✿ Kitap Eleştirisi: Postacı Kapıyı Çalmayacak / Ava Dellaira ✿

30.9.17

Herkese selam!

Hafta sonundan kocaman kocaman merhabalar...Umarım iyisinizdir, bugün Eylül'ün son günü ve bu güzel güne biraz daha keyif katmak amacıyla ben bloga son okuduğum kitabın eleştiri ve yorumlarını yazmak istedim, umarım yazımı da keyifle okursunuz :)

Son dönemlerde yeni aldığım kitapları henüz sizlere bile blogda tanıtmadan okumaya başladım çünkü öncelikle bu kitabı sonrasında da şuan okuduğum Av isimli kitabı deli gibi merak ediyordum o nedenle de sizlere yazacağım alışveriş yazımda doğru düzgün bahsedemeden bir de bakmışım bitirip eleştirisini yazacak hale gelmişim :) Her neyse, ama yakında gelecek alışveriş yazısında kendisini göreceksiniz benden şimdiden söylemesi :)) Bununla birlikte iki kitap daha almıştım ve onları da sanırım biri hariç Instastory'mde paylaşmıştım. Bu üçünü okuma listemde ön sıralara alıp bu meraktan da kurtulmak istedim açıkçası, gerçi şöyle bir baktığınızda aslında her kitabı merak edip okuyoruz ama bazı kitaplar nedense daha çok merak ediliyor :? Şimdi sizlere bahsedeceğim kitap da benim deli gibi merak ettiklerimdendi, çünkü hakkında birkaç güvendiğim blogger/youtuber'dan fikirler duymuştum, peki bakalım kitap hakkında ben neler düşünüyorum ve kitap hakkında sizlere neler verebilirim?

Kitabımız, Martı Yayınları'ndan çıkma ve yaklaşık olarak 351 sayfa..


Kitap benim kütüphaneme ait bir kitap ama büyük ihtimalle onu da kız kardeşime hediye edileceklerin arasına koyup ona en yakın Bursa ziyaretimde vereceğim. Dediğim gibi epey methini duyup konusunu okuduktan sonraki merakıma yenilip A101'de şans eseri komik bir fiyata satın aldığım bir kitap bu ve benim kendi kütüphaneme ait bir kitap. Kapak tasarımlarına gerçekten bayıldığımı söylemeden geçemem, özellikle bu ön kapak kitaba aşık etti beni :) Arka yüzdeki üç paragraf aslında bir arka kapak yazısı için oldukça fazla olsa da yine de başarılı, okuru meraklandırmayı ve ona kitabı zorla aldırmayı vaat ediyor :)
*
Kitabın biçimsel özelliklerine geçiyorum hemen: İlk sayfada ön kapağın siyah beyaz versiyonu, ikinci sayfada detay bilgiler, üçüncü sayfada yine kapak tasarımının aynısı yer aldıktan hemen sonra kitaba geçiş yapılıyor. Kitap ortadan büyüğe doğru bir puntoya sahip. Kitap mektuplar şeklinde yazılmış, kitapta italik, kalın gibi yazı stilleri de çokça kullanılmış.


Öncelikle kitabın mektuplar şeklinde yazıldığını ve genç yaşta ölen bazı ünlülerin kitaba dahil olduğunu biliyordum, o nedenle benim için çok da sürpriz bir gelişme olmadı. Kitapla ilgili bu anlamda beklentilerim epey yüksekti ama biraz fos çıktı açıkçası. Çünkü kitap liseye yeni başlayan genç bir kızın ablasının trajik ölümü üzerine yaşadıklarını anlattığı bir kitap ve bunun önemli bir detay olduğunu bilmenizi istiyorum. Çünkü sanırım ben kitabı bu detayı atlayarak okuduğum için biraz hayal kırıklığı yaşadım. Kitabımızın ana karakterleri iki çocuk, özellikle de birinin yaşadıklarına yani ablasını kaybettikten sonraki yıl yaşadıklarına şahit oluyoruz, bu nedenle de bir ergenin ağzından kitabı okuduğunuzu ve onun yaşantısının içine girdiğinizi düşünmelisiniz.
*
Kitabı ergenlik çağındaki bir çocuğun ağzından okuduğumuz ve olayları böyle gördüğümüz için kitaptan beklentinizi bu seviyede tutmanızı öneriyorum.


