✿ Kitap Eleştirisi: Kardeşimin Mezarı : Robert Dugoni ✿

21.1.16

Selam!

Perşembe gününüze keyif katmaya geldim ey ahali! Bu güzel, bol karlı buz gibi Perşembe gününde yeniden bir aradayız, umarım keyifler yerindedir... Bu güzel günde bende sizlerle bir kitap eleştirisi paylaşacağım; bitirdiğim son kitap olan ve de son zamanlarda epey bir sükse yapmış kitabım Kardeşimin Mezarından söz edeceğiz birlikte... Ayrıntılarına değineceğiz ve olmuş ya da olmamışları birlikte irdeleyeceğiz, böyle bir yolculuğa hazır mısınız?
*
Kitabımız yaklaşık olarak 365 sayfa ve Altın Kitaplardan çıkma...


Kitabı şuradaki alışverişim esnasında satın almıştım, Instagram belli bir süredir bu kitapla çalkalanıyordu, özellikle kitap blogları çok reklamını yapmışlardı, ben de özellikle kitap kapağı çok dikkatimi çektiğinden - ki çekmeyecek gibi mi?- ve de kitabın türü benim türüm olan polisiye türünde olduğundan bu kitabı inanılmaz merak ediyordum, bu kitap mutlaka benim kütüphanemde de olmalı diyordum, ve oldu da ^^


Kitap, yeni çıkmasına rağmen gerçekten bence reklam sayesinde çok satanlardan oldu, ve hakkında konusu dışında ki aslında konusunu kapaktan da anlayabiliyoruz, pek bilgim de yoktu. Yani yorumları pek okumuyordum fikrimi etkileyebilirler diye, ki yorumların çoğu da zaten pozitifti. Ancak sizi belki benim yorumum şaşırtabilir, detaylar aşağıda!


Kitabın öncelikli olarak her zamanki gibi kapağından başlıyoruz, kapağını inanılmaz sevdim bence estetik açıdan çok başarılı, fotoğraf, renkler, renk uyumu, yazar ve kitap isimleri, çok sade ve temiz tutulmuş. Arka kapak da aynı anda hem kitap hem de yazar hakkında bilgi verdiğinden beni oldukça şaşırttı, kitabın ana fikrini oluşturan cümle de en üstte yer alıyordu. İki kapak da beni çok ama çok memnun etti diyebilirim.


Kitabın biçimsel özellikleri ise şöyle: Kitaba ilk giriş boş bir sayfayla oluyor, sonrasında editör, kitap ismi gibi bilgilerin yer aldığı sayfa, kitap ismi, atıf ve özlü sözlerle başlıyor. Kitap bölümler halinde yazılmış, 73 bölümden oluşuyor. Kitap sonunda, Son Söz, Teşekkür ve Yazar Hakkında kısımları mevcut.


Kitabın konusuna gelecek olursak aslında bir ablanın kız kardeşinin akıbetini ortaya çıkarma ile ilgili verdiği mücadele anlatılıyor diyebiliriz kısaca. James ve Abby Crosswhite ailesi,  Tracy ve Sarah isimli birbirine çok benzeyen iki kızları ile birlikte Cascade'de Cedar Grove isimli bir kasabada yaşıyorlardır. 1993 yılının Ağustos ayında Abby ve James Crosswhite evlilik yıldönümlerini kutlamak üzere Hawaii'ye gitmişlerdir ve ayrı eve çıkan büyük kızları Tracy'ye de Sarah'a göz kulak olmasını tembihlemişlerdir. Tracy o sıralarda Cedar Grove lisesinde kimya öğretmenliği yapmaktadır ve Ben isimli bir gençle çıkmaktadır. İki kız kardeş de babalarının yönlendirmesiyle horozlu kırma atıcılık yarışmalarına katılmakta, sürekli birinci olmaktadırlar. O Ağustos'da yapılan turnuva ailelerinin Hawaii seyahatine denk gelmesine rağmen iki kardeş turnuvaya katılırlar. Turnuvada birinci olana gümüş bir kemer tokası verilecektir. O gün Ben Tracy'e evlenme teklif edeceğinden Sarah ablasının bir atışı kaçırmasına ve üzülmesine dayanamaz ve iki atışı bilerek kaçırır, böylece Tracy birinci olur. O gün Ben ile turnuvadan sonra restorana gidecek olan Tracy, Sarah'ı kendileriyle gelmeye davet etse de ablasının bu güzel gününü rezil etmek istemeyen Sarah ablasının Chevy pikabıyla kendisi eve gitmek ister. Fırtına ve yağmurda tek başına pikapla yola çıkar ve o günden sonra Sarah'dan bir daha haber alınamaz. Ailesinin tüm ödül vaatlerine ve kasaba çapında yapılan büyük çaplı aramalara rağmen Sarah bulunamaz. Suçluluk duygusuyla kıvranan ailesi ise ne yapacağını şaşırmıştır, sahte delillerle Edmund House isimli bir adam eski tecavüzcü sıfatıyla mahkum edilir... Tracy ise ne babasının intiharına ne de annesinin kanser hastalığıyla boğuşmasına aldırmaz, delillerin sahte olduğunu bildiğinden ve Sarah'ı en son o gördüğünden geçen yirmi yıl boyunca sürekli olayı araştırır ve delillere ulaşmaya çalışır... Yirmi yıl sonra aniden Sarah'ın cesedi ortaya çıkınca Tracy olaya daha derinden dalar ve arkadaşı Dan'in de yardımıyla gerçek katile ulaşmaya çalışır... Ancak kim suçlu kim değil bilinmemektedir ve Tracy gerçekleri öğrenmeden asla durmayacaktır...


