✿ Kitap Elestirisi: Kurt Gölü - John Verdon ✿

10.1.17

Merhaba!

Yeni bir yazıdan daha selamlar, bugün sizlerle okuduğum son kitabın yorum ve eleştirilerini paylaşmak üzere blogumdayım. John Verdon'ın son kitabı Kurt Gölü işte sizlerle...

Henüz alışveriş yazımı yazmadığım için bahsi geçmedi ancak bir süre sonraki karışık alışveriş yazımda muhakkak göreceksiniz, bu kitap bana canımın hediyesi. İlk çıktığından beridir içimin gittiği bir kitaptı - çünkü polisiye roman hastalığımı ve Verdon sevgimi bilmeyen yoktur herhalde - en sevdiğim yazarlarlardan birinin son çıkan kitabı olunca alıp hemen okumak istedim. Ancak o an için bütçem pek uygun olamadı bir türlü, sonra eşim sanki kalbimden geçenleri bilirmiş gibi elinde bu kitapla ve bir de yanında başka bir eşantiyon kitapla çıkageldi :)) Mutluluktan öldüm desem yeridir, hiç beklemiyordum çünkü. Bir de en çok istediğim kitaplardan biri olunca hemen listemde en ön sıraya alıp okudum.
*
Kitabımız, her zaman olduğu gibi Koridor Yayınları'ndan çıkma ve yaklaşık olarak 470 sayfa.



Artık klasik John Verdon-Koridor Yayınları kapaklarına alıştık, bu arada sanırım kitabın orijinal kapağı bu şekilde değil, bu Koridor Yayınevi'nin Tuğçe Emekçi'yle dizayn ettiği bir tasarım sanırım. Çok beğeniyorum, çok başarılı buluyorum, hepsi aynı şekilde tasarlandığı için uzaktan bile kitabın kime ait olduğunu anlayabiliyorsunuz.
*
 Arka kapak da çok başarılı olmuş, zaten kitabın ilk başta konusu beni çekti. Arka kapakta yer alan metinler de kitaba dair çok meraklandırıcı ve ilgi çekici olmuş.


Kitabın biçimsel özelliklerine geçelim: İlk sayfa övgülere yer verilmiş. ardınan kitabın ayrıntılı bilgilerinin yer aldığı sayfa, kitap -yayınevi -yazar isimli bir sayfa sonrasında kitaba ilk kısmıyla giriş yapılıyor. Kitap üç büyük kısımda yer alan 60 bölümden oluşuyor. Üç büyük bölüm ise; Ölümcül Rüyalar, Ceset, Kurt ve Şahin isimlerine sahip. Kitap otta puntoya sahip ve yine pek çok kısımda italik ve normal yazı stilleri göze çarpıyor.
*
Bir yazardan beklentilerinize her zamanki gibi yazar ve eserleri karar veriyor. Yazarımız bana göre ilk kitabıyla çıtayı o kadar yukarılara çıkardı ki sonrasında gelen eserleri biraz sönük kaldılar bu nedenle. Yeni kitabını büyük bir heves ve merakla beklediğim yazarımızın bana göre en güzel eseri ilk kitabı 'Aklından Bir Sayı Tut' idi. Sonrasında benim okuduklarım; Gözlerini Sımsıkı Kapat, Peter Pan Ölmeli ve en son olarak da Kurt Gölü asla o çıtaya erişemedikleri gibi yazarın kalemi de bence gittikçe değişti. Son olarak Kurt Gölü'nde bolca başka bir yazar okuyormuşum hissine kapılmam da bence bundan kaynaklı.


Kitabın konusuna da değineyim: Amerika'nın farklı eyaletlerindeki dört kişi kurt başlı bir hançerle bileklerini kesmiş ve kan kaybından ölmüş bir halde yanlarındaki kurt başlı hançerle birlikte bulunmuştur. Bu kişilerin tek ortak noktaları, öncelikli olarak Kurt Gölü diye bilinen ürkünç bir yerde hipnoz terapisti Richard Hammond'dan hipnoz terapisi görmeleri ve korkunç imgeler içeren bir rüyayı sürekli gördüklerini ileri sürmeleri ve bunu birilerine yazılı ya da sözlü olarak ilettikten sonra intihar etmiş olmalarıdır. Zan altında kalan Hammond kendisini hiçbir şekilde savunmazken ablası Hardwick'i bulur ve olay böylece Dave Gurney'e gelir. Gurney bu ilginç davayı dahil olup olmamak konusunda kararsızdır ancak mesleki içgüdülerine de hakim olamaz ve sonunda bu acayip olayın içindeki bir kedi fare oyununa karışır. Fare olarak...


Konusu gerçekten çok acayip, zaten yazarın en bilindik yazma yöntemi ve kurgu seçimi; öncelikli olarak ilginç ve imkansız olan bir olayı bulmak ve sonrasında da çözmek. Ancak bu kez biraz tökezlediğini düşünüyorum çünkü olayın sonucunda arka kapakta yazılanların bir düzmece olduğu ortaya çıkıyor. Psikolojiyle alakalı olan herkes okumak isteyecektir ama içerisinde çokça psikoloji olduğunu da söyleyemem, yazar sanki öylesine yazmış gibi bir roman olmuş. Konu güzel olsa da işlenişi ve kurguyu hiç sevmediğimi söylemem lazım.
*
Karakter tahlilleri ve kişi tasvirleri her ne kadar başarılı olsa da manzara tasvirlerinde ve mekan çeşitliliğinde büyük sıkıntılar mevcut kitapta. Olayın neredeyse tamamı dağda yer alan Kurt Gölü isimli çok geniş bir alanda geçiyor, bolca dağ evi ve kar mevcut yani. Ancak buna rağmen kitapta olması gereken kar manzara tasvirleri neredeyse hiç yok. Mekan çeşitliliği olarak birbirinin aynı olan birkaç ev ve her şeyin içerisinde geçtiği bir otel var. Çok sıkıcı olduğunu söylemeliyim. Karda mahsur kalınan bir romanda zaten ne kadar eğlence ve hareket olabilir ki?


