✿ Kitap Elestirisi : Açlık : Knut Hamsun ✿

30.4.14

Herkese selam!

Güzel bir Çarşamba gününden merhabalar... Bugün Recep ayının ilk günü yani mübarek üç aylar başlıyor... Aynı zamanda yarınki tatil gününün de güzel bir arifesi olmuş oluyor bugün... Bundan dolayı önemli bir gün de diyebiliriz. Ben de bu önemli günde sizlerle uzun zaman önce okuduğum ve hala yazılmayı bekleyen bir kitap eleştirisi paylaşmak istedim... Dilerseniz lafı fazla uzatmadan hemen başlayalım, çünkü yazmak için sabırsızlanıyorumm :)
*
Okuduğum ve eleştirisini yaptığım kitap bana Kitap Okumak İster Misin'den gelen son partideki son kitaptı... Hatırlarsanız ilki şurada yazdığım Harry Q. Davasının Ardındaki Gerçek idi. İkincisi de şurada bahsettiğim ve hala kayıp olan Kağıt Medeniyetiydi. Şimdi gelen son kitabı yorumlamak istedim... Bu kitap sanırım klasikler arasında sayılıyor... İnternette ölmeden önce okunması gereken 1001 kitaptan biri ve ayrıca da Nobel Edebiyat Ödülü sahibi...Adını uzun zamandır duymama rağmen elime yeni geçebildiğinden ben de ancak okuma imkanı bulabildim...
*
Kitap idefix verilerine göre yaklaşık olarak 160 sayfa ve Varlık Yayınları'ndan çıkma... Kitabın yazarının ise isim hikayesi biraz ilginç... Kitabın asıl sahibi Knud Pedersen ama kendisine isim olarak Knut Hamsund'u seçiyor... Daha sonrasında soy isminin bir harfi yazılmadığından öylece kalıyor...
*
Kitabın ana teması aslına bakarsanız sadelik. Beyaz arka plan eşliğinde insanı konuya adapte eden bir tasarım yapılmış... Bir kalem ve o kaleme uzanmaya çalışan güçsüz ve çelimsiz bir el... Sadece bir tane resimle daha iyi anlatılamazdı diye düşündüm...
*
Kitabımızın konusuna gelecek olursak, muhtemelen Knut Hamsun'un ünlü bir yazar olmaya çalışırken yaşadığı açlık ve sefaleti anlattığı bir hikayemsi roman bu. Ama kitapta isim vermeden bir genç üzerinden gidiyor ve yazar olma hayalleriyle yaşadığı hayatın zıtlıklarını oldukça gerçekçi ve duygulu bir şekilde anlatıyor. Evet belki o genç adamın günlük yaşadığı şeylerden bahsediyor ama bu sizi sıkmıyor. Yani dışarı çıktı, yatıp uyudu demesinde bile tekdüzelikten ya da sıkıcılıktan ziyade bir anlatım zenginliği var. Sanırım ününü ve heybetini burdan alıyor... Aslında sıradan, günlük şeylerden bahsediyor ama sizi bir şekilde bu genç adamın hikayesinin içine alıveriyor...
*

*
Kitabın dil ve anlatımı sizleri yormuyor ama... Yukarıdaki sözlerime bakıp da epey edebi bir kitap diye düşünmeyin çünkü edebi olduğu kadar da günlük bir dili var. Karmaşık bir şey kısacası. Ama ne dediğini anlayacak kadar günlük. Belki kendi içinde gencin felsefe yaptığı olabilir ama bu da terimlerle falan dolu değil, o da olabildiğince genç bir beyne ait.
*
Kitabın sayfa sayısının az olması, okunabilirliğini arttırıyor... Ama ben az bulduğumdan yazarımızı eleştiriyorum, kısa kesilmiş bir konuşma gibi etkiledi beni. Sonu güzel bağlanmış ve güzel bitiyor ama bence genç adamımızın hayatını biraz daha görmeliydik... Biteceğini hissettirse de yazar, size yine de 'eh ben daha okuyacaktım ama ya' dedirtiyor...
*
Kapak tasarımını çok ilgi çekici bulmasam da açlığı sürekli Afrikalı çocukların resimleriyle gördüğümden daha sanatsal bulduğumu söylemeliyim. Kitabın öyle bir derdi de yok bence, zaten adam Nobel almış bununla, bilen bilir kapağa takılıp da almamazlık etmez yani. Kapağın bu kadar sade ve gösteriş amacı gütmemesinin sebebi de kitap severlerin bu kitabı zaten biliyor olduğunu düşünmeleri olabilir. Bu bakımdan dünya klasikleriyle ya da Nobel ödüllü kitaplarla ilgilenmeyenler düşünülmemiş diyemem çünkü ordaki sarı el 'Beni al, beni al!' diye yalvarıyor ve dikkat çekiyor... Kısacası ortalama bir kapak. Arka kapak bilgilendirici olduğu kadar da ön kapaktan arka kapağı çevirmeye zorlar nitelikte. Çünkü ön sayfadan bir şey anlamayanların ikinci adresi olacağını düşündüklerinden olsa gerek, övebilecekleri kadar çok övgüyü dikdörtgene sığdırmışlar :)