Konuyu biraz derin anlattım, ancak özetleyebildim diyelim ^^ Konu görebildiğiniz gibi tam benlik, zaten polisiye denince bende akan sular durur... Bilemiyorum belki de bende bir kız kardeşe sahip olduğumdan ve kitapta anlatılan pek çok şeye çocukluğumdan aşina olduğumdan kitabın konusu beni çok etkiledi.


Ancak benim sıkıntım sanırım biraz yazarla oldu, konuyla veya kitapla değil, şöyle ki; kitap ortalama bir sayfa sayısına sahip olsa da neredeyse 250 sayfa boyunca okuru sadece oyaladığını düşünüyorum, kitapla ilgili eleştirilerimden ilki bu. Bekliyorum, bir şey olacak, bilmediğim bir şey çıkacak vs. diye ama bu bildiğiniz ya da tahmin ettiğiniz polisiyelerden biraz farklı, bu kitapta hükümlü belli, olayın ortaya çıkışı, geçmişte yaşananlar ve bulunan deliller belli, siz sadece okuyorsunuz. İşte bu sebeple kendimi 250 sayfa boyunca sadece okur hissettim yani hiç düşünmedim, ortaya çıkan yeni bir delille hiç beynimi yormadım, çünkü hiçbir ipucu yoktu, hiçbir gelişme de öyle. Bu kısımlar kuru laf kalabalığı ve Tracy'nin geçmişteki önemli günlere gidip gelmesiyle ve günlük yaşamıyla, şimdiki işiyle dedektif olmuştu Tracy, ve ofisindeki güncel olaylarla geçirilmişti. Bizim asıl olaya girmemiz ve birkaç gelişme ise son yüz sayfada diyebilirim. O nedenle beni biraz şaşırtan ve çokça sıkan bir kitap oldu.


Kitap, geçmişte yaşanan önemli günler ve Tracy'nin anıları ile günümüz olarak yazılmış bir süre, daha sonrasında yazar karar değiştirip normale dönmüş ve sadece günümüz olarak ilerlemiş.Geçmişe dönüşler biraz akıcılığına balta vurmuş, zaten pek de öyle aksiyon bakımından akıcı değil ve de çok aksiyonlu bir kitap değil.
*
Kitapta çok derin ve detaylı bir anlatım var. Özellikle duygusal bakımdan derinliği olan bir kitap, sonuçta ortada kardeş ve aile gibi konular var. Ben de çok duygulandım, hatta ağladım da diyebilirim. Bu bakımdan polisiyenin biraz geride kaldığını ve duygusallığın ön plana çıktığını söyleyebiliriz. Konu oldukça dramatik ve trajik biçimde işlenmiş.


Kitapta bilmem okuyanlar dikkatinizi çekti mi hiç ama; eski mahkum Edmund House özgür kaldıktan sonra bıçakla kesilmiş gibi Tracy gerçek katilin kimliğine ulaştı, hikaye sanki bıçakla kesilmiş gibi çözülmeye başladı. Komik bir biçimde bir anda katilin kimliği bulundu ve her şey elli altmış sayfada oldu bittiye getirildi.
*
Gerçekten polisiyenin analizini yapan ve bu alana gönül veren benim gibi okurlar, eleştirilerimi haklı bulacaklardır. Bir sürü blogger çok övdü evet, ama ben açıkçası hikayenin işleniş biçimini ve kurguyu çok zayıf buldum.


Yine komik bir biçimde hikaye küçük de olsa bir kasabada geçmesine rağmen kasabadaki beş kişi arasında geçiyor. Oysa ki yeni ve değişik karakterlerle hikaye canlandırılabilirdi, bizler de gerçek polisiye görmüş olurduk. Beş kişiyle resmen 360 sayfa kitap yazmış.
*
Kitap tam bir pazarlama harikası, önüne güzel bir kız resmi, kitabın içine bir tecavüz hikayesi ile yazar, kitabın satılmasını sağlamış. Evet tecavüz gibi iğrenç bir suça parmak bastığı ve dikkat çektiği için tebrik ediyorum ama ben, içi boş, sıkıcı, yorucu bol detaylı bir hikaye gördüm sadece. Üstelik Sarah'ın kaybolmasından çok Tracy ve günlük hayatını okuduk, hele mahkeme, temyiz süreçleri öyle detaylandırılmıştı ki resmen CNBC-E'de yayınlanan günlük 15 dakikalık polisiye dizilerin bir bölümüne çevirmişti bu sahneler kitabı. Yazar sayesinde Amerikan adalet sistemi ve mahkemesi üzerine epey bilgi sahibi olduk :(


Kitap için yukarıdaki ilk resimde gördüğünüz arama ilanı da basılmış, bir kitap için hele de içi bu kadar boş bir kitap için- edebi ve polisiye anlamda diyorum yoksa bir genç kızın kaybolması ve tecavüz edilerek öldürülmesini konu alan kitap için demiyorum- biraz fazla reklam kokan bir hareket gibi geldi bana, ama iyi fikirmiş !


