✿ Kitap Elestirisi : Arsen Lüpen Herlock Sholmes'e Karsı : Maurice Leblanc ✿

5.9.14

Herkese merhabalar :)

Güzel, yağmurlu denmesine rağmen sıcak ve bir o kadar da yoğun bir Cuma gününden sesleniyorum sizlere... Son iş günümüzü de tamamlayıp eve geldim ve yarın annemler bizi ziyarete geleceğinden ufak çaplı büyük bir ev temizliğine soyunduk eşimle :) Sağ olsun yardım eder bana :) Sonrasında da birkaç gün yazı yazamama ihtimalini de göz önünde bulundurarak son okuduğum kitabı eleştirip tamamen diğer kitaba konsantre olmak istedim :) Çünkü onun da neredeyse yarısına geldim :) Her neyse, dilerseniz kitaba başlayalım arkadaşlar :)


Kitabımız yaklaşık olarak 288 sayfa ve Panama Yayınları'ndan çıkma...Kitabın kapağı pek tatmin edici olmasa da tarif edilen Arsen Lüpen'e yakışmış ve siyah pelerinli figür üç boyutlu gibi duruyor... Etrafın tamamen kırmızımsı olması da ya o zaman kullanılan gaz lambalarının bir tür özelliği olarak tasarlanmış ya da Arsen Lüpen'in ateşler içinde olduğunu ya da alarm durumunda olduğunu belirtmek üzere tasarlanmış olabilir diye düşünüyorum :) Aynı zamanda pek ilgi çekici olmasa da kitabın içeriğiyle de uyumlu :) Diğer kapaklara bakarsak :

*
Kitabın arka kapağına geçecek olursak ; benim elimde Panama Yayınları'ndan çıkma kitap olduğu için onu eleştireceğim. Bilginin dozunu beğendim ayrıca oldukça da merak ettirici, dikkat çekici bir yazı yazıldığını ve benim de buna bakarak kitabı aldığımı itiraf etmem gerek :) Alttaki resimde görebileceğiniz üzere :)


Kitabımızın ismi elbette dikkat çekici ama yukarıda da gördüğünüz üzere konumuz daha ilgi çekici : Paris'te antika bir masa çalınır. Masanın sahibi Mösyö Gerbois'dir. Kızına doğum günü hediyesi olarak aldığı bol çekmeceli antika masanın çalınmasıyla birlikte gelişen olaylar Mr. Herlock Sholmes'ün Paris'e çağrılmasıyla daha da dikkat çekici bir hale gelir :)
*


Kitabı büyük merakla Kitap Sihirbazı'ndan aldım ve yine büyük merakla okudum...Ancak alırken de aldıktan sonra da en merak ettiğim şey kitaba ismini veren muhterem zatın isminin neden yanlış yazıldığı oldu.  Sadece meşhur dedektifimiz de değil aynı zamanda yakın arkadaşının ismi de değiştirilmişti. Bunu gören herkes bahsedilen şahsın Sherlock Holmes olduğunu ilk görüşte bilecekti o halde neden böyle isim değişikliğine gidildi ? Bu konuda Maurice Leblanc ile bir ropörtaj yapmak isterdim doğrusu :) Muhtemelen telif hakkından dolayı olduğunu tahmin ediyorum... 
*

Kitaba başlar başlamaz arka kapakta bahsedilen konuya da giriyorsunuz...Bu nedenle kitaba ve konuya dahil olmada sıkıntı yaşamadım. Kitabın puntoları da büyük olunca sayfalar ardı ardına çevrilmeye başladı bu bağlamda epey akıcı bir kitap olduğunu söyleyebilirim...
*

Kitapta ilk başta üsluba alışmakta zorluk çekebilirsiniz, çünkü olaylar üçüncü bir şahsın ağzından - ki ilerleyen sayfalarda bu kişinin Arsen Lüpen'in yakın arkadaşı olduğunu öğreniyoruz- yazılmış ve biraz da iğneli bir üslup. Ama kısa süre sonra ikili diyaloglarla ve Sherlock ile baş başa kalıyoruz. Bizler olayları Holmes'ün gözlerinden görüp maceralara onunla birlikte atılıyoruz.
*

Kitapta tasvirin epey yetersiz olduğunu gördüm. Olaylar kabaca anlatılarak sadece olaya odaklı bir anlatım sergilenmiş. Bunu sevmedim, yazar sanki sadece kaçma kovalama yazmak istemiş, romanı da hızlıca bitirmiş gibi olmuş :(
*

