izlemiştim, harika bir gençlik filmi...

PERFECT SCORE / MÜKEMMEL SONUÇ

IMDB: 5.7
Tür: Komedi, Macera, Polisiye
Oyuncular: Erika Christensen, Chris Evans, Scarlett Johansson, Tyra Ferrell, Matthew Lillard, Vanessa Angel, Kyle Labine
Yapım: 2004, ABD-Almanya


Filmi konusunu okuyarak izlemiştim, böyle gençlik filmlerini gerçekten seviyorum. Hem kafa dağıtıyor hem de vakit geçiriyor...


Filmin konusuna gelecek olursak; ÖSS sınavına benzer bir sınav olan SAT sınavından geçemeyen altı öğrenci birleşirler ve sınavın sorularını çalmaya çalışırlar... Ancak sonuç bekledikleri gibi olacak mıdır?


Bizim Sınav filminin benzeri bir konuyu içeriyor, aslında pek de bir farkı yok da diyebiliriz hatta ben bizim Sınav filmini çok daha başarılı buldum. Sıradan bir gençlik filmiydi ancak Scarlett'im filmi benim için kurtardı da diyebilirim. O nasıl tatlı bir karakterdi öyle? Bayıldım bayıldım !


Filmin aksiyon dozu pek yoktu sonlara doğru biraz artar gibi oldu. Sonunu çok sevmesem de konuyu ve akıcılığını beğendim filmin. Bazı noktalarda özellikle soygunun yapılacağı sahnelerde gerilimin ya da aksiyonun aksine bir durgunluk vardı, oyunculardan Scarlett dışında tanıdığım da yoktu. Bunun gibi sıkıntılar olsa da Çinli arkadaşın yaptığı şirinlikler filme renk katmaya yetti. 


Güzel ve keyifli vakit geçirebileceğiniz bir film. Gününüze biraz macera ve eğlence katmaya ne dersiniz? Orta halli, izlenebilir bir filmdi, tavsiyemdir arkadaşlar...
*
Üçüncü filmimiz ise bir Türk polisiyesi... Ejder Kapanı, izlemekte oldukça geç kaldığımı düşündüğüm filmlerden...

EJDER KAPANI

IMDB: 6.5
Tür: Polisiye, Gerilim, Aksiyon
Oyuncular: Uğur Yücel, Kenan İmirzalıoğlu, Berrak Tüzünataç, Nejat İşler, Ceyda Düvenci
Yapım: 2010, Türkiye


Polisiye olması bir yana televizyonda denk gelip de izlediğim bir film oldu, çok güzel denk geldi yani. Yoksa benim izleyeceğim yoktu herhalde ya da bayağı bir sonra izleyecektim herhalde. Polisiye sever biri olarak komediye kaçan Türk polisiyelerinden sonra dişe dokunur bir yapım olmuş.


Uğur Yücel'in hem başrolünde olması hem de filmi yönetmesi bence çok dikkat çekici. Yönetmenlikten anlamam ama oyunculuğu bence efsanedir. Bu filmde de döktürmüş yine üstelik de şiveyle. Kenan İmirzalıoğlu'na ise diyecek laf yok, Berrak da sanki Ahmet Ümit kitaplarından esinlenilmiş ekipteki olmazsa olmaz kız komiser gibi olmuş, biraz fazla zorlama. Kadın karakterlere bu kadar az yer verilmesi can sıkıcı.


Afişine bayıldığım filmin konusu ise şöyle: İstanbul'da Güneydoğu'da askerliğini yapan Er Ensar'ın 12 yaşındaki kız kardeşine tecavüz edilir ve bununla birlikte Ensar ortadan kaybolur. Sonrasında İstanbul'da aftan yararlanıp da çıkan sübyancılar birer birer öldürülür ve bir seri cinayetler zinciri başlar. Olayı soruşturan Abbas, Celal ve Ezo ilk önce Ensar'dan şüphelenseler de olayların aslı çok başka olacaktır...


Filmin karanlık atmosferini ve içerdiği bulmacaları çok sevdim. Asla sıradanlaşmayan hatta bence özgün bir konuya sahip olan ve kanayan bir yaraya parmak basan ve dikkat çeken bir film olmuş. Konusu zaten beni mutlaka izle, ben içi de dışı da polisiye olan bir filmim dese de ünlü isimlerden oluşan kadro da filme etki katmış. Bayılarak izlediğim, her saniyesinde hop oturup hop kalktığım bir film oldu benim için.


Bu arada birkaçını yukarıda görüyorsunuz afişler inanılmaz güzeller ve çeşit çeşitler. Bence de bu ilgiyi alakayı hakediyor. Sonunda izleyicileri ters köşeye yatıran bir film, sonunda zaten bir 'Oha!' çekiyorsunuz mutlaka. Müziklere dikkat edemedim ama cinayetler çok iğrençti. Sansürlense daha iyi olabilirdi bence. Filmdeki sevişme sahnesi çok konuşulmuş güya ama bence konuşulacak pek de bir şeyi yoktu. 


