✿ Kitap Eleştirisi :Papağan Teoremi : Denis Guedj ✿

8.11.15

Herkese merhaba !

Bir Pazar gününde daha birlikteyiz, ne yazık ki hafta sonunun sonuna geldik :( Bu güzel günde ben de sizlerle yoğun hafta içi mesaisi başlamadan okuduğum son kitabın eleştirilerini paylaşmak istedim, iki haftadır Papağan Teoremini okuyordum çok şükür bitti, ben de sizlerle hemen paylaşmak ve yeni bir kitaba başlamak istedim... Hadi o zaman vakit kaybetmeyelim !
*
Kitabımız, Güncel Yayıncılık'dan çıkma ve yaklaşık olarak 541 sayfa...


Kitap,nihayet Hisarcık kütüphanesini açık bulmamla birlikte okumak üzere ödünç aldığım altı kitaptan biriydi, ilk olarak aldığım kitaplar arasından en kalın olanıyla başlamak istedim, sona kalınca okumakta zorlanıyorum zira. Biraz da kitabın içeriğini arka kapak sayesinde tahmin etmemle sıkılabileceğimi düşünerek ilk olarak okuma kararı aldım ve de itiraf ediyorum çok ama çok merak ediyordum bu kitabı. O nedenle şeref koltuğu kendisinin oldu ^^

Hisarcık kütüphanesi raflarında bulduğum zaman eski bir kitap gibi gözükmüştü gözüme aslında pek okumak gelmemişti içimden, ama ismi ve arka kapağı beni kendine aşık etti. Öncelikle kapak tasarımlarını hiç beğenmediğimi söylemem lazım, özellikle ön kapak biraz karanlık kalmış sanki :( İlgi çekici bulmadım ama zaten öyle çok popüler olma gibi bir iddiası da durumu da olmadığı için sanırım Güncel yayıncılık bunu fazla sorun etmememiş? Her neyse. Kapak tasarımları antresit gri renk üzerine kırmızı ve sarı harfler kullanılarak işlenmiş, ne çok iyi ne de çok kötü olmuş, beğendiğimi söyleyemeyeceğim, özellikle günümüzde artık tam bir kapak savaşı varken, insanlar kapaklarını kitaplarından daha değerli görüyorken biraz riskli geldi bana :( Arka kapağı çok başarılı buldum ama yine o da gri antresit üzerine açık sarı bir arka plana nakşedilmiş, açıklamalar ve ilgi çekici metinler sayesinde kitabı okumak isteten bir metin olmuş, tebrikler... İki güzel ve değerli yorum da arka kapakta kitabın değerine değer katmış.


Kitabın konusuna gelecek olursak; ki arka kapakta da zaten çok güzel bir şekilde ele alınmış, oradan biraz kopya çekiyorum: İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Amazonya'ye yerleşen 84 yaşındaki Elgar Grosrouvre, Sourbonne Üniversitesinde birlikte okudukları arkadaşı Paris'de sahaflık yapan ve tekerlekli sandalyeye mahkum olan Pierre Ruche isimli arkadaşına kendi kütüphanesine ait ve çok değerli matematik kitapları göndereceğini bir mektup aracılığıyla söyler. Kitaplar çok zor koşullarla Mösyö Ruche'ün eline geçtikten kısa bir süre sonra da yine başka bir mektup ve acı bir haber gelir. Elgar Grosrouvre, evinde çıkan bir yangında ölmüştür. İkinci mektupta Grosrouvre, ünlü deha matematikçilerden Fermat ve Goldbach'ın teoremlerini tanıtladığını yazmıştır. Elgar'ın bir de papağanı vardır ve bu papağan ilginç bir şekilde ta Paris'e kadar üstelik de Mösyö Ruche'ün sahaf dükkanına kadar gelmiştir. Şimdi Mösyö Ruche ve ailesini cevaplanacak sorular beklemektedir. Tanıtlamalar nerededir ve Grosrouvre neden ölmüştür? Yoksa öldürülmüş müdür? Bunları bulmak için Ruche ve ilginç ailesini zor bir süreç beklemektedir.