Bu kitap adını sıkça duyduğum Arsen Lüpen ile ilgili okuduğum ilk kitap. Kendisiyle bu kitapta müşerref oldum yani :)
*

Kitapta eleştireceğim çok şey var aslında... Bunlardan biri de yazarımızın Fransız olması. Fransız birinin böyle bir kitabı yazarken tarafının daha kitap başlamadan belli olduğu gerçeği daha doğrusu. Kitapta yıllardır süregelen İngiliz - Fransız sidik yarışını devam ettirmesi bir tarafa bir de taraf tutması kitabın gerçekçilik ve inandırıcılık ayarlarıyla epey bir oynamış... Durun daha fazlası var : Yazar Fransa'yı ve Paris'i kendi övse hadi bir yere kadar ama bunu bir de Sherlock'uma yaptırması :(( Aman Tanrım ! 
*

Yazarın hakkını yemek istemem sanırım Sherlock'u kitaba dahil etme zorunluluğundan dolayı Paris polis teşkilatından birkaç Fransız'ı harcamak zorunda kalmış :( Aman ne büyük kayıp !
*
Bu arada Arsen Lüpen ve Sherlock Holmes ile alakalı bir de oyun yapılmış sanırım, ayrıntılı bilgi için tık tık :)
*

Kitabın bir Herlock kitabı olmasından mı yoksa içerdiği taraf tutuculuktan mıdır bilinmez Sherlock ile ilgili yazılmış kitaplar arasında pek de ünlü bir kitap değil... Okunma oranından da görebiliyoruz bunu...
*

Kitap içerisinde yazarın Fransa'ya yakıştıdığı ' Dünyanın başkenti' ibaresini ben sadece ama sadece İstanbul'umuza yakıştırabilirim... Bunu kendi komutanları da söylemiş zaten ünlü Napolyon :' Dünya bir ülke olsaydı şüphesiz ki başkenti İstanbul olurdu. ' diye :) N'aberrrr?
*

Kitap içerisinde ve daha doğrusu Arsen'in marifetlerinin kalbinde yer alan o muhteşem mimarlık ürünü olan gizemli evleri yazar öyle kötü tasvir edememiş ki hiçbir şey anlamadım. Sadece ihtiyacı olanı da mecburiyetten Sherlock olayları çözerken yazmış, o da evlerin gözümüzde canlandırılması imkansız bir tasvirinden ibaretti :(
*

Artık Sherlock kitapları okuyup okuyup hayal kırıklığı yaşamaktan sıkıldım. Lütfen Arthur Conan Doyle'dan başkası Sherlock Holmes ile ilgili kitap, şiir, beyit, roman, hikaye vs. hiçbir şey yazmasın, lütfen ! Çünkü yazamıyorsunuz zaten :(
*

Kitapta yazarın yanlı tavırlarını Sherlock Holmes üzerinde de görebiliyoruz. Fransa'yı o hiç yakışmayan ve kesinlikle Sherlock'un ağzından çıktığına bir türlü inanamadığımız kelimelerle adeta zorla övdürmesi, Arsen'i bir hayalet misali anlatarak Sherlock'u ve arkadaşını çeşitli basit oyunlarla kandırabiliyor gibi göstermesi ve de Arsen Lüpen'i Sherlock'a bir türlü yakalatamaması... Bütün bunları Sherlock Holmes'ün itibarını zedelemek ve Arsen'i dolayısıyla da Fransa'yı ve Fransız'ları övmek amacıyla kasıtlı olarak yaptığını düşünüyorum.
*
Film ve kitap arasındaki farklarda genel olarak Sherlock kitaplarında göze çarpıyor. Filmlerdeki Sherlock okunamayan bir belleğe ve bir sonraki hamlesi bilinemeyen bir hayalete benzetilirken kitaplarda Sherlock'u her haliyle görüyor, fikirlerini okuyabiliyor hatta onlara dokunup bir sonraki hamlesini bile görebiliyoruz. İşte bu da hiç ilgi çekici olmuyor :(
*
Kitap içerisindeki içindekiler bölümü ilk etapta değişik başlıklarıyla dikkat çekse de okudukça yazarın bu başlıkları dümdüz yazdığını görüyorsunuz. Hayal kırıklığı !
*


