✿ Kitap Eleştirisi: Turuncu Geçmişin Kıyısında: Melih Özeren ✿

27.3.16

Günaydın!

Keyifli Pazarlar dileyerek yazıma başlıyorum, umarım sizin Pazarınız keyifli geçiyordur... Bu güzel hafta sonu gününe yakışır güzel bir paylaşımım var sizler için bugün, okuduğum son kitabın eleştirilerini ve yorumlarını paylaşmak istiyorum sizlerle... Hemen başlayalım o zaman...

Kitabımız, İletişim Yayınları'ndan çıkma ve yaklaşık olarak 301 sayfa...


Kitabımız benim kütüphaneden okumak için aldığım kitaplardan biriydi, ben de zor olacağını düşünerek en kalın ve zor kitaptan başlayayım dedim, böyle kitaplar sonlara kaldı mı bitmek bilmiyor ve sıkıyor beni... O yüzden de hemen okuyup bir kenara kaldırmak istedim bu kitabı, öyle de oldu ^^ İkidir üst üste polisiye okumuştum, hep aynı türü okumayayım diyerek farklı türdeki bu kitaba devam ettim ve de bitirdim.


Turuncu Geçmişin Kıyısında ismiyle olduğu kadar arka kapak yazısıyla da dikkatimi çeken kitaplardandı, aslında okumak için almadan hakkında hiçbir fikrim yoktu... Yazarını da aynı şekilde hiç tanımıyordum, sizin anlayacağınız kitapla da yazarla da yeni tanışmış olduk ve iyi ki de tanışmışız diyorum...


Kitabın adı gibi ön kapaktaki ismi de turuncu, arka kapak ve yan kısmı ise tamamen turuncu renkte. Ön kapaktaki şahane resmin yazara ait olması da ayrı bir güzellik olmuş doğrusu. Arka kapakta kitaptan iki paragraflık bir alıntı, altında da Herkül Milas'a ait oldukça uzun ve çok samimi bir yazı var. Her ikisi de beni kitabı okumaya teşvik eden yazılardandı, çok beğendim. İletişim Yayınları'nın Çağdaş Türkçe Edebiyat olarak çıkardığı güzel bir kitap...


Kitabın biçimsel özelliklerine geçelim o zaman: Kitabın isminin yazdığı ilk iki sayfa, sonrasında kitaba geçiş yapıyoruz. Kendine has başlıkları olan yirmi iki bölüm halinde yazılmış ve kitap sonlandırılmış.


Kitabın konusuna geçecek olursak; yazarın kendi özgeçmişini kendi cümleleriyle anlattığı bir edebiyat harikası bence. Yazarın dünya savaşları öncesinde, esnasında ve sonrasında kendi ailesini, hayatını, bir Rum olmanın kendince zorluklarını ve nostaljik bazı güzel hatıralarını çok özel bir şekilde paylaştığı bu kitap gerçekten okunmak için yazılmış da diyebilirim. Konusu sizlere belki sıkıcı gelebilir ama inanın hiç de öyle değil. Özellikle İstanbul'un o zamanlarını merak edenler, Rumların bu ülkede yaşadığı sorunları ve yakın tarihlerine göz atmak isteyenler için bu kitap bir ilaç niteliğinde. Aynı zamanda yazarın kendi hayatını, aşklarını ve kısaca öz geçmişini anlattığı, babasını, annesini, babasıyla birlikte yürüttüğü saatçilik mesleğini, bu mesleğin ona kattıklarını, ruh dünyasını da okuyoruz bu kitapta ve bunlar kitaba anlatılması zor inanılmaz değerler katıyor.


Kitabın arka kapağında da yer alan iki paragraflık bölüm bile sizlere kitap hakkında çok şey anlatıyor. Kitabın kendine has o eşsiz üslubuna dair kopyalar veriyor hatta. Gerçekten de kitabın kendine has, bol tasvirli, bol edebi, bol benzetmeli onu edebiyat zevkine dönüştüren bir dili ve üslubu var. Eski zaman insanları mirim, illa ki başka oluyorlar! Kitapta bile hissedebiliyorsunuz bunu.


