✿ Kitap Elestirisi : Kardesimin Hikayesi : Zülfü Livaneli ✿

22.1.14

Herkese iyi akşamlar...

Umarım gününüz keyifli geçmiştir....Bugün sizlerle okumayı geçen hafta bitirdiğim bir Livaneli kitabını paylaşacağım...Son zamanlarda bloga üst üste olmasa da epey bir kitap eleştirisi geldi biliyorum ama bu hafta sonuna kadar kitapları Kitap Okumak İster Misin'e göndermek istiyorum. Bu hafta sonu tam üç haftadır bende olacaklar çünkü...Bir ay elimde tutup da diğer kitap okumak isteyen arkadaşları kitaplardan mahrum bırakmak istemiyorum...Aslında herkes böyle düşünse...Dünya cennet olsa falan filan...

*
Bugün sizlerle Kitap Okumak İster Misin'den gelen ikinci kitabı paylaşacağım demiştim...Bir zamanların yine meşhur kitaplarından 'Kardeşimin Hikayesi' en sonunda benim de elime ulaştı :) Gönderdiklerinde bu kitap için de acayip çok sevinmiştim :)) Kitabımız yine Doğan Kitap'tan çıkma ve yaklaşık 330 sayfalık bir kitap...

*
Kitap kapak tasarımı bir çok şey vaad edercesine tasarlanmış...Aynı arka kapak gibi...Livaneli bu kitabı ancak okuyan kişilerin kapağı doğru yorumlayabilmesini istemiş anlaşılan...Okumadan istediğiniz şekilde yorumlayabilirsiniz çünkü...Ön kapak bence oldukça cesur tasarlanmış...İçerikle de uyumlu :) Hadi bu kadar SPOİ vereyim...Ancak okumanız lazım kitabı yoksa ön kapak da arka kapak da sizde uyandırdığı anlamla kalır...Doğrusunu tahmin etmek de epey zorlaşır...Kitabı aldırıcı, alanı ikna edici bir kabiliyeti var bu kapağın...Gizemli bir kitap hissiyatı verilmek istenmiş de olabilir elbette...
*

Kitabımızın konusuna gelince, gerçi bu kısmın arka kapakta yer alması gerekiyordu ama bence arka ve ön kapağı bu kadar belirsiz bırakmalarının esas sebebi kitabın isminde her şeyin açıklanmış olması...Kitap ismiyle anlatıyor zaten sizlere içeriği...Evet bu kitap Ahmet ve Mehmet Aslan isimli kardeşleri, ailelerini ve yaşantılarını konu ediniyor kendine...Trajik bir hikaye, bir o kadar da psikolojik...Annesini, babasını ve kardeşini bir trafik kazasında kaybeden Mehmet'in Ahmet kimliğine bürünerek yaşadıklarını bir gazeteci kıza anlatmasıyla hikayeyi anlıyoruz...Bak şimdi yine SPOİ verdik...Ama bu konu spoisiz anlatılamaz ki !!!
*
Benim Türk yazarlar içerisindeki Ayşe ERBULAK dışındaki tek favori ismim olan Zülfü beyin kitaplarına karşı her zaman bir ilgim olmuştur...Kitaplarına her daim saygıyla yaklaşmışımdır ki zaten bu kitapta da aynen böyle oldu...Kitabın ilk iki yüz sayfasında her ne kadar aradığımı bulamasam da son elli sayfa düğüm üstüne düğüm çözen bir yapıya sahipti...Hani sanki Zülfü bey kitaba devam edecekken birden bitirme kararı almışçasına bir anda olup bitti herşey...Ve olup bitenleri de yine başkalarının sayesinde öğrenme şansımız oldu...
*

Bu kitapta dikkat etmenizi istediğim ve eleştireceğim bir şey var : Biz yani okuyucular her şeyi bir başka karakterin yardımıyla öğrendik...Örnek mi? Hemen verelim : Ahmet Beyin bizlere hikayeyi gazeteci kız sayesinde anlatması gibi. Ya da Ahmet değil de Mehmet olduğunu karar ile bizlere açıklayan avukat bey sayesinde öğrenmemiz gibi. Bizler okuyucular romandaki temel yapıyı çökertebilecek derecede önemli olan her şeyi başkalarının ağzından ya da başkalarının gözünden öğrenmiş olduk yani...Ki bu da benim hiç hoşuma gitmedi...Kendimi adam yerine konmamış gibi hissettim :(
*
Gazeteci kız olarak -adı yok bu arada- gözümüzde canlandıracağımız şahsın hareketleri ve genel tuhaf ruh hali hiç hoşuma gitmedi...Okurken şımarıklığına kızdım ve böyle özellikte bir gazetecinin varlığının hayalini bile kuramadım...Çünkü normalde gazeteciler meslekleri gereği meraklıdırlar ama biraz da yüzsüzdürler...Kovarsın kovarsın gitmezler...Yani en azından televizyondaki magazinlerde kavgalarda vs. gördüğümüz budur, ama bu kız burnu havada şımarık züppe diyesim var da neyse, kendi başına tavır yapıyor, gidiyor canı isteyince de dönüyor...Bu olmamış !
*

