✿ Kitap Elestirisi : Zaman Tükeniyor : Harlan Coben ✿

7.6.14

Merhaba!

Güzel bir tatil sabahına daha uyandığımız şu güzel Cumartesi gününde umarım keyifler yerindedir... Ben bugün sizlerle okuyup bitirdiğim ve yorumlanacaklar kategorisinden unutulmaya başlayanlar kategorisine yavaş yavaş geçiş yapan güzel bir kitabın eleştirisi paylaşacağım... O halde hemen başlayabiliriz :)
*
*
Kitabımız Harlan Coben'in Martı Yayınları'ndan çıkan ve yaklaşık olarak 430 sayfadan oluşan bir romanı... Harlan Coben'in ismini daha önce de pek çok kez duymuştum ama ilk kez kitabını okuma şerefine nail oldum :) Gerçi alışveriş yazımda da söylediğim gibi bu kitabı alışım biraz zor oldu, ama neyse ki elime ulaştı şükür...
*
Kitabımızın orijinal ismi 'Darkest Fear'.. Türkçeye çevrildiğinde en karanlık korku gibisinden bir şeyler oluyor... Ama isminin tam olarak Türkçeye çevrilebilmesine karşın neden isim olarak 'Zaman Tükeniyor'u seçtiler, bilemiyorum, zaten bence yanlış olmuş... Orijinal ismi çok daha ilgi ve dikkat çekici :))
*

Kapak tasarımlarına gelecek olursak, yukarıda hem ön hem de arka kapağı buluşturan şahane bir resim buldum... Görebildiğiniz üzere iki kapak da karanlık temalı - eh yani, kitabın adı zaten en karanlık korku, ne bekleyebilirsiniz ki - seçilmişler... Issız ve korkutucu bir orman içerisinde yürüyen temsili bir çocuk görüyoruz... Çocuğun burada manası var, ama değinmeyeyim, konuyu aktarırken nasıl olsa anlarsınız... Orman ve karanlık bana daha çok korku türünü çağrıştırsa da kitabımızın korkuyla alakası yok... Bildiğiniz polisiye bu :)) Ön kapağı konuyla ve kitabın içeriğiyle uyumlu bulsam da, dediğim gibi çok daha farklı çağrışımlar yapabildiğinden tehlikeli bir seçim olmuş... Ama arka kapak az da olsa durumu kurtarır nitelikte... Bu arada arka kapak yazısını çok kapalı buldum, kaç kez okuduysam da bir türlü anlayamadım, konuya dair ipuçları verse de pek kolay anlaşılır değil... Merakımı çekmek yerine canımı sıktı...
*
Kitabımızın güzide konusuna gelecek olursak; arka kapağın boğucu kapalılığına rağmen ben size olabildiğince basit kelime ve cümlelerle anlatmaya çalışacağım : Kitabımızın baş karakteri Myron Bolitar, kendi halinde bir spor merkezinin yöneticiliğini yapan eski bir sporcudur. Baş düşmanı Greg Downing'le epey zorlu bir mücadele sonrası sağlık sorunları nedeniyle profesyonel spor yaşamını bırakmak zorunda kalmıştır. Hayatına bekar bir adam olarak devam ederken, Grag'le paylaşamadıkları eski kız arkadaşı çıka gelir ve ondan bir oğlunun olduğunu ve bu çocuğun ilik kanserine yakalandığını söyler. Ülke çapında ünlü biri olan Greg Downing'in oğlu olduğunu sandığı bu çocuğa uyan sadece bir ilik bulunabilmiştir ve o da şimdi kayıptır... Zamanla yarışırken bir yandan donörü bulmak zorunda kalan Bolitar, eski ve nüfuzlu bir dostunun yardımıyla maceralara sürüklenir... Bu esnada aile dramlarına ve gizli kalan bazı sırlara da vakıf olur.
*