Kitabın ilk otuz kırk sayfası okuması biraz zor ve sıkıntılı geçti, inkar edemeyeceğim. Ancak ondan sonra film bir koptu ve kitap inanılmaz akıcı bir hal aldı ki sormayın. Devamını gayet kolay bir şekilde okudum ve inanın hiç ama hiç bitmesin istedim. Öyle güzel anlatıyor, kendini, duygu dünyasını ve hislerini öyle masum ve gerçekçi ama en çok da samimi bir şekilde ifade ediyor ki görmeyin gitsin! Kitapta hiç yargılama yok, ne kendisini sevemeyen Marika'ya, ne Rumları bir türlü kabullenemeyen yerli Politistlere... Hiç ön yargı da yok, arka kapakta Herkül Milas da buna vurgu yapıyor. Her şeyi ama her şeyi olduğu gibi aktarış var, gerisini ve de çıkarımları okura bırakıyor. Ben yazarımızı gerçekten çok sevdim ve bir zamanlar Türk olarak bile kabul edilmeyen dışlanan bir Rum insanının dilimize hakimiyetine hayran kalarak takdire şayan buldum. Çoğumuz Türk olmakla övünürüz ama hangimiz bu güzide dili bu kadar iyi kullanabiliriz? İşte orası meçhul...


Kitaptaki her şeyi ama her şeyi okurken öyle büyük keyif ve zevk aldım anlatamam, özellikle benim gibi polisiye kitaplarda kan, nefret, vahşet okumaya alışmış biri için böyle molalar çok iyi oluyor, ben araya bazen klasiklerden bir demet karıştırmayı ya da popüler kitaplardan seçkiler yapmayı çok seviyorum. Bu kitap da bana ve ruh dünyama şuan çok iyi geldi, canınız mı sıkıldı, açın Melih beyin deniz ve ada tasvirlerinden birini okuyun ve kendinize gelin, hayata farklı açılardan pembe gözlüklerle bakın ve birazcık da olsa moraliniz düzelsin! Benim yaşadığım yer kırsalın göbeği şuan, ancak o deniz ve ada tasvirleri benim içimi çok açtı, hiç bitmesin istedim. Yazarın yaşlılığındaki gibi bir hayat yaşamak isterdim açıkçası, denizle, balıklarla (özellikle palamutla dolu olsun, çok severim), aşkla, dostlukla ve iyi niyetlerle, güzel anılarla dolu olsun benim de yaşlılığım... Sadece yazarımız gibi yalnızlık çekmek istemezdim, bu arada kitapta yalnızlığı sayfalarca anlatan muhteşem bir kalem de bulacaksınız! Benden söylemesi.


Kitap çok gerçekçi dedim ya hakikaten de öyle, içtiği sayısız sigaraya kadar, sağlıksız yaşantısına kadar her şeyiyle oldukça reel bir roman ya da özgeçmiş... Biraz daha detaylandırılsa bu kitap hakiki bir özgeçmiş olabilirmiş ama bu hali bile yeter de artar yani ^^
*
Kitaptaki sıradışı başlıklar beni benden aldı yani, birkaç misal vereyim: 'Biraz daha ada, biraz daha adalılar', Allah büyük ama, sandal küçük', Vatan taşları ( Bu arada bu başlığın içinde de yer alan 'vatandaş' ve 'vatantaş' benzetmelerini çok sevdim ve çok manidar buldum)', 'Ömrün bu vaktinde rüyamda işin ne Eleni?'. gibi. Oldukça sıradışılar ve çokça sevimliler. Okunmak için yazılmış ve kütüphanenizde çok güzel yerleri hakeden kitaplardan diyebilirim.