*
Kitabı Behçet Necatigil'in çevirmesi ise bende şok etkisi yarattı. Çünkü çok fazla kitap çevirdiğini düşünmüyorum. Kitabın ön kısmında adını görünce bi 'Hadi ordan ya' olmadım değil. Ama sonrasında gerçek olduğunu idrak edince şaşkınlığım geçmedi ama daha bir alıştım. Ben kendisini sadece şair sıfatıyla tanıdığım için bir de Kelebeğin Rüyası'nda Yılmaz Erdeoğan'ın canlandırdığı kadarıyla tanıdığım için çevirmen olarak görmek çok şaşırtıcıydı. Ama gerçekten Norveççe bildiğini anlamış olduk, söyleyenlere göre örnek bir çeviriymiş zira :) Elbette Behçet Necatigil'in çevirmesi bence duyurulan bir şey olsaydı iyi reklam yapardı. Çünkü bu kitabın alınabilirliğiyle güvenilebilirliğini katlıyor bence...
*
Kitabın bazıları için - ben gibi - olumsuz diye niteleyebileceğim bir özelliği de bölüm ya da kısım nedir bilmemesi. Nesir biçiminde devam eden bir kitap. Alabildiğine yazı yani. Aralarda paragraf da yapmasa insan nerde kaldığını bulamayacak. Aslında bu şekilde de pek rahat buldum diyemem, okuduğum yeri tekrar okuduğum da olmuştur. :(
*
Kitap açlığı anlatıyor evet ama bunu acıtasyon yaparak anlatmıyor, tam bir yazar namzedine yakışır biçimde olgunlukla karşılayıp aktarıyor. Kitaptaki umut gerçekten güzel sunulmuş, bu gencin bile her şeye rağmen umudu varsa, bence biz de biraz umutlansak mı?
*
Az sayfalı dünya klasiği arayanlara, az sayfalı olursa olsun da ne olursa olsun diyenlere tavsiyedir efendim. Okumaya yeni başlayanlara okumayı sevmeye çalışanlara da okumalarını salık verebilirim.


*
Güzel bir kitap arayışındaysanız tavsiye edilebilecek kitaplardan. Yine az sayfalı kitapseverler için biçilmiş kaftan. Ama en çok da haline şükretmek için okumak lazım. Ve biraz da umutlanmak için. Her şeye rağmen günlerce aç kalsan bile bir yerlerde seni bekleyen bir umut ve nimet var. Bunun bilincine varmak için de okunası.
*
Mutlaka bir yerlerden edinin ve Knut Hamsun'u bir kere dahi olsa okuyun derim. Kendisinin başka kitapları da var mıdır bilmiyorum ama eğer varsa onları da okumayı çok isterim. İskandinav kalemi de bir başka oluyor yahu. :)
*
İçerisinde aşk, hayat, emek, yazarlık, hayal gücü ve bol miktarda açlık olan bu hikayemsi romanı bir çırpıda okuyabilirsiniz :)

Kitaba puanım: 4

Takipte Kalın 

^.^




hasibecengizkarakuzu@gmail.com

Herkese sevgiler, 

HC 























You Might Also Like

3 yorum oku / yaz

  1. Kolay okunur ve günlük bir dilse okumak lazım. Yormayan kitaplara ihtiyacım var bu ara :)

    YanıtlaSil
  2. aynen günlük bir dil ve kolay okunuyor... Tabi kişiden kişiye değişebilir de, ama kısa sayfasıyla da önerilebilir...

    YanıtlaSil
  3. Çok güzel yorumlamışsın kitabı, okuyacağım :) Kalemine sağlık...

    YanıtlaSil

Fikrini paylaşırsan çok sevinirim:)))