 Evet konuyu böyle uzunca bir şekilde özetlemek mümkün. Konu itibariyle ilgi çekebilecek türden bir roman bu. Şimdi o çocuğun ne kadar önemli olduğunu ve kapakta ne işi olduğunu anlamışsınızdır umarım :)) Ben aslında kitabı alırken doğru söylemek gerekirse, kitabın içeriğine değil yazarın adına bakarak almıştım... Ama beni pişman etmedi bu kitap. Okunabilir.
*
Kitabımızın eleştirilerine gelecek olursak; öncelikle ilik kanserine ve doğal olarak tüm kanser türlerine dikkat çekerek organ bağışının ne kadar önemli olduğunu vurgulamak için bulunabilecek en güzel yöntemlerden birini bulmuş Coben : Bunu bir romanda duyurmak. Gerçekten böylelikle daha fazla kişinin dikkatini çeken yazılı ve uzun ömürlü bir kaynak üretmiş oldu, tebrikler... Gerçekten de ne çok organ bekleyen insanımız var... Böyle sosyal bir yaraya parmak basmasına rağmen bunu gayet profesyonelce yaptığını söylemeliyim. Örneğin; Buket Uzuner'in 'Uyumsuz Defne Kaman'ın Maceraları'nda' yaptığı gibi aşırı eleştirel bir bakış açısıyla okuyucuyu boğmamış, sadece Myron'ın gözünden heyecanlı bir roman sunmuş okurlara. Mesajı almak ya da almamak okuyucuya kalmış. Yani her yerde okurun gözünün içine sokulmamış bu durum, trajikleştirilmemiş de, abartılmamış da. Zaten Myron, yıllar sonra oğlunu bulmuş olsa da o kadar duygusal bir adam değil. Bu da yazarın işini kolaylaştırmış :)
*
Baş kahramanımız diğer bütün polisiyelerde olduğu gibi bu romanda polis ya da dedektif değil. Sade, kendi halinde yaşayan bir sportmen. Bu nedenle olayı çözümlemesi benim için ayrı bir önem taşıyordu. Sonuçta bir polis ya da dedektif zaten aşinadır böyle şeylere, gerçi biz yine de Hercule Poirot her olayı çözdüğünde ağzı beş karış açık kalıyorduk ya neyse :) Ama dediğim gibi polis olmayan ya da polislikle uzaktan yakından ilgisi olmayan birine göre oldukça iyisin Bolitar :)
*


Eh tabi olabildiğince özgün olan bu romanda birkaç tane de klişe yok değildi : Dünyada yaşadığına inanılamayacak kadar güzel ortaklar, ünlü ve nüfuzlu arkadaşlar, eski sevgililer vs. Ama bunlar bile romanın özgünlüğünü bozamamış benim gözümde :)
*
Myron ve Win gerçekten çok iyi anlaşıyorlar, ve ben de onlarla birlikte çok ama çok eğlendim :) Myron'ın espri anlayışına ise bayıldım, tam benim adamım :))
*
Konuyu bir büyük konu bir de küçük konu olarak ikiye ayırabiliriz burada, çünkü Myron'la başlayan hikayeye başka birilerinin hikayeleri daha ekleniyor ve bu iki hikaye ortak bir zincirde birleşiyorlar... Bazen kim kimdi diye kafam karışmadı değil :)
*
Kitabın içerisinde güzel benzetmeler vardı : En çok aklımda kalanı : Vatikan'da büstiyerle dolaşıyormuş gibi Myron'a bakıyorlardı. Sayfa : 161
*
Romanı okurken sıkılmaya vaktiniz kalmıyor, konu her ne kadar hüzünlü olsa da kahramanlarımız yaptıkları espirilerle ortamı ısıtıyorlar...
*
Romanın yazı tipi de epey büyük seçildiğinden böyle önemli bir sosyal yaranın toplumun her kesiminden insanın dikkatini çekmesi ve okuyabilmesi amaçlanmış sanırım. Gerçekten büyük yazı karakteri okuyucuları yormuyor.
*
Son olarak romanın içinde sosyal çözümleme ve psikolojinin az olduğunu, oğlu kanser olanların duygu ve düşüncelerini bana göre yeterince iyi betimleyemediğini söylemeliyim. O kısımlar biraz üstün körü geçilmiş ama ben bunun olayı fazla dramatikleştirmemek için yapıldığı kanısındayım. 
*
 Kısaca şöyle de diyebiliriz: Eğer polisiyeyle komedi türü ortak bir yapım roman istiyorsanız bu kitap tam size göre. Ya da 'öyle boş boş okumayalım, bize bir şeyler öğretsin, bir şeyleri insanlara göstersin' diyorsanız bu kitap yine tam size göre. Hem sosyal konulara parmak basan, hem de güldüren bir şey arayışındaysanız da tavsiye edilir efendim ):) Umarım günün birinde okur, sizler de o güzelim yorumlarınızı bendenizle paylaşırsınız....

Kitaba puanım: 3


Takipte Kalın 

^.^




hasibecengizkarakuzu@gmail.com

Herkese sevgiler, 

HC 


























You Might Also Like

1 yorum oku / yaz

  1. Çok güzel ve ayrıntılı eleştiriler yapıyorsun, tebrikler... Harlan Coben'i merak ediyordum vakit bulursam okumaya çalışacağım...

    YanıtlaSil

Fikrini paylaşırsan çok sevinirim:)))

INSTAGRAM