Kitabın içerisinde Kurt Cobain, Amy Winehouse, Judy Garland, Amelia Earhart, Janis Joplin, River Phoenix, Jim Morrison gibi tanınmış bazı isimler de var ve bu isimlerin bazılarının erken yaşta intihar ettiklerini biliyoruz, özellikle Oz Büyücüsü'nde harikalar yaratan Judy Garland ve şarkıları ve sesiyle bizleri büyüleyen Amy Winehouse için okuduğum satırların elbette ki benim için anlamı büyüktü elbette bu satırları daha bir hüzünlenerek okudum. Özellikle hepsinin yaşantısının da bu kitaba dahil edilmesi ve sevdikleri sevmedikleri şeyleri de Laurel'ın ağzından duymamız çok güzel ve anlamlıydı aynı zamanda onlara karşı bir saygı borcu ve vefa örneğiydi, yazarın yaptığı aslında büyük jest. Çünkü zaten bu büyük isimler her zaman yaptıkları işler ve eserlerle yaşayacaklar...
*
Kitabın konu fikri kimden çıktı bilmiyorum ama bence etkileyici ve sanırım daha önce çok fazla yapılmamış bir fikir, o nedenle ayrıca tebrik ediyorum. Konudan ve ünlülerin bu kitaba dahil edilmesi fikrinden hoşlandım. Kitabı genel olarak bu kadar çok merak etmemin en büyük etkenlerinden biri de bu aslında...


Kitabın yetişkinlerden daha çok lise veya orta okul çağındaki genç yaş grubuna hitap ettiğini düşünüyorum, aslında belki de kitabı çok kendime hitap ettirememem bu sebepten, kendim okuyup bitirdikten sonra da kız kardeşime hediye etmek istemem işte bu yüzden. Onun beğeneceğini düşünüyorum, bakalım onun yorumları nasıl olacak?
*
Kitapta çok fazla alıntı, müzik mevcut, özellikle bu ünlü isimlerin eserleri ön planda elbette. Haricinde tasvir, betimlemeler de üstünkörü olsa da mevcut. Ancak kitapta en dikkat çeken şey elbette kitaptaki gençlerin yaşam tarzlarına vurgu yapılması, Amerikan aile kültürünün yok olması, gençlerin büyürken yaşadıkları zorluklar, ergenlik dönemi ve bu çocukların anlaşılamaması üzerine gerçekçi saptamalar yapılması. Yazar yeni nesillerin özellikle çocukluktan ilk ergenliğe geçerken yaşadıkları zorlukları büyük bir ustalıkla hikayeye yediriyor, hikayenin altında bu zorlukları Laurel'ın yüksek duyarlılık süzgecinden geçirerek bizlere sunuyor. Laurel arkadaşlarını bu anlamda bizlere çok iyi tanıtıyor, onların maskelerinin ardındaki gerçek yüzlerini ve gerçek duygu-düşüncelerini gözler önüne seriyor.


Kitapta Laurel'ın May'i bu kadar örnek alması ise akıl almaz derecede abartılmış bence, evet kız kardeşler özellikle de küçük olanlar büyük kardeşlerini örnek alırlar ama durum bence bu derece abartılmamalı. Laurel May'in kuklası gibi yansıtılmıştı bazı kısımlarda, sinirden delirdim, Laurel oraya gel hemen gidiyor, buraya gelmek ister misin hemen koşuyor, asla sorgulamıyor ve kız kardeşinin erkek arkadaşlarıyla olan gizli gece ilişkilerine göz yumup ailesine bahsetmiyor. Böyle yüksek duyarlılığa sahip bir kızın bu kadar aptal gibi yansıtılmasına çok sinir oldum doğrusu. Bu ne çelişki böyle? Laurel May'in her söylediği sözü emir gibi uygulayıp kız kardeşine adeta tapıyor gibi gösterilmiş hatta kız kardeşinin yaşadığı hayatın sonunda gece yarısı gözlerinin önünde ölümünün üzerine bir süre sonra onun gibi olmak istiyor ve onun gibi yaşamaya başlıyor. Ancak neden sonra aklına onun başka biri olduğu ve kendisi gibi davranmadığı geliyor. Yazarımız buralarda bence hata etmiş ve Laurel'ı gerçekten tam bir salak gibi göstermiş.