Bunun dışında kitapta muhakkak dikkatinizi çekecektir inanılmaz bir teknolojiye boğum var; neredeyse her şeyi teknolojiyle çözüyor bu kez Gurney. Droneler, gizli kameralar, dinleme cihazları, telefonlar, internet. Boğulduğumu hissettim, bir bu kitabı okuyun sonra da sönüp Aklından Bir Sayı Tut'u okuyun ne demek istediğimi anlayacaksınız. O sebeple bu özelliği beni inanılmaz sıktı.
*
Kitapta ilk dört yüz sayfa sadece ama sadece okuru çok çeşitli şekillerde oyalamaya yönelik yazılmış. Son elli sayfada da heyecandan uzak bir şekilde olay açıklığa kavuşuyor. Ancak olayın tek bir açıklaması da yok, CIA bile işin içine karıştırılmış ve olay iki kat sıkıcı hale getirilmiş. Her şey öyle basit ve sıradan seçilmiş ki yazar sanki kitabı zorla yazmış. Yani en basitinden şimdiye kadar içinde CIA olup da sıkıcı olabilen tek hikaye olmuş diyebilirim.


Kitap gayet güzel başladı, tanıdığımız karakterler, bildiğimiz ortam ve saçmalıklar şeklinde. Sonrasında inanılmaz kanlı ve vahşi ölümler, oraya buraya saçılan konu, işin içine giren bir dağ tesisi ve sıkıcı günler, sadece diyalogdan ve aynı şeyin tekrar tekrar yorumlanmasından ibaret bir dört yüz sayfa derken kitabın devamı kötü olmuş.
*
Kitapta başka bir yazar okuyormuşum gibi oldum dedim ya, bana en başından sonuna kadar Agatha Christie'yi hatırlattı bu kez kitap. Hem kalem bakımından hem işleniş bakımından hem de olayın bir aileyle ve geçmişiyle alakalı olması ve ailenin içinde geçmesi bakımında ve de ve de en önemlisi -dikkat spoi- katilin uşak çıkmasıyla alakalı olarak kesinlikle bir Christie esintisi vardı. Kitabın sonunun bu kadar basit ve okurla alay eder gibi olmaması gerekiyordu bence.


Eğer hikaye arka kapaktaki şekliyle kalsaydı evet bence çok daha başarılı bir hikaye olabilirdi, sonu itibariyle de böyle bitirilmeseydi okuduğuma değerdi. Ancak yazarın sanki kitabı yazarken biraz kafası karışık gibiymiş de kitabı öyle yazmış gibi olmuş, hikaye başından sonuna kadar çok çeşitli yerlere sapıyor, inanılmaz gereksiz detaylar var, kitabın tamamında bir kasvet zaten var, içim karardı yani :(
*
Beni gerçekten hayal kırıklığına uğratan bir kitap oldu ne yazık ki. Güzel süslenmiş dışı dolu içi boş evlere benziyor, konu sizi kitaba çekiyor ancak okudukça içinin aslında boş olduğunu anlıyorsunuz. Dört yüz sayfa boyunca ha bir şey olacak, ha bir şey değişecek diye çok bekliyorsunuz da Gurney ile Hardwick'in ve diğer karakterlerin yine çoğu teknolojik konuşmalarına şahit oluyorsunuz ve sadece diyalog yer alıyor. Sıkıcı ötesi.


Okumayın demiyorum ama arkasındaki fiyatı verip de almayın sakın. Yazık olur çünkü, benim gibi aslında beyin jimnastiğinden farklı bir yararı olmayan polisiyeleri seviyorsanız bile gidin farklı bir kitap alın bence. Değmez demiyorum ama biraz vakit kaybı gibi oldu sanki. Okuduğuma pişman değilim ama hayal kırıklığına uğramak üzdü biraz.
*
Biliyorum kitabı yerden yere vurmuş gibi oldum ama gerçekten düşüncelerim böyle. Ha bu arada kitapla ilgili okuyan hiç kimseden bir olumlu görüş ya da öneri duymadım daha önce, sanırım pek kimse tatmin olmadı benim gibi. O nedenle okuyunca sizler de aslında gerçek düşüncelerimi yazdığımı anlayacaksınızdır. Bu kitaba Goodreads puanım; 3/5.


Yazım bu şekildeydi, umarım keyifle okudunuz, Yeni yazılarda da görüşmek dileğiyle! Yazımı beğendiyseniz sosyal medyada paylaşmayı ve blogumu sağ üst köşeden takibe almayı unutmayın :) Eğer beni sosyal medyadan da takip ederseniz yeni yazılarımdan ilk haberdar olanlardan olabilirsiniz...


Seneye görüşürüz :))

Takipte Kalın





hasibecengizkarakuzu@gmail.com
Herkese sevgiler, 

H. ♥️

You Might Also Like

2 yorum oku / yaz

  1. yeni kitabın yorumunu bekliyoruz o zaman...
    sevgiler...

    http://blogdakicin.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
  2. Benim tepkili yaklaştığım yazarlardan kendisi. Henüz hiçbir kitabını okumamış bile olsam sanırım ticari kaygılar daha önde tutularak yazılmış bir eser senin anlattıklarından da anladığım da bu. Umarım bir sonraki kitabı daha içi dolu olur.

    YanıtlaSil

Fikrini paylaşırsan çok sevinirim:)))

INSTAGRAM