✿ Kitap Eleştirisi: Nar Ağacı - Nazan Bekiroğlu ✿

5.8.17

Herkese yeniden merhaba!

Yeni bir günden ve yeni bir yazıdan daha selamlar, bloguma hoş geldiniz ! Bugün sizlerle okuyup bitirdiğim ve de yorumlamak için sabırsızlandığım bir eseri konuşacağız, yorumlayacağız ve kendisini çok daha yakından tanıyacağız, ne dersiniz hemen başlayalım mı?

Bugün sizlerle bir kitap yorumu paylaşmak istiyorum, o da son dönemlerde adını ve elbette ki methini sıkça duyduğumuz Nazan Bekiroğlu'nun kendisiyle ve kalemiyle ilk kez tanışmama vesile olan eseri, Nar Ağacı... Nasıl deliriyordum anlatamam bu kitabı okumak için, şükür kendisine kütüphanede rastladım ve direkt üstüne atladım diyebilirim, okumak için en uygun zamanı kolladım ve yoğun bir dönemde de olsa okuyup bitirdim.
*
Kitabımız, Timaş Yayınları'ndan çıkma ve yaklaşık olarak 534 sayfa...


Nar Ağacı, gerçekten takip ettiğim birçok kitap bloggerı/bookstagrammer tarafından övülen ve methedilen bir eserdi, özellikle böyle bir kitabı elbette ki benim de okumam gerekirdi, okudum elbette, benden kaçar mı? Kitap hakkında önceden çok fazla bir fikrim yoktu tabii, bahsedilen kadarını biliyordum ben de herkes kadar, o nedenle konusunu da kitabı okurken öğrenmiş oldum. Kitabın ön ve arka kapakları kitaba yaraşır ve yakışır olmuş gerçekten de, çok anlamlı ve çok itinalı seçilmiş. Gerçek bir masal kapağı gibi, kitabın gerçi kendisi de bir Doğu masalını anımsattığı için şaşırmamak gerekir ya, kitapla kapakları birer bütün olmuş, gerçekten tebrikler. Arka kapak yazısı da benden tam not aldı, kitabı gerçekten bir şahesere dönüştürüyor.
*
Kitabın konusuna geçelim: İran Türkleri'nden Tebriz doğumlu beyzade Setterhan ile Trabzon'lu bir müderrisin torunu olan Zehra'nın karşılaşmalarına kadar olan hikayelerini anlatıyor aslında kitap. Setterhan ve Zehra'nın torunları, bu iki ırmağın nasıl olup da birleştiğini merak eder ve geçmişteki köklerine doğru bir yolculuğa çıkar... Bu yolculuk kah bedenle kah da dimağla gerçekleştirilir ve bizler de bu muhteşem yolculukta Balkan Harbi, Bolşevik İhtilali gibi pek çok tarihi olaya denk gelir ve bu anları yaşarız... Setterhan ve Zehra ırmaklarının kavuşmasına da anbean şahit oluruz. Yolculuğun masalsı havasında keyifli bir okuma gerçekleştiririz.


Kitabın konusu gerçekten de anneannesinin ve dedesinin nasıl olup da evlendiğini ve dedesinin Tebriz'e gönderdiği mektuplara neden cevap gelmediğini merak eden ellili yaşlarda bir profesörün yaşadığı bu eşsiz yolculuktur. Yazarımız bu yolculuğa bizleri de davet emiştir, kendisine teşekkürü bir borç biliriz. Dediğim gibi kitabı elime almadan konusu hakkında zerrece bilgim yoktu ancak kitabı edinip de arka kapağı okuduktan sonra kitabı okumak için daha bir meraklandım. Ve kitaba başladım, soluksuzca okuyup bitirdim de denebilir. Kitabın konusu ve işlenişi için naçizane bir benzetme yapacak olursam kesinlikle bir Doğu masalı diyebilirim.
*
Kitabı gerçekten çok beğendim, bilmem söylememe gerek var mı? Övgülerini sonuna kadar hakettiğini de görmüş oldum böylece. Kitabın sayfa sayısı biraz fazla ama öyle güzel bir konusu ve işlenişi var ki asla sıkılmıyorsunuz aksine bu masalsı hikaye de bu harika kitap da bitmesin istiyorsunuz.