Kitabın konusu kısaca böyle, aslında konu içerisinde bahsedilecek çok daha fazla şey var ancak, spoi olur da kitabın içeriğine dair ya da sonuna dair önemli bir bilgi veririm diye yazmıyorum çünkü bana gelen yorumlarda bundan rahatsızlık duyan arkadaşlar olmuş, muhakkak haklıdırlar diye düşünüyorum. Konu görebildiğiniz gibi böyle yazıldığında aslında roman sürükleyici bir araştırma, gizem ve polisiye roman gibi gözüküyor arka kapakta eklenmeyi unutulan kısımları ise en altta yer alan iki yorum veriyor size... Kitapta matematik ve edebiyat bir araya getiriliyor... Yani bu roman aslında sadece yaşlı bir adamın ölümünü değil aynı zamanda matematik tarihini de kısaca gözler önüne seriyor...


Kitapla ilgili ne diyebilirim bilemiyorum, çünkü gördüğüm en dolu kitaplardan,evet evet en dolu kitaplardan... Yine buna benzer şahanelikte bir kitap daha okumuştum ömrü hayatımda onu da hiç unutamıyorum ve benim en favori kitabımdır kesinlikle... Hatta 'Favori Kitaplarım' diye bir yazım da mevcut blogumda, ona da şuradan ulaşabilirsiniz :))


Matematik aslında hayatım boyunca çok öğrenmek istediğim ama çeşitli nedenlerle soğuduğum bir bilim dalı olarak kaldı, formüller, problemler... Geometri, bir sözelci olmama rağmen bunlara asla ama asla çok yabancı olmadım, çünkü okuduğum Çocuk Gelişimi bölümünün bir dalı da eşit ağırlık puanıyla alıyordu, bu sebeple kendisine asla yabancı değilim... Ama nasıl derler, hiç bu kadar derine inmemiş, suların hiç bu yüzünü görmemiştim.. Kitabın tamamında matematik hakim, ünlü deha matematikçiler, kısaca hayatları, buluşları, matematiğe getirdikleri tanıtlamalar... Ha bu arada bir de yeni bir kelime öğrendim bu kitapta: Tanıtlama. Uzun süre 'kanıtlama' kelimesinin yanlış yazıldığını düşünsem de netten araştırınca böyle bir kelimenin var olduğunu öğrendim. Benim için bilgi, merak ve ilgi dolu bir yolculuktu bu kitap.


Genelde böyle kitaplarda biçim çok önemlidir, kısaca değinelim: Girişte kapağın içe kıvrılan kısmında kısa ama güzel bir kitap tanıtımı daha yer alıyor, hemen ardından kitabın ithaf edildiği isim, Bertrand Marchadier... Gerçekten çok şanslı bir kişi, yazarın böylesine bir yapıtı ithaf ettiği kişi... Hemen minicik bir teşekkür sonrasında da ilk bölümle kitaba direkt geçiş yapılıyor... Kitap bölümler halinde yazılmış, her bir bölüm değişik ve ilgi çekici kilit isimlere sahip, yirmi altı bölümden oluşuyor... Kitap sonunda ise önce kitapta geçen kısaltmalar ve espirilerle ilgili olarak bir sözlük, sonrasında kitapta adı geçen ve üç sayfa tutan matematik bilginlerine birer teşekkür yazısı ve en sonda ise bir içindekiler bölümü yer alıyor... Kitap böylece sona eriyor...


Arka kapağı okursanız zaten sizi aslında sadece bir romanın bir koşturmacanın değil aynı zamanda matematiğin de içinde bulacağınız anlatılıyor, o nedenle çoğu matematikle geçen kısımlar beni şaşırtmadı, bazı bölümlerde özellikle hayatım boyunca hiç görmediğim modern matematik kısmında sıkıldığımı itiraf etmeliyim, çünkü gerçekten de tüm hayatım boyunca ne integral, ne eksponansiyel ne permütasyonları ne de logaritmayı ders olarak almadım, fonksiyonlara kadar gelebildik biz o dönemde. Yine karmaşık sayılarla ilgili bilgim yok, o kısımlarda zorlandım ve sıkıldım ama yine de yılmadan okudum. Kitap tüm matematik tarihini kısaca ele aldığından biraz kalın, neredeyse altı yüz sayfa eh bu da bana iki haftaya mal oldu ama olsun, bu öğrendiklerimi başka nerede öğrenebilirdim ki?