İlk iki yüz sayfa okumaktan belki keyif alınabilecek tarzda günlük yaşam ve felsefeyle okuyucuyu oyalama açısından gayet başarılı. Ama ben çok sıkıldım. Ayrıca cinayet ilk başta sadece okurun ilgisini çekme amaçlı konulmuş. Sonrasında pek sayın Ahmet ! beyin hikayesinden cinayete sıra gelmedi bir türlü. O olay da üstünkörü geçildi sonlara doğru. Ayrıca sanırım katilin adını veren bulmaca da ya yanlıştı ya da ben çözemedim :( Hoş bir fikir ama sonuç bende de Muharrem çıksaydı daha hoş olacaktı :(
*
Zülfü bey son elli sayfayı yazmış sadece gibi hissettim çünkü romanın sonu geçekten ilk kez okuyanlar ve hakkında daha önceden bir şey bilmeyenler için epey şaşırtıcı...Uykumdan feragat edip gece kuşu gibi okuyup bitirene kadar da elimden bırakamadım, son elli yüz sayfa çok başarılı bence.
*
Sonuç olarak size de tavsiyem ilk iki yüz sayfayı öylesine okuyun ama son elli yüz sayfada sayfaları yutabilme ihtimaliniz var :) Ben öyle yaptım çünkü :))
*
Bu arada romanla ilgili şöyle de bir gerçek var : Romanın sonunu okuyup bitirdikten sonra kitabı dönüp bir de Mehmet'miş gibi okumak istemedim değil. Sanki ikinci okuyuşumda daha bir farklı olur gibi geldi...
*

Kitabın dili yine günlük, puntolar herkes görebilsin diye kocaman kocaman tutulmuş...Her kesime hitap edebilecek olan bir kitap tarzı ve yine Zülfü Livaneli...Sanırım artık onun tarzını diğerlerinden ayırt edebilecek kadar iyi tanıyorum.
*
Kitaptaki edebiyat ve bilim karşılaştırması ise gerçekten bana göre başarılı. Bu arada kitap bir bakıma Mehmet beyin hayatı boyunca geliştirdiği felsefelerinden de nasibini almış. Aralarda sadece kitabı uzatma amacıyla konulmadığını düşünüyorum. Bence bu Mehmet yani o zamanlar bizim bildiğimiz Ahmet karakterine daha derin bir bakış olabilir. Yani onu daha iyi tanımak babında.
*
Ha bu arada bölümlerin başlarındaki özet cümlelerden hoşlanmadığımı fark ettim. Çünkü ilk başta yani bölüme başlarken okuduğumda bir şey anlamıyorum ve bölüm bittiğinde sürekli geri dönüp okuma ihtiyacı hissediyorum. Bu da romanı bölüyor ve pek hoş olmuyor. Buna bir çözüm mü bulsa şu yazarlar?
*
Kısaca sonu süprüzlü bir kitap arıyorsanız budur. Etkileyici bir kitap arıyorsanız budur. Ama laf kalabalığı istemiyorsanız ya da edebiyat- felsefe gibi konuları bir roman içinde sevmiyorsanız bu değildir. Yeterince sabırla okursanız şirinleri görüyorsunuz :)) Sadece sonu için bile okunabilecek bir roman. Tüm olumsuzluklara rağmen Ahmet'in ay pardon Mehmet'in hikayesi yetti de arttı bizlere...Pek mantıklı değil elbette ama aşkta mantık aramak ne mümkün!

Kitaba puanım: 5


Takipte Kalın




hasibecengizkarakuzu@gmail.com
Herkese sevgiler, 

Hasibe ♥️



You Might Also Like

2 yorum oku / yaz

  1. Yine Livaneli'liğini yapmış desene :) Kalemine sağlık, okumaya doyamadım...

    YanıtlaSil
  2. Adsız1.3.18

    Bence kitabı sen çok yanlış yorumlamışsın gazeteci kızın bilgileri savcının beyanında veriliyor ismi Pelin. Pelin tam bir gazeteci karakterinde hırslı meraklı cinayete olan merakı ve Mehmet'in hikayeleri karakteri ilgisini çekmişti ve kendine söz geçiremeyip tekrar tekrar soluğu Mehmet'in yanında aldı sana şımarık ve züppe gelmesinin sebebi Mehmet'in kendince onun karakterini yorumlamasıydı Pelin 20 li yaşlarında daha çok genç bir kadın ve Mehmet ondan yaşça büyük bir adam tabi ki yaptığı hareketler konuşma tarzı vs ona çok farklı gelecek çünkü yaş farkı epey bir var Pelinin karakterini onun yaşında bir adam anlatsaydı belki sempatik bulacaktık. Zülfü bey kitabın başında cinayet romanlarıyla ilgili bir yorumda bulunmuştu cinayet romanlarından ziyade cinayeti çözmek katilin kim olduğunu bulmak değil maktulun-maktulenin duygularını hissetmek ölmeden önceki duygularını anlayabilmekten bahsetti burada da kendisinin bir Ahmet Arslan gibi cinayet kitabı olmadığının sinyalini vermiş oldu ben kitabı baştan sona kadar çok beğendim herkesin yorumlaması farklı ama çok boyutlu bakmak lazım saygılar.

    YanıtlaSil

Fikrini paylaşırsan çok sevinirim:)))