Kitabın biçimine bakalım: İlk sayfa yayınevi ismi, ikinci sayfada detay bilgiler, üçüncü sayfada kitap yazar ismi, dördüncü sayfada yazarın özgeçmişi kısacık ve de eserleri yer alıyor. Altıncı sayfada kitap ismi ve bir nottan sonra kitaba başlanıyor. Yol Arkadaşım isimli bir bölümden sonra kitap kısım yerine geçen kitaplarla devam ediyor. Toplamda 11 kitaptan oluşuyor ve her bir kitabın başka bir ismi var, hemen ekleyelim: 1. Kitap: Nar Ağacı, 2. Kitap: Tebriz'de Kapalı Çarşı, 3. Kitap: Sessizlik Kulesi, 4. Kitap: Gülcemal, 5. Kitap: Ara İstasyonlar, 6. Kitap: Trabzon'dan Çıktım Başım Selamet, 7. Kitap: Gül Küpeler, 8. Kitap: Kırık Kafiye, 9. Kitap: Sofya'nın Kitapçı Dükkanı, 10. Kitap: Kahve Ocağı, 11. Kitap: Gölge Sabahı. Son-Ra isimli bir bölümle de kitap sona erdiriliyor. Kitabın sonunda bir Teşekkür yazısıyla da kitaba veda ediyoruz. Kitap küçük puntoya sahip, her kitap başlığında siyah işaretlemeler mevcut, bu da kitapları kolayca bulabilmemizi sağlıyor. Kitap aralıkları orta düzeyde, kitaplar çok uzun değiller, kitap içerisinde ise çeşitli yazı tipleri kullanılmış.
*
Oldukça akıcı, başından sonuna dek durmayan, içerisinde pek çok karakter barındıran, canlı ve dinamik bir hikaye, geçmişte yaşanan tarihi olaylar haricinde kurgu olsalar da yine de sanki gerçekten yaşanmış gibi bir his uyandırıyorlar insanın içinde. Ben hatta bir ara yazarın kendi dedesi ve anneannesinin hikayesi sandım bu hikayeyi sonradan öyle olmadığını anladım. O kadar gerçekçi ki her şey... Bolca ama öyle böyle değil inanılmaz güzellikte bol bol tasvirler kitap içerisine bu gerçekçiliği ekleyen nüanslar kanımca, özellikle İran çayhanelerinin tasvirleri bir başka güzeldi. Kitapta çok fazla yer gezdik ve çok fazla bilgi edindik, hem bilgilendiren hem de düşündüren ve kadere, hayata ve insana dair pek çok sorgulamalar, düşünceler içeren dolu dolu bir kitap olduğunu düşünüyorum ve şunu da ekliyorum: Uzun zamandır böylesi bir kitap okumamıştım, içimdeki bir boşluğu doldurdu.


Kitap severlerin ama her şeyi okumayıp da kitabın kendisine bir şeyler katmasını isteyen ve bu doğrultuda değerli- dolu kitaplar okumayı sevenler için biçilmiş kaftan olduğunu düşünüyorum bu kitabın. Ne yazık ki değerli yazarımızla daha önceden bir eserini okuyup da tanışma şerefine erişememiştim ancak bu kitap yazarın son eseri ve benim kendisiyle ilk tanışma eserim oldu. İyi ki de tanıştım ve iyi ki kitaplar var :)
*
Belki filme aktarsanız böylesi güzel bir eser yok olup gidecek, çünkü kitap başkadır, kitabın anlattıkları başka, filmin anlatabildikleri başka.. Kitap gerçek bir hazinedir bu anlamda, gerçekten hayran olduğum okurken bitmesin istediğim ama sonunu da çok merak ettiğimden hızla okumaya devam ettiğim, okurken kendimi durduramadığım, içinden hiç çıkmak istemediğim bir eser oldu. Sanki yapraklar açılmıştı da bizler de bu hikayenin içine girivermiştik, öylesine bizdendi, öylesine yakın...


Kitapta yine Balkan Savaşı, Bolşevik İhtilali de değinilen konulardı. Bu savaşların iç yüzlerini, perde arkalarını yine yan karakterler sayesinde gördük, yaşadık ve hissettik. Özellikle İsmail ve Sofya benim için üzücü karakterlerdi, onlara ne olduğunu ise malesef bilemiyoruz. Yan karakterler kadar ana karakterler de Zehra'nın ailesi de savaşa dahil olup da Trabzon'dan muhacirliğe çıkmak zorunda kaldılar ve savaş böylece kitapta yer edinen baş olaylardan biri oldu. Kitabın arka kapağında da söz edildiği gibi dönemi çok iyi bir şekilde aktaran bir kitap, Osmanlı'nın çöküş zamanlarında Trabzon'un ve İstanbul'un hali, Tebriz, Batum ve Gürcistan'da Bolşevik İhtilali, Bolşevik-Menşevik çatışmalarına bizzat yakinen şahit olduk, bu açıdan bir bakıma da tarihi bir olay romanı diyebiliriz. Yine kitapta Aleviliğe ve Zerdüştiliğe dair de uygulamalı bilgiler mevcut, epey bilgilendik.
*
İsmail'in mektupları, defteri vs. ise sanırım kitaptaki en duygusal yerlerdi, kitapta 87. Alay ve Gönüllü Taburu'ndan da söz ediliyor, İsmail de bu gönüllü taburunun bir neferi olarak orduya katılıp savaşa naklediliyor. Ancak yolda hastalanıp savaşa katılamıyor ve ailesi çok sonraları onun hastalıktan vefat ettiğini öğreniyor. İsmail kitaptaki en güzel detaylardan biri, Masal gibi, Zehra gibi, Setterhan gibi..