Kitapta matematik tarihi dedik: Antik Yunan matematikçileri, özellikle Thales, Aristoteles, Pisagor, Öklid,. Sonrasında Arap Matematiği, Ömer Hayyam, Harimzi, Nasireddin Tusi. Sonrasında Hint Matematiği. Sıfırı 'Çunya' olarak adlandıran ve ilk kez bulan Hintliler. En son olarak da Batı Matematiği : Tartaglia, Fibonacci, Ferrari, Cardano. Hepsinden söz ediliyor ayrıntılı olarak kitapta.
*
Özellikle Matematik öğretmenlerinin baş ucu kitabı olması gerekecek kadar değerli bir eser bence.
*
Kitaptan çok fazla şey öğrendim: Özellikle matematik terimlerinin bulunuşuna dikkat çekiliyor: Sıfırın bulunuşu, ilk Keops piradinin uzunluğunun ölçülmesi, eşitlik, toplama, çıkarma, logaritma, eksponansiyel gibi simgelerin bulunuşu, fibonacci ve dizimini bulması, denklemlerin bulunuşu, matematikte cebir ve geometrinin ayrılması, buluşması gibi.


Özellikle arka kapakta da belirtildiği için söylemeden geçemeyeceğim: Kitapta matematiğin günlük yaşamda kullanılmış biçimleri örneklerle mevcut çokça. Hani biz diyoruz ya, 'Ya bu benim hayatımda ne işe yarayacak?' diye. İşte kitap genel olarak bu soruya yanıt veriyor, çünkü deha matematikçiler de yaşarken, herhangi bir soruyla karşılaşınca ya da kafalarına bir soru takılınca günlük yaşamda kullanarak buluyorlar bu buluşları. Örneğin; toplama ve çıkarma tüccarlık ve ticaret hayatı sayesinde, kutuların üzerine konan işaretler ilhamlı olarak ortaya çıkmış. Yine Thales, devasa Keops piramidini sadece güneş ve kendi gölgesiyle ölçmüş. Böylece geometri ortaya çıkmış, üçgenler, kareler, dikdörtgenler ve daireler, çokgenler. Hepsi sınırlı bir alan yaratma durumunda çıkmışlar ortaya. Tabi denklemlerin ve modern matematiğin biraz daha farklı bir çıkışı var: Tanıtlama.


Matematik de aslında diğer bilimler gibi kendi başına bağımsız değil, İsa'dan önce 6. yüzyılda matematik ve felsefe iç içeymiş, bundan dolayıdır ki matematikçilerin pek çoğu aynı zamanda da filozofmuş, Aristo ve Arşimed gibi. Yine edebiyatla da iç içeymiş, papürüs ve tabletlere yazılıyormuş buluşlar. Matematik aslında pek çok şeyle alakalıymış, müzik, resim, günlük hayat, astronomi. Günümüzde de yazar matematiği hayvanlar alemiyle ilişkilendirerek böyle renkli ve çok bilgilendirici bir eser ortaya çıkarmış.
*
Sıkılmazsınız diyemiyorum, evet çok sıkılırsınız ama alelacele okursanız. Oysa kendi kütüphanenize ekler ve okuma dönemini uzun bir döneme yayarsanız, hem bilgiler kalıcı olur hem de sıkılmadan bölüm bölüm belki sayfa sayfa okumuş olursunuz :)) Özellikle hala öğrenci olan sevgili takipçilerime mutlaka bu eseri edinmelerini tavsiye ediyorum ^:^