Kitap ilk ve orta kısımlarda epey sürükleyici olsa da bu sürükleyicilik Arsen Lüpen yakalanıp yakalanıp sihirli bir biçimde ve oldukça dalga geçici bir şekilde kaçarken kitabın inandırıcılık ve gerçekçilik derecesiyle birlikte benim okuma isteğimi de sonlandırdı. Kitabı zorla sona erdirdim...
*
Kitapta belki de en belli olan ve beni en çok üzen yazarın Watson'u yani kitaptaki ismiyle Wilson'u aşağılayıp kalemi dilediğince oynatması oldu. Bunu kitaptaki bir sürü örnekle kanıtlayabilirim, ki hepsini not aldım : 1-  İlk olayda Arsen ve çetesinin gönderdiği aptal mesaja inanıp en yakın arkadaşının el yazısını tanıyamaması ve olayın geçtiği malikaneye arkadaşının haberi olmadan gidip sabaha kadar o evde kilitli kalmalarına yol açması. 2- Kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştırmış benzetmesine neden olan pısırık tavırları ve inandırıcılıktan uzak pasifliği. 3- Kolu kırıldıktan sonra olaydan uzak kalması ve arkadaşına yardım edeceği yerde daha çok engel olması. Sizce bunlar tanıdığımız Watson ile alakalı davranışlar mı ? Tamamen yazarın uydurma davranışları, bunu bir kere bile Sherlock filmi izleyenler anlayabilirler :(
*

Yazarın ne kadar ........... ( boşluğu siz doldurun ) olduğunu gösteren bir başka örnek ise, Watson - Wilson için ' kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştırmış köpek' benzetmesi yapması !!!
*

Kesinlikle okuduğum en kötü Sherlock kitabıydı, bu kitabı değil bu yazarı bir daha algı sınırlarıma bile sokmam. Artık benim için böyle bir yazar yok ve onun yazdığı hiçbir kitap da yok. Fransızları neden hiçbir milletin sevmediğini sizlere bir kitapla özetleyebilecek nadir örneklerden biri bence :(
*

Kısacası, bol taraflı bir düello okumak istiyorsanız, Fransızların kendilerini övmelerini seven biriyseniz, Sherlock Holmes hayranı değilseniz tam size göre bir kitap bu. Ancak Sherlock Holmes'ün gerçek hayranıysanız ve gerçek bir polisiye severseniz bence bu kitaptan uzak durun ve vaktinizi çok daha değerli kitaplara sunun... En azından Fransız yazarlardan nefret etmezsiniz benim gibi :) 
*

Kitaba puanım: 3


Bir sonraki kitap eleştirimiz : Edith Warthon'un ' The Age of Innocence ' Türkçe haliyle ' Her Kalp Kendi Bildiğini Okur ' adlı kitabına gelecek :)

Takipte Kalın 

^.^





hasibecengizkarakuzu@gmail.com

Sevgiler,

HC 



















You Might Also Like

4 yorum oku / yaz

  1. Bende arsen lüpenin kontes cagliostro şunu okudum bitirene kadar canım çıktı cok sikildim tmm bir surukleyiciligi var ana bir yere kadar sonra can sıkıntısı yazan kişiye gelince kitaptaki kahramanı yüceltmek için yapmadığı şey yok ama kurnazca düşündüğünü itiraf etmeliyim ama hiç etkileyici tarafı olduğunu düşünmuyorum saygilarimla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de bu kitabını beğenmemiştim ve sizin fark ettiğinizi ben de fark ettim, yazar gizliden sanki bir Lüpen hayranlığı üzerine yazıyor yazdıklarını... Dediğiniz gibiyse yazarı okuma listemden çıkaracağım sanırım bu gidişle :((((

      Sil
  2. Yazdıklarınıza kesinlikle katılıyorum normalde Sherlock Holmes kitaplarını hiç sıkılmadan okurum fakat bu kitabı bitirene kadar canım çıktı çok kolay bir hedef gibi göstermiş Sherlock Holmes'u )):

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tek sevmeyen ve beğenmeyen ben olmadığım için sevindim şimdi. Kitabı okuyan herkeste benzer kanılar oluşması haklı olduğumuzu göstermiyor mu sizce de ?

      Sil

Fikrini paylaşırsan çok sevinirim:)))