Bazıları bu kitap için 'amma da edebiyat paralamış ama' diyebilirler ama bence duygular, hisler, düşünceler zaten farklı şekilde anlatılamazlar ki, bu kitap bir olay kitabı değil neticede, bu kitap bir duygu ve düşünce kitabı. Edebiyat zaten bu demek ve siz buna paralamak diyorsanız edebiyatı sevmiyor, farklı türlerdeki romanları edebiyat zannediyorsunuz bayım!
*
Kitapla ilgili gerçekten eleştirebileceğim tek şey, neden bu kadar kısa sayfalı oluşu olabilir. Sayfalarca yazılsa ve bir cilt tutsa, ansiklopedi olsa yine de okurdum. Yavaş yavaş ama itinayla okurdum. Bu kısacık kitabı da aynen işte böyle okudum, cümle cümle, kelime kelime. Çünkü her kelime ve cümle aslında üzerinde durup düşünülecek kadar çok anlam barındırıyor bünyesinde...


Gerçekten de kitabı iki hafta gibi bir sürede okudum neredeyse, ama pişman değilim, verdiğim her anım değerlendi ve ben keyifle dimağıma yeni sözcükler ekledim, yeni bir tarih keşfettim, dairenin bir de öbür tarafını gördüm diyebilirim. Bu kitap zaman kaybı değil asla, daha çok sizlere bir şeyler katan bir anlatım klasiği, eseri... Tek derdi ise anlaşılmak, lütfen edebiyatı buram buram kokladığınız bu kitabı gerçekten zaman kaybı, boş laflar olarak görüyorsanız elinize aldığınızda, hemen geri bırakın, çok rica ediyorum, çünkü o kitap onu anlayan çok daha değerli beyinlerce okunmayı hak ediyor!


Kitap anlaşılması zor bir kitap, dili de öyle, yani herkese yüzde yüz hitap eder diyemeyeceğim, ha okullarda mutlaka okutulmalı, zorunlu hale gelmeli de diyemeyeceğim ama edebiyattan anlayanlar bence bu eseri kaçırmazlar, şimdiye kadar gözden kaçtığını düşünüyorum ya da kaçırıldığını. Zira içinde dönemin büyük adamlarına biraz serzeniş var, biraz gerçeği anlatış var. Ama gerçekleri olduğu gibi kabullenenler ve görmek isteyenler içinse dostum, burada bir hazine var!


Kitabı, hem sayfa sayısının azlığından hem de içerdiği konunun ehemmiyetinden, edebiyata değer katan anlatış üslubundan hem de geçirttiği çok keyifli vakitlerden ötürü kitap sever her dostuma tavsiye ediyorum. Benim bu zor günlerimde gerçekten normal hayattan kaçıran ve beni diyar diyar Poli - İstanbul sokaklarında gezdiren bir kitap oldu, sizler de günlük hayatta sizi sıkan olaylar yaşıyorsanız eğer, çok güzel kaçıran ve başka kafalara sokan, başka hayatlar izleten bir kitap olduğundan bakabilirsiniz, ben herkese tavsiye ediyorum ama lütfen kitaba hak ettiği değeri verin ve sabırla okuyun, her bir cümleyi, her bir kelimeyi!


Kitaba puanım: 5 ( Yıldızlı )
*
Daha güzel kitaplarda, eleştirilerinde, yorumlarında da görüşelim mi? Blogumu GFC'den ( Google Friend Connect'den) - blogumun en altında yer alıyor- takip etmeyi ve Instagram dahil tüm sosyal medya hesaplarımı takip etmeyi unutmayın ^^

Yeni yazılarda görüşürüz :))

Sevgiler...

Takipte Kalın




hasibecengizkarakuzu@gmail.com
Herkese sevgiler, 

Hasibe ♥️



















You Might Also Like

2 yorum oku / yaz

  1. Konusu da kitap da ilgimi çekti. Kapağını da çok beğendim. Ben bu yazarın hiç bir kitabını okumadım. Belki bu ilk olur, güzel olur :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle okumalısınız bence, yazar ile mail yoluyla temasa geçtim, şahane sıcakkanlı ve tatlı biri. Bayılarak okuyacağınızdam eminim kitabı...

      Sil

Fikrini paylaşırsan çok sevinirim:)))

INSTAGRAM