Baştan sona evet baştan sona, çok derin, tasvir dolu, eğlendirici, öğretici, ve de en önemlisi gezdirici bir roman bu. Brezilyadan Sicilya'ya, Tokyo'dan Paris'e... Sıcacık bir aile hayatı içerisinde geçtiğinden ve de çocuklar büyük oranda baş rolde olduğundan roman sıcaklığını matematiğin dayanılmaz soğukluğuna rağmen özet geçişler ve akıcı bir dille kurtarıyor.
*
Bu arada sizlere karakterlerden söz etmedim: En tatlı başrolümüz gökkuşağı renkli bir papağan, adı Nofutur ( Geleceksizlik ). Onu bulan ve kötü adamların elinden kurtarıp üvey annesinin evine getiren evlatlık alınmış yarı sağır kızıl saçlı Max. Max'i evlat edinen bekar anne, Perrette. Perrette'ın tek çocukları ikizler, Jonathan ve Lea, J-L. Mösyö Ruche, filozof, sahaf. Sakatlığından dolayı Mösyö Ruche'ü çeşitli yerleri gezdiren, 404 sahibi özgür taksici Albert. Bakkal Habibi, Cezayir asıllı. ( Yazarın kendi memleketini elbette bir yere sığıştıracağını biliyordum ^^) Don Ottavio, Grosrouvre ve Ruche'ün bir kahveciden eski arkadaşı, şimdilerin mafya babası, Sicilyalı. Elgar Grosrouvre, matematikçi, Amazonya'da Manaus'da yaşıyordu, bir yangında öldü, muhteşem bir matematik dehaya sahip, devasa ve çok kıymetli bir kütüphanesi var, Nofutur'un gerçek sahibi. Mamaguena ( Nofutur'un dişisi ). NOT: Bu arada Perrette Mösyö Ruche'ün kızı gibi, sahafta çalışıyor, çocuklarıyla Mösyö Ruche'ün evinde kalıyor.


Sıcacık bir aile hikayesi de eklenince matematiğe hem çocuklara hem de yetişkinlere hitap eden bir eser çıkmış ortaya, eser diyorum çünkü bence o asla bir kitap değil, o bir yapıt. Kesinlikle kendi kütüphanemde - kendi evim olursa bir odasını muhakkak kütüphane yapacağım inşallah - yer vermek istiyorum kendisine.
*
Saman sarısı yapraklar ve orta büyüklükte bir punto ile yazılmış. Bazı önemli kısımlarda italik, bazı yerlerde de kalın harfler dikkatlice yerleştirilmiş. Özenli bir çalışma olmuş da diyebiliriz biz buna. Arada gidin bacım, kütüphanelere gidin, bakın ne cevherler çıkıyor oralardan :))
*
Hıh! Sizlere önemli bir noktadan bahsetmeyi az kaldı unutuyordum, şekiller ve çizimler! Kelimelerin çoğu zaman matematikte yetersiz kaldığını bilen matematikçi yazarımız şekil ve çizimlerle kitaba hayat katmış da diyebiliriz, anlayamadığımda hep şekillerden yardım aldım :))


Kitapta yer alan her bir karakter aslında çok renkli, hatta hayvan karakterimiz bile çok renkli. Ancak karakter olarak Lea ile Jonathan adlı muzır ikizleri tek geçerim. Diyalogları çok tanıdıktı :))
*
Bu arada kitapta deha matematikçilerin eserlerinden bazıları isim olarak geçiyor, bazıları ise kısaca özetleniyor. Bunlardan biri de Öklid'in 13 kitaplık Elemanlar serisi. Kitap kitap kısaca özetlenmiş, birkaç paragrafla.
*
Kitap Fransızca yazıldığından ve ben Fransızca bilmediğimden bazı espirileri anlayamadım, ama çok espirili bir dili var kitabın, karaktere renk üstüne renk katan. Yine Yunanca bazı isimleri de telaffuzda zorlandım, bu arada sanırım yazarda bizdekinin aksine az buçuk bir Yunanlı hayranlığı var :(
*
Antik dönemde Hipparkhos ve Hypatia gibi önemli matematikçilerden de söz etmiş kitap. Özellikle ilk kadın matematikçinin sonundan ve daha o dönemden belli olan bu tek taraflı kadını yok sayan anlayıştan nefret ettim. Ancak ilk hayvan matematikçinin kadın olması sevindirdi beni .))