Kitabı beğenmesine çok beğendim ama birtakım noktalar var ki onları asla anlamadım. Kitap aslında Zehra ile Setterhan'dan başlıyor ve birbirlerine nasıl kavuştuklarını, nasıl sevdalandıklarını anlatması gerekir. Ancak kitapta özellikle Azam karakterinden çok fazla bahsediliyor ve Setterhan'ın bu karakterle olan aşkı daha çok göze çarpıyor. Bence bu kadar bahsedilmemesi gerekirdi. Sonrasında yine Setterhan'ın Sofya ile olan aşkı ve hayatı biraz biraz anlatılıp anılardan söz ediliyor ve bazılarını detaylıca görüyoruz. Ancak ana karakterlerimize kitabın sonunda son elli sayfanın ayrılarak esas konunun üstünkörü geçilmesi yanlış bir seçim olmuş bence, ayrıca çok büyük bir aşk beklerken neredeyse görücü usulüne yakın bir evlenme şeklinin seçilmesi ve iki buluşmada işlerin tamam ettirilmesi ve de orada kesilmesine ise bir anlam veremedim. Umuyorum ki buradan sonraki esas kısım bir sonraki kitapta daha detaylı işlenir ve bu kadarcıkla kalmaz. Geçmişlerine bir şey demiyorum elbette anlatılacak, yaşanılan sevdalar, yarım kalan aşklar vs. ama Zehra ve Setterhan'ı kitapta yalnızca iki kerecik yan yana görebildik ve bu da kitabın tamamında çok daha gereksiz detayların -Azam gibi, Sofya gibi- ön plana çıkarıldığını düşündürdü bana.
*
Kitapta çok fazla detay olduğunu söylemem lazım, yazarımız özellikle neredeyse bir paragrafı bulan tasvirleriyle odadaki uçan sineği bile kitaba dahil ediyor. Yine çok fazla karakter mevcut kitapta, bu karakterlerin bazılarını gereksiz buldum demeliyim. Kitabın sonunda da bence kitap gereksiz uzatılmış, özellikle Setterhan'ın Trabzon'a gelişinden sonra Zehra ile olan karşılaşmalarına kadarki süreçte pek çok gereksiz uzatmalar mevcut. Hani yani neredeyse yazarımız da kitabı bitirmek istememiş, öyleyse umuyorum ki Setterhan ve Zehra'nın aile yaşantısını anlatacak ikinci bir eser gelir, zira ben Anuş'a, Hasan'a neler olduğunu çok merak edip, Büyükhanım'la ve Hacıbey'le yeniden karşılaşmak isterim :)


Kitabın puntosunun küçük olması beni biraz zorladı itiraf etmem lazım, okurken çoğu zaman zorlandım ve bu okuma hızımı biraz düşürdü, normal süremden çok daha uzun bir sürede okudum kitabı. O nedenle yazısı da biraz gecikti ama kitap biter bitmez hemen yazıp yeni kitaba geçmek istedim. Kitap akıcı ama çoğu yerde uzun cümleler ve dediğim gibi bir paragrafı bulan tasvirler var, bu nedenle çerezlik bir kitap değil ya da hemen okunabilecek bir kitap değil, Zaman ayırılması ve sakin bir kafayla hakettiği değer verilerek yavaş yavaş özümsenerek okunması gerekir diye düşünüyorum.
*
Benim sevdiğim, önerdiğim, ve mutlaka okunmalı dediğim türden bir kitap oldu, özellikle edebiyatın, kelimelerin gücünü ve ne şahane işler ortaya çıkarabiliyorlar diye görebilmek için muhakkak bir bakılmalı. Değerli vaktimizi böyle güzel kitaplarla değerlendirmeli ve bilgimize bilgi katmalıyız. Kitabı, okumayı seven herkese öneriyorum :)


Benim bu şahane esere dair yorumlarım, görüşlerim işte bu şekildeydi, umarım yazımı severek okudunuz. Yeni yazılarda görüşmek dileğiyle o halde! Yazımı beğendiyseniz sosyal medyada paylaşmayı ve blogumu sağ üst köşeden takibe almayı unutmayın :) Eğer beni sosyal medyadan da takip ederseniz yeni yazılarımdan ilk haberdar olanlardan olabilirsiniz...


Takipte Kalın





hasibecengizkarakuzu@gmail.com
Herkese sevgiler, 

H. ♥️ 

You Might Also Like

0 yorum oku / yaz

Fikrini paylaşırsan çok sevinirim:)))

INSTAGRAM