Kitabın sonu da başı gibi hayal kırıklığı doluydu, bir yaratıcılık, bir farklılık beklerken aynı şey ısıtıp önümüze konmuş gibi oldu, akıcı mıydı evet, heyecanlı mıydı boğuşma sahneleri falan evet ama değişik bir şey yoktu. Sadece katilin Sarah ile iletişiminin yazılı olduğu bölümler yeni olduğu için ilgimi çekti, onun haricinde her şey aynıydı, yazar farklı bir son yazma girişiminde bile bulunmamış, çok daha yaratıcı polisiyeler okudum ama bu kitap resmen boş yere şişirilmiş.
*
Hikayenin başından beri bazı şeyleri tahmin etmek zor olmadı, ipuçları zaten çok sınırlıydı, daha çok diyaloga dayalı soruşturma biçiminde bir kitaptı.
*
Sarah ve katil ilişkisi demişken o koskoca iki aylık kısma neden bu kadar az girilmişti, tamam hadi müstehcen sahneleri çıkarırsak o tutsaklık sürecinde neler oldu, çok üstünkörü geçilmişti. Yukarıda da söylediğim gibi esas konuya detaylardan ve daha farklı konulara verilen önemden sıra gelmemişti.


Kitapta bariz bir hayvan sevgisi işlenmiş ve bu konuya dikkat çekilmişti.
*
Kitabı okurken benim bir polisiyeden beklediğim zekanızı zorlama ve geliştirme, heyecanlanma, fikir yürütme gibi bir sürü özellikten yoksun kaldık. Her şeyin yerli yerine oturması için kitabın sonuna gelmeniz gerekiyor !
*
Kitapta bütün ipuçlarını yazar size sunmuştu, ipucu bulamadık, sanık zaten elimizdeydi, geçmişte olan olayları biliyorduk, yani okura hiçbir şey kalmamıştı. Yeni katili bulma konusunda da Tracy'den bize sıra gelmedi, House özgür kalır kalmaz hemen gerçek katil fikirleri iki kişi arasında sonuçlanıverdi. Kitap editörün veya yayın evinin baskısıyla ya da yazarın sıkılmasıyla mı acaba aceleye gelivermişti? Bana biraz aceleye gelmiş gibi geldi.
*
Kitapta mekan ve karakter dış görünüm tasvirleri güzeldi, ancak karakter tahlil ve karakter analizleri çok başarılı değildi malesef.


Kitaba neyse ki D&R fiyatını vermediğim için memnunum yoksa gerçekten parama acırdım. Okunsa da olur, okunmasa da. Ancak kız kardeşi olanların okumamasını öneririm, yoksa çok ağlarsınız benim gibi. Böyle bir şeyi düşünmek bile istemiyorum doğrusu. Ablaysanız derin dokunur bir kitap o ayrı.
*
Kitabı bu kadar eleştirdikten sonra elbette önermiyorum ancak, ille de merak ediyorsanız okuyabilirsiniz, ancak bence öyle şuan satıldığı sitelerdeki gibi yüksek fiyatı kesinlikle hak etmiyor. Uygun fiyatlı bulursanız, güzel kapağından dolayı kütüphanenizi süslesin diye satın alabilirsiniz. Ancak bence zaman kaybı ! Kitabı, değişik bir polisiye kitap arayışında olanlara, bu pazarlama ve reklam harikasını benim gibi tongaya düşüp merak edenlere ve zaman geçirmek için kitap okumak isteyenlere tavsiye edebilirim, ancak yorumlarımdan sonra karar sizin ::)
*
Kitaba puanım: 3

Daha güzel kitap eleştiri ve yorumlarında da görüşelim mi?  Blogumu GFC'den ( Google Friend Connect'den) - blogumun en altında 'Bu Siteye Katılın' yazısına tıklayarak- takip etmeyi ve beni Instagram, Pinterest gibi sosyal medya hesaplarımdan takip etmeyi unutmayın ^.^ Tüm hesaplarıma yazımın sonundan ulaşabilirsiniz ^^

Görüşmek üzere !

Sevgiler...

Takipte Kalın




hasibecengizkarakuzu@gmail.com
Herkese sevgiler, 

Hasibe ♥️ 































You Might Also Like

0 yorum oku / yaz

Fikrini paylaşırsan çok sevinirim:)))

INSTAGRAM