Yunanlı matematikçilerin çözemediği ve günümüzde de halen çözülmemiş olduğunu anladığımız üç problem ise kitapta geniş yer tutuyor, bu arada kitabın kurgusuna bayıldım, geçmişin günümüze uyarlaması gibi olmuş. Bu problemler şöyle:

1- Dairenin dördüllenmesi
2- Küpün iki katının alınması.
3- Açının üçe bölünmesi
*
Fibonacci'ye de değinmeden geçemeyeceğim, ben ilk kez adını Dan Brown'ın favorim olan kitaplarından 'Da Vinci'nin Şifresi' isimli kitapta ve filmde görmüştüm ve duymuştum. Sayı dizimi ile ilgili olarak bir araştırma yapmak zaten istiyordum. Ancak resmen ayağıma gelmiş gibi oldu. Fibonacci diye bilinen kişi bu sayı dizimini tavşanların çiftleşmeleri sayesinde bulmuş! Gerçekten de inanılmaz, bu arada tavşanlar çok iğrenç bir çiftleşme sürecine sahipmiş, bunu da öğrenmiş oldum.
*
Bu arada Ömer Hayyam, Hasan Sabbah, ve Nizamülmülk Abdülkasım'ın arkadaş olduklarını ve aralarındaki hikayeyi bilmiyordum, kitapta yer alan böyle onlarca anekdot sayesinde öğrenmiş oldum :))


Kitapla ilgili belki de tek eleştirebileceğim şey bir 'Dizin'in bulunmaması olabilir, örneğin, anahtar bir kelimenin hangi sayfalarda geçtiğini bilseydim eğer kitap benim için tamamlanmış bir kitap olacaktı, yazar keşke üşenmeyip bir dizin oluştursaydı :(


Kısacası, matematikle ilgilenen, dört işlem düzeyinde bile olsa, tüm öğrencilere, matematik öğretmenlerine, matematiğin günlük hayatımızla olan ilişkisini merak edenlere, hem bir roman okumak hem de bir şeyler öğrenmek isteyenlere, matematik tarihini ve bu süreci merak edenlere, benim gibi matematik hayranlarına mutlaka ama mutlaka tavsiye edebileceğim şahanelikte bir eserdi. Bu kitabı tüm insanlığa tavsiye ediyorum, hem vaktinizi değerlendirmiş hem de aklınızdaki sorulara cevap bulmuş olursunuz ^^ Bu arada şunu da eklemeden geçemeyeceğim, benim klasik sözlerimdendir bu :)) ' Elin oğlu nelerle uğraşıyor biz nelerle? ' Evet okuyalım ve bir ders çıkaralım, zira kitapta bir tane bile Türk isme rastlamadım (:( Çok üzücü, bilimde bayağı bir geriyiz malesef, bugün o bir sürü insanın aşağıladığı ve alay ettiği Araplar bile matematiğe bir dönem yön vermişler, trigonometriyi bulmuşlar... Okuyalım ve şapkayı önümüze alalım arkadaşlar...
*
Kitaba puanım: Yıldızlı 5

Daha güzel kitaplarda ve eleştirilerinde de buluşalım!

Takipte Kalın




hasibecengizkarakuzu@gmail.com
Herkese sevgiler, 

Hasibe 

















You Might Also Like

4 yorum oku / yaz

  1. Bu kitabo arkadaşımdan alıp okumuştum ve yabi balık hafızamla unuttum. Unutmadığım tek şey matematikle ilgili olduğu ve bemim çok sevdiğimdi. Şimdi büyük bir umutsuzlukla internette arayayım bakalım bılabilecek miyim dedim. Nasıl mutlu oldum :) Teşekkürler :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim, ne mutlu bana ki rastgele de olsa böyle şahane bir eseri okudum :)) Okullarda okutulması taraftarıyım hatta, özellikle de Matematik derslerinde. Size yeniden hatırlatma ödülü de bana nasip oldu desenize :)) Güle güle okuyun o zaman :)

      Sil
  2. Çok çok ilginç bir kitap olduğu kesin. :)) Ben de sevgili Handan'dan tıklayıp geldim. Emek verilmiş bu ayrıntılı tanıtım için çok teşekkürler. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayy asıl bu harika ötesi yorumunuz için ben teşekkür ederim :)) Beğenmenize çok sevindim :)

      Sil

Fikrini paylaşırsan çok sevinirim:)))