Kitapta, çocuklar için ebeveynlerin önemi, ailelerin ayrılmalarının olumsuzlukları, çocuklar üzerindeki etkileri, baba ve anne figürlerinin bir çocuğun hayatındaki önemi, aile olmanın önemi ve Amerikan ailelerinin yozlaşması gibi önemli konulara parmak basılıyor. Yazarın kitabını ailelerin de okumalarını ve kendi yaşantılarına dönüp şöyle bir bakmalarını amaçladığını düşünüyorum ve ben de özellikle yine anne babalara bir kitap daha öneriyorum okumaları için.
*
Kitapta yazarın oluşturduğu karakterler arasında sanırım en sevmediğim karakter adı bile belli olmayan anne karakteri. Kızının ölümü üzerine diğer çocuğunu yüz üstü bırakıp giden bir anne modeli. Kitapta gerçekten en sinir olduğum karakter o oldu ve kızının ölümünde yüksek pay sahibi olduğunu düşünüyorum. Öyle bir anne modeli oluşturmuş ki yazar,kendi kızının gece evden gizlice çıkmasından bihaber, film yıldızı olma hayallerinden kurtulamayıp halen daha kendini düşünen, çocuklarını düşünmeden ayrılık kararı alıp çocuklarından aniden uzaklaşabilen, kızının ölümü üzerine diğer çocuğunu yüz üstü yıkık bir babayla bırakan, zavallı Laurel'ın Amy teyzesinden babasına bir top gibi zıplayıp durmasını önemsemeyen, her şeyden önce bence Laurel'ı önemsemeyen bir  anne modeli. Ki üzüntüsünde bile halen daha kendisini düşünüyor ve beni her zaman ağlarken görmeni istemediğim için diyebilen biri, bu nasıl anne ya diye kitap boyunca delirdim resmen.


Bu kitabı genel olarak epey akıcı bulabileceğinizden eminim hatta bir oturuşta bitirilebilecek benim çıtır çerez dediğim kitaplardan, önemli konulara parmak basıyor olsa da yine de tüm hikaye dört beş ergen arasındaki konuşma ve diyaloglardan ibaret, bu da bir gerçek aslında. Bu nedenle erkek arkadaş muhabbetlerine, sevgili muhabbetlerine, bolca Amerikan lise partilerine ve ergen muhabbetlerine hazır olmanızı öneriyorum.
*
Kitabın türünün gençlik, dram olduğunu düşünüyorum, hatta kitap içerisinde bazı yerlerde Laurel'ın May hayranlığıyla kafayı bozmasından ötürü baygınlık geçirtecek kadar yoğun bir duygusallık dozu vardı, sürekli eski hatıralar ve yaptıkları şeyler bazen açıkçası Laurel'ın tam bir aptal gibi davranması ve bunu gayet de normalmiş gibi aktarmasından dolayı sıkıcılaşmıştı. Kitapta olayın - ki May'in ölümü kendi hatasından doğan bir kaza- dramatik olmaması ama yazarın bunu inanılmaz bir şekilde dramatize etmeye çalışmasından ötürü doğan komik bir de durum vardı. Evet anlıyorum, bir abla kaybetmek her zaman zordur ama kitapta çok fazla dramatize edilip sık sık depresif bir hava yaratılmaya çalışılmış hatta ünlü isimler de çoğu kez buna alet edilmişti.


Kitapta yine aşırı gereksiz olarak lisede eşcinsellik üzerine de bir parmak basılmıştı, gerçekten inanılmaz gereksiz buldum.
*
Benim çok sevdiğim bir kitap olmadı malesef ki, hatta bana çok da bir şey kattığını bile düşünmüyorum, May'in ölümündeki esrarı bir süre korumayı başarmış olsa bile sonunda onu da inanılmaz bir şekilde basitleştirip batırdı diyebilirim. Ön kapak ve içerisinde geçen sevdiğim isimler ha bir de kitabın Türkçe çevirisi hatırına okudum diyebilirim kitabı, bu arada kitabın orijinal ismi 'Love Letters to the Dead', onun haricinde beni tatmin edemeyen bir kitap oldu.
*
Evet benim kitaba dair, yorum görüş ve önerilerim işte böyleydi, umarım yazımı severek okudunuz! Yeni kitaplarda ve yazılarda görüşmek dileğiyle...Yazımı beğendiyseniz sosyal medyada paylaşmayı ve blogumu sağ üst köşeden takibe almayı unutmayın :) Eğer beni sosyal medyadan da takip ederseniz yeni yazılarımdan ilk haberdar olanlardan olabilirsiniz...

Takipte Kalın





hasibecengizkarakuzu@gmail.com
Herkese sevgiler, 

H. ♥️

You Might Also Like

1 yorum oku / yaz

  1. Kitabı bende yeni okudum eleştirilerin bir çoğuna katılmamın yanı sıra benim beğenimi kazanan bir kitap oldu. "Daha güzel olabilir miydi?" "Beklentiyi karşıladı mı?" burası tartışılır ama yine de beğendim :D

    YanıtlaSil

Fikrini paylaşırsan çok sevinirim:)))