Filmi Türk polisiyesinin geldiği noktayı görmek için mutlaka izlemenizi tavsiye ederim. Ben gayet başarılı buldum...

*

Dördüncü ve son filmimiz ise kız kardeşimle izlediğimiz yine bir Türk psikoloji filmi Sıfır Dediğimde...

SIFIR DEDİĞİMDE

IMDB: 6.1
Tür: Dram, Psikoloji
Oyuncular: Oktay Kaynarca, Görkem Yeltan, Özge Özder, Özhan Carda, Damla Tokel, Hazım Körmükçü
Yapım: 2007, Türkiye


Filmi sanırım iki kez izledim... İkisinde de filmi hala anlayamadığımı söylemek istemiyorum ama galiba öyle :(


Filmde büyük oyuncular var gerçekten, filmi Oktay Kaynarca'nın sesinden dinliyoruz, özel olarak anlatıyor bize... Biraz fazla psikoloji ve hipnoz içeriyor bence. Baş rolde hiç tanımadığım bir yüz var : Damla Tokel. Ben saçlarını özellikle bu filmde hiç sevmesem de yüzü güzel bir oyuncu. Başka projelerde de görmek isterim kendisini.


Filmin benim anlayamadığım konusu ise şöyle: Aslı mezun olmak üzere olan bir resim bölümü öğrencisidir. Bir gün hocası ona eski bir kitap verir. Aslı bu kitapla eve gitmek üzere yola çıkar ancak yolda kitabını kaybeder. Ne yapacağını bilemeyen Aslı kitabı bir hafta boyunca arar. En yakın arkadaşı Nevin onu bir psikiyatriste gitmeye ikna eder ve birlikte giderler. Psikiyatrist Aslı'ya teşhisini koyar: Dissosiyatif Amnezi. Ve buna uygun tedavi yöntemini de seçer: Hipnoz... Aslı hipnoza karşı olsa da sonunda kabul eder ve macera başlar...


Filmi anlayamadım dediğim nokta şu: Bir oradan bir buradan öyle çok karıştırmışlar ve hikayeleri birbirine geçirmişler ki gerçekten kafam allak bullak oldu, aynı durum kız kardeşimde de meydana geldi malesef. Hipnoz seansları filmin yarısından fazlasını kapsıyor ve aynı şeyi sürekli hatırlatarak tekrara düşüyor ve izleyiciyi sıkıyor bence. Filmin sonu da inanılmaz bir şekilde bağlanıyor ama ben çok fazla hata olduğunu düşünüyorum.


Gelelim mantık hatalarına: Bir kitap ve bir çanta için hipnoz yapmaya değer mi veya psikologa gitmeye değer mi? Aynı şey yahut da benzeri diyeyim benim de başıma geldi. Kitap Okumak İster Misin adlı kampanyadan İstanbul'da bulunurken epey yararlanıyordum bir ara kitaplardan biri Ptt'de kayboldu, ve ben oradaki görevlinin ihmali olduğunu biliyorum. Şimdi biz de mi bu adama hipnoz önerelim ya da yaptıralım? Ki adam da nasıl kaybettiğini hatırlamadı ve olan canım imzalı kitaba oldu :( İkinci mantık hatası: Bir psikolog böylesine basit bir konuda ve beş dakika içerisinde hipnoz da hipnoz diye tutturabilir mi? Yahut da dayatabilir mi demeliyim ki resmen dayattı Aslı'ya. Üstelik Aslı hipnozdayken onu yönlendirmeye çalıştı ve deneysel birtakım uygulamaları Aslı'ya uyguladı. Kötü örnek olan bir film.


Minyatür sanatına uygun çizimlenmiş 1001 Gece Masalları'ndan birinin anlatıldığı kısmı ise en sevdiğim kısım oldu. Filmi biraz daha iyi ve oturaklı kurgulasalarmış daha iyi olurmuş. Ki bu kısacık masaldan bile başlı başına bir film olabilir...


Kısacası sabrı olanlara ve yukarıda saydığım hatalara göğüs gerebileceklere zorla önerebileceğim bir film oldu. Oyuncu kadrosu ne kadar güzel olsa da çoğu zaman konu ya da oyunculuklar kuguyu ya da işleniş hatalarını örtbas edemiyor. Benim bir daha asla yakınından dahi geçmeyeceğim bir film oldu. Pek tavsiye edemiyorum malesef :(

*

Evet arkadaşlar benim sizlerle bugün paylaşacağım dört film bunlardı, umarım fikir edinebilmişsinizdir... Yakında yeni film yorumları da gelebilir, takipte kalmayı unutmayın lütfen ^^

Takipte Kalın




hasibecengizkarakuzu@gmail.com
Herkese sevgiler, 

HC

You Might Also Like

0 yorum oku / yaz

Fikrini paylaşırsan çok sevinirim:)))